top of page

Aykırı Ruhun Aynası: 10 Çağrı

Güncelleme tarihi: 28 May 2025

Birinci Çağrı: Dinlemenin Aldatmacası

“Dinle,” dediler ki anlayasın—

Ama kulağıma değen her ses,

Ruhuma dokunmadı.

Duyduklarımda yankı bulmayan ise

İçimde sessizliğe karıştı.

Ah! Ne çok ses vardı—

Ancak içlerinde hakikat yoktu.

İşte o an buldum:

Kulaklarla işitmekten vazgeçip

Vicdanımla dinlemeliydim.

Ve yankılandı birincisi:

Ben sadece hakikatin fısıltısını

Dinlemek istedim!

...

İkinci Çağrı: Sözün Giyinmesi

Kendini güzel anlat dediler—

Ve ben, her gösterişli kelimede

Sahte bir suskunluk duydum.

Çünkü sözün hakikati taşımadığı yerde,

Estetik sadece gerçeği örtmeye yarardı.

Olmazdı! Parlayan her kelime,

Değer katan bir anlam taşımazdı.

İşte o vakit düşündüm:

Ben anlatmak istediğimle

Çıplak hakikati söylemeliydim.

Ve yankılandı ikincisi:

Evet! Ben hakikati süslemeye değil,

Onu yaşatmaya geldim!

...

Üçüncü Çağrı: Değişimin Cazibesi

Uyum sağla dediler—

Ama değişim dedikleri,

Yozlaşmayı süslemekten başka bir şey değildi.

Onların değişim dediği,

Sadece eski hataları yeniden boyamaktı.

Hayır! İtaatle bir olan uyum,

Kendinden vazgeçmenin utancıydı.

İşte o vakit düşündüm:

Adaletsiz bir düzene alışmayı değil,

Değerlere sadık kalmayı seçmeliydim.

Ve yankılandı üçüncüsü:

Evet! Ben çoğunluğa karışmayı değil, Değerlerle ayrışmayı seçtim!

...

Dördüncü Çağrı: Gücün Kabuğu

Güçlü ol dediler—

Ama güç, duyguları bastırmak olmuştu.

Ve o bastırılmış duyguların ardında,

Donuk bir mutsuzluk gizlenmişti.

Hayır! Sessizlik bazen sabır değil,

İçten içe kanayan bir inkârdı.

İşte o an fark ettim:

Duygularımı bastırarak değil,

Onlarla yüzleşerek büyümeliydim.

Ve yankılandı dördüncüsü:

Evet! Ben duygumu inkâr etmeden

Güçlenmek istedim!

...

Beşinci Çağrı: Kalbin Yönü

Duygularını yönet dediler—

Çünkü aklın pusulası,

Kalbin fırtınasında bozulur sandılar.

Ama ben gördüm:

Susturulan bir yürek, en sonunda

Kör bir aklın uçurumuna sürüklenirdi.

Meğer harekete geçiren,

Aklın fısıltısı değil—duyguların enerjisiymiş.

İşte o an anladım:

Rüzgâra karşı durmak değil,

Onunla yol almayı öğrenmeliydim.

Ve yankılandı beşincisi:

Evet! Ben yönümü aklın haritasında değil,

Kalbin pusulasında bulmak istedim!

...

Altıncı Çağrı: Hakikatin Gücü

Birlikte hareket etmeli,

Bir ekip olmalıyız dediler.

Ama ben sürünün yönsüzlüğünde,

Tek başına doğruları taşıyanları aradım.

Evet! Kalabalık doğruyu büyütmezdi,

Arzularla yürür, vicdanın sesini boğardı.

Tam o an karar verdim:

Çoğunluğa değil,

Hakikate omuz vermeliydim.

Ve yankılandı altıncısı:

Ben kalabalığın gölgesinde değil,

Doğruların ışığında yürümek istedim!

...

Yedinci Çağrı: Liyakatin Yolu


Yön belirle, Yol göster!” dediler—

Ama kendi yönünü bilmeyenler,

Bize bu nasihati gururla söyledi.

Ve ben gördüm:

Liyakatsiz liderin tercihleri

Akıl, vicdan ve tecrübeye yaslanmazdı.

Ah! Ne acıydı:

Bilgelik taşımayanın, en önde yürümesi!

İşte o vakit bildim:

Yol göstermek, boş lafla değil—

Çilesi çekilmiş bilgiyle kazanılırdı.

Ve yankılandı yedincisi:

Ben sesi çok çıkanlara değil,

Tecrübeye yaslanan liyakata kulak verdim!

...

Sekizinci Çağrı: Sonuç Tapınması

“Sonuca ulaş!” dediler—

Engelleri ezerek geç!

Ama ben gördüm:

Bazı başarılar, insanlık onurunun

Çiğnenmesiyle elde ediliyordu.

Ah! Ne çok erdem,

Sadece sona ulaşmak uğruna feda edildi.

İşte o an anladım:

Gerçek bir dava, yalnızca zaferle değil,

Vicdanı lekesiz bırakan bir yolla kutsanırdı.

Ve yankılandı sekizincisi:

Ben kendime değil,

İnsanlığa hizmet eden bir başarıyı sevdim!

...

Dokuzuncu Çağrı: Yaratıcılığın Anlamı

Yaratıcı ol, farklı düşün! Dediler—

Ama ben dikkat çekenin değil,

Yürekleri onaranın izinden gittim.

Anladım ki gerçek yaratıcılık,

Yeni fikirler üretmek değil,

İkinci bir şans vermekti insana.

Evet! Yaratıcılık,

Kin yerine merhameti seçmek,

Yıkmak yerine yeniden kurmaktı.

İşte o an bildim:

Yeni bir şey söylemek değil asıl yaratım—

Yaşatmaya cesaret etmekti.

Ve yankılandı dokuzuncusu:

Ben yeni görünmek için değil,

Unutulanı hatırlatmak için geldim!

...

Onuncu Çağrı: Uyumun İhaneti

İşbirliği kur, herkesle iyi geçin dediler.

Ama her yan yana yürüyüş,

Aynı yöne bakmak değildi.

Evet, bazı uzlaşmalar

Değerleri susturmanın kibar biçimiydi.

Hayır! İşbirliği bazen erdem değil, alçalmaktı.

O vakit fark ettim:

Kutsal bir amacı taşımıyorsa

İşbirliği bencil arzulara hizmet ederdi.

Ve yankılandı onuncusu…

Ben birileri nemalansın diye değil,

Hakikatin yükünü taşımak için geldim.

27 Mayıs 2025

Oran, Ankara


Yorumlar


bottom of page