top of page

İyimserlik Üzerine...

Neşeni her gün içine gömme, ey kardeşim;

yoksa yüreğin

kendi ağırlığını geviş getirir de keder,

içinde besili bir hayvana dönüşür.


Bir gülümseyiştir bazen ilk başlangıç;

küçük bir kıpırtı,

yüreğin kendi karanlığına verdiği

sessiz bir “Evet!”


Henüz zafer değildir bu;

fakat donmuş çarkı ilk kez döndüren odur.

Küçük gördüğün o gülüşün kıvrımında,

nice büyük sözden daha çok hayat vardır.


Kim bilebilir ki,

insanın yeniden doğrulması için

bazen neden yalnızca dudaklarında

ufacık bir tebessüm gerektiğini?


Zira insan,

çoğu zaman büyük kararlarla değil, küçücük gülümseyişlerle

yeniden hayata bağlanır.


Bir dilek, ümitli bir bakış ve bir tebessüm…

Ve uzun süredir kapalı duran bir kapı

içeriden usulca aralanır.


...


İyi bir dilek daha duru konuşur

karamsarlığın uğultusundan.

Onu bir anda susturmaz belki;

fakat insana yeniden yeryüzünün sesini,

dimdik duranların nefesini

ve başka bir ihtimalin varlığını duyurur.


Ve gün olur iyimserlik yüreğinden kaçarsa

ah, pek sever umut,

en karanlık saatte saklanmayı!


İşte vakit suskunluğunu hakikat sanma

ve korkunun ağzından çıkan hükmü

kendi sesin sanma.


Evet korku da konuşur;

fakat onun dili,

insanı üşütmeyi pek sever.


...


İçindeki diri olan desin korkmuş Ben'ine:

"Hâlâ buradayım!"


Bunun üzerine dudakların önce fısıldasın,

sonra yüreğin öğrensin:

Yaşıyorum; öyleyse seçebilir,

değiştirebilir ve yeniden başlayabilirim.


...


Sahi, diri misin hâlâ?

Öyleyse bu sözü önce

kendi karanlığın işitsin.

Çünkü insan,

yalnızca kendisine söylediği

tek bir cesur cümleyle

yeniden ayağa kalkabilir.


Unutma! Başkalarına ulaşmadan önce

sahibini uyandırmayan hiçbir söz,

gerçek bir çağrı değildir geleceğe!




11 Temmuz 2026

ODTÜ Eymir Gölü, Ankara

Yorumlar


bottom of page