
Çünkü Ateşle Yanılmak, Kül Olup Yerinde Saymaktan Daha Soyludur!
- Ergün Gültekin

- 15 Oca
- 2 dakikada okunur
Bugünün kalabalıklarında
ağır ağır yürüyen yaratıklar vardır;
korkuyla bağlanmış dillerini
itaