
İyimserlik Üzerine...
- Ergün Gültekin

- 5 gün önce
- 1 dakikada okunur
Neşeni her gün içine gömme, ey kardeşim;
yoksa yüreğin
kendi ağırlığını geviş getirir de keder,
içinde besili bir hayvana dönüşür.
Bir gülümseyiştir bazen ilk başlangıç;
küçük bir kıpırtı,
yüreğin kendi karanlığına verdiği
sessiz bir “Evet!”
Henüz zafer değildir bu;
fakat donmuş çarkı ilk kez döndüren odur.
Küçük gördüğün o gülüşün kıvrımında,
nice büyük sözden daha çok hayat vardır.
Kim bilebilir ki,
insanın yeniden doğrulması için
bazen neden yalnızca dudaklarında
ufacık bir tebessüm gerektiğini?
Zira insan,
çoğu zaman büyük kararlarla değil, küçücük gülümseyişlerle
yeniden hayata bağlanır.
Bir dilek, ümitli bir bakış ve bir tebessüm…
Ve uzun süredir kapalı duran bir kapı
içeriden usulca aralanır.
...
İyi bir dilek daha duru konuşur
karamsarlığın uğultusundan.
Onu bir anda susturmaz belki;
fakat insana yeniden yeryüzünün sesini,
dimdik duranların nefesini
ve başka bir ihtimalin varlığını duyurur.
Ve gün olur iyimserlik yüreğinden kaçarsa
ah, pek sever umut,
en karanlık saatte saklanmayı!
İşte vakit suskunluğunu hakikat sanma
ve korkunun ağzından çıkan hükmü
kendi sesin sanma.
Evet korku da konuşur;
fakat onun dili,
insanı üşütmeyi pek sever.
...
İçindeki diri olan desin korkmuş Ben'ine:
"Hâlâ buradayım!"
Bunun üzerine dudakların önce fısıldasın,
sonra yüreğin öğrensin:
Yaşıyorum; öyleyse seçebilir,
değiştirebilir ve yeniden başlayabilirim.
...
Sahi, diri misin hâlâ?
Öyleyse bu sözü önce
kendi karanlığın işitsin.
Çünkü insan,
yalnızca kendisine söylediği
tek bir cesur cümleyle
yeniden ayağa kalkabilir.
Unutma! Başkalarına ulaşmadan önce
sahibini uyandırmayan hiçbir söz,
gerçek bir çağrı değildir geleceğe!
11 Temmuz 2026
ODTÜ Eymir Gölü, Ankara



Yorumlar