top of page

Ah! İçimde Bir Vicdan Var, Susturulmuş Adalete Hasret!

Ah, etiğin düşmanıdır bu günümüz liderleri; ardına takılan herkesi sürükler yoldan çıkışlarıyla.


Nice çark döner ıssız kalelerde: karanlıkla fısıldaşırlar yasalarıyla, – susarlar yüreğin sorusu karşısında. Ah! Koltuğa oturuyorlar: ama dokunabiliyorlar mı yüreklere?


Dikilin karşısına ve deyin ki: "Vay, tüm yönetenlerin körlüğü! Vay, akılların tutulması! Vay, unvana duyulan arzu! Vay, güçteki müthiş hapsoluş!"


(...)


Ey kardeşlerim! Etik bilgiyle yıkanmayan, onurunu yitirme tehlikesiyle karşı karşıyadır; davrananın eli ve yüreği sağırlaşır bencil eyleminden. Evet! Ehil olmadığı koltuğa oturan, utancını yitirmenin eşiğindedir.


Vay, ehliyetsiz olanlar, karanlığa ait olanlar, sizlersiniz ancak gölgelerini yalancı liderlikten yaratanlar!


(...)


Hayır! Benimde vicdanım sızlamıyor artık bunlara, yok olan insanlığın utancıyla; adaletim fazlasıyla keskinleşti, E2 gibi affedemez o artık.


Ha! Bağışlamayan, affedemeyen bir hakkaniyet var içimde; yükseltmek istiyor sesini. Suçu cezalandıran bir hakikate duyulan özlem var içimde, kendisi de adaletin acı dilini konuşuyor.


(...)


Ey sevilenler! Bir unvan, sahibine asalet bahşetmez. Çünkü erdem denilen, başkasına fayda sunan bir seçimdir; ve o seçimin ağırlığını taşımak, yüreğin derinliğine bağlıdır.


Evet, ölümlü bir yürekte yaşar her unvan, sahibinden çıkan suçu yine kendisi örter, başkasını kirletir!


(...)


Ama güce sahip olan değil; bilgiyi niyet ve iradeyle birleştiren kişi, insanı insan kılar yeryüzünde. Evet, yalnızca niyette yaşayan bir şey vardır iyilikte; büyümek ister o iradeyle.


O halde unutmayın, ey güç sahipleri! Aklı, hakikatin ışığıyla beslemeden yola düşmek; yıldızsız okyanusa açılmak gibidir!


(...)


Hakikat nedir? Gerçek bilgi nedir? Yeni bir sistemin tohumu olan mı?


Ah! Islah eden bir şeydir o, sulha vesile olan ve insanlığa fayda sunan evrensel bir değerdir!


(...)


Aman dikkat! Hakikat, çilesi çekilmeden ele geçirilemez! Onu bilmek değil, yaşamak gerek, bedeliyle yanarak, yürüyerek, dönüşerek!


(...)


İşte bu! Hakikatin hiç durmadan bedel ödemesidir benim yoksulluğum; kutsal göğün fısıldadığı aydınlanmış sabahları görmektir benim özlemim.


(...)


Bugün bir uçurum var şimdi oturmakla yönetmek arasında ve ilk önce bu derin uçurumun aşılması gerek! O yüzden soruyorum sizlere: Liderin görevi sadece yönetmek midir?


Ha ha! Ne ki hakikatin varlık bulması, liderin içindeki gücü açığa çıkarmasıyla mümkündür.


(...)


O halde dinleyin: Liderin işi, insanlardaki uykuyu parçalamak ve toprak altındaki volkanı harekete geçirmektir! Evet o, insanın içindeki gücü, sadece irade, gayret ve azim ile uyandırır.


Ah! Lider, gerçek bilgiyle nefes alan ve onu iradeyle yoğurup davranışa dönüştürendir. Evet! Bilgiye sahip olan değil, onu harekete dönüştürebilen kişidir.


O -hakikatin taşıyıcısı- hayal edilen bir yangını tutuşturur.


(...)


Erişilmez zirvelerdeyim ben; ama ah, kapı olsaydım! Ne ki yüreklerde açılmaktır benim söylemlerim.


Ve şimdi: Bir hesaplaşma doğuyor içimde: geçmek istiyorum kendimden, ulaşmak istiyorum o kapıdan yüreklere, anlaşılmamaktan anlayışa: – evet, böylesine açım hakikate.


