top of page

Ah! Kendiniz İçin İstediğinizi Niçin Herkes İçin İstemiyorsunuz?

Güncelleme tarihi: 29 Oca

Güzel yoktur.

Çirkine dayanabilen vardır!

 

Ve insan, güzeli kendini istisna yazdığı an

göklerin bahçesinden yeryüzüne düşer.

Bir gün içlerinden biri çıktı ve dedi ki:

Geçmişime baktım.

Geleceği hesapladım.

Anı da kutsadım.

Ama içimdeki ağırlık gitmedi.

 

Baktım ona da biraz süre suskun kaldım.

Çünkü bilirdim:

Bazı yükler zamanla değil,

kaçak niyetle büyürdü!

Hayır! Saate ant olsun ki hayır!

Bu yük zaman değildir.

Bu, kendine serbest bırakıp

başkasına yasakladığın şeylerin ağırlığıdır.

 

Ey sevilen!

Geçmişi kurcalıyorsun ama

başkasının hatasını bağışlamıyorsun.

Geleceği düşünüyorsun ama

iyinin çoğalmasından korkuyorsun.

Anı yüceltiyorsun

çünkü kimse senden hesap sormuyor.

 

Evet! Sen zamanı bölüyorsun

çünkü eylemini savunamıyorsun.

Ve işte bu yüzden

ağır geliyorsun kendi vicdanına.

Güzel yoktur.

Hakikati taşıyabilen vardır!

 

Evet! Güzel denilen şey,

herkes için taşınabilir değilse

yüktür o ömrü taşıyana.

 

Gerisi mi?

Lezzetle süslenmiş bencilliktir.

Sordum ona:

Eğer herkes sen olsaydı,

bu düzen ayakta kalır mıydı?

Yoksa sen ayakta kal diye

başkaları ezilir miydi?

 

Bu sefer o sessiz kaldı.

Çünkü ekmeğini kimseyle bölmemişti.

Oysa herkes bilirdi şunu:

Genelleşemeyen her davranış ahlak değildir;

Ah! Örtülü bir imtiyazdır o.

 

Hayır! Ey insan!

“Benim şartlarım farklı” dediğin an

yasayı kendinden çıkarırsın.

“Herkes böyle yapıyor” dediğin an

sorumluluğu kalabalığa savurursun.

Ama yasa mazeret dinlemez ki!

O tek bir şey sorar:

Eğer herkes sen olsaydı,

hanginiz ayakta kalırdı?

 

Ah, insanların çoğu şunu bilmez!

Güzel yoktur,

Meğer ki herkesin sahip olduğu bir şey olsun!

Dedim ki diğerlerine:

Siz de vicdanı parçalara bölersiniz.

Bir parçasını geçmişe gömersiniz.

Bir parçasını geleceğe zincirlersiniz.

Kalanıyla da anı kutsarsınız.

Ama hiçbirinde durmazsınız.

 

Geçmiş dersiniz de yargıdan kaçarsınız.

Gelecek dersiniz ama sorumluluğu ertelersiniz.

An dersiniz hesabı boğarsınız.

Sonra da bana sorarsınız: “Niye içim ağır?”

 

Ah! Kendiniz için istediğinizi

niçin herkes için istemiyorsunuz?

Ey mazeret! Ey bahaneler!

Her durumda başka bir yüz takmana

ant olsun ki sen bir gerekçe değil,

ustaca kurulmuş bir kaçış düzenisin.

 

İşte ben bu yüzden,

tek bir soruya tutunurum ben:

Şimdi yaptığım, başkalarına da yapılabilir mi?

Bunu dinleyenler dediler ki:

“Gerçekten seni anlamıyoruz.

İnsan hayatı güzelce yaşamalı değil mi?”

 

Başımı salladım. Ve dedim ki:

“Şüphesiz insan güzeli ister.

Ama başkaları için geçerli olmayacak şey,

nasıl güzel olabilir?”

 

Göklerin yasası haz arayanı değil,

hesap verebileni çağırır.

Evet! Ahlak bir his değildir. Bir sınamadır!

“Hayat bu kadar uzun değil,” dediler.

Ama onları ürküten zamanın kısalığı değildi.

Kaçacak yerin kalmamasıydı.

 

Ah! Güzel yoktur.

Çünkü güzeli arayan,

taşıyamayacağından korkar!

Bir keresinde ayağa kalktım ve dedim ki:

Ey insan! Sor kendine!

Şimdi yaptığın şey, herkes tarafından yapılsaydı bu dünya buna dayanır mıydı?

 

Bununla ben onların huzurunu bozdum.

Çünkü bazı huzurlar hesap vermeden kurulmuştur.

Ve hesap vermeyen huzur ahlak değildir; o bir çürümedir.

Evet! Ben, zamana yaslananlardan değilim.

Ben, eylemini ölçüye vuranım.

Ve bu yüzden de kalabalıklar arasında

Yalnız yürümeyi göze alanım.

 

 

 

28 Ocak 2026

ODTÜ, Ankara

Zihinsel Geviş Getirme Seansları XIII

 


Yorumlar


bottom of page