(...)


Ah, zavallı ben ve açlığım: Yüreğim yanıyor tüm adaletsizlikleri görmekten! Ah, içimde bir vicdan var, susturulmuş adalete hasret.


Vay, karanlık olanlar, alışkanlığa ait olanlar, sizlersiniz ancak insanlık onurunu yok eden düzeni yaratanlar!


(...)


Hakikat olsun işte bu size: Şimdi içimden bir volkan gibi fışkırıyor tutkum – zorluklarla yanmayı, engellerin üstünden yürümeyi ve değerlerle dönüşmeyi arzuluyorum.


Hakikat olsun işte bu size: Şimdi daha yüksek sesle konuşuyor bilgeliğim. Evet! Benim cesaretim bedel ödemekten çekinmeyen bir kudrettir!


(...)


Evet! Benim ikna etme mutluluğum sona erdi söz ederken, erdemim kendinden bıktı onları adaletsizlikleri yüzünden!


Böyle bir tepki düşünüyor erdemim; böyle bir bedel istiyor yalnız adaletten.


(...)


Ne! Senden dinliyorlar mı? Ama ayağa kaldırabiliyor musun düşenleri?


Oysa çok şey görüyorum ben, kendimden çıkan söylemleri yine kendi yüreğimde taşıyorum.


Evet! Yükseklerdeyim ben bir kartal gibi; ama köstebek mi olsaydım keşke? İşte budur üzüntüm: başkalarının yanlışlarıyla kuşatılmış olmak ve görmek zorunda kalmak.


(...)


Hayır! Artık herkese konuşmuyorum: Bir çözüm sunma mutluluğum sona erdi sunarken, liderliğe olan söylemlerim bile kendinden bıktı, onların bu basitlikleri yüzünden!


Böyle bir cevap taşıyor artık yüreğim; böyle bir öğüt fışkırıyor onlara varlığımdan.


(...)


Ah, bencillikle sarılı etrafım, ruhum yanıyor onlardan! Ama hala içimde bir direnç var, onların insan kalma susuzluğuna hasret.


Bir dönüşüm doğuyor bilincimden: ama ayrılmak istemem yine de sürüden, evet dönüştürmek istiyorum güzel geleceği bu sürünün karanlığından: – böylesine açım aydınlığa.


(...)


Evet! Hakkıyla bilinmez ama yaratıcıdır düşüncelerim, düzene karşı kaderin derinliklerinde: azdır belki kalabalığa karşı – ama böyle değiştirir dünyayı her azınlık. Ah! Bir avuç nitelikli azınlık!


(...)


Acımasızdır haksızlığa karşı yüreği, soğuktur bencil bilince karşı – böyle dolaşır her gerçek Lider!


Bir fırtına gibi uçar o kendi yolunda, böyledir onun dolaşması. Amansız bencilliğe boyun eğmez, ha! Budur onun sınavı.


(...)


Ey, bugünün erk sahipleri! Yükü taşımadan söylenerek; omzuna değer değmez sıvışıp giden bir hayalet gibi kaçmayın – böylece beslersiniz adaletsizliği!


Ha! Beklemenin mutluluğunu bilmediğim için harekete geçmenin, beklemekten daha büyük bir erdem olduğunu haykırıyorum size!


(...)


Amaç oldu bana: Şimdi gelecekten bir anlam gibi yağıyor amacım – inşa etmeyi arzuluyorum


Ve bir çığlık doğuyor ondan: ayağa kaldırmak istiyorum düşenleri, yürütmek istiyorum duraklayanları.


Sizi davet etmek isterim. Sizi, ey geleceği inşa edecek aykırılar! – ve doruklara tırmanmak isterim sizin ateşinizle.


(...)


O halde, ey aykırılar; Her biriniz, bir sistemin parçası olmaktan öte, yeni bir geleceğin tohumu olun!


Unutmayın! İnsan bir sonuç varlığı değil, süreç varlığıdır. Ve bu sürecin her adımında yürüyen, düşünen, sorumluluk alan herkes—hakikatin bir taşıyıcısıdır.



26 Ocak 2026

ODTÜ, Ankara

Zihinsel Geviş Getirme Seansları XII

Yorumlar


bottom of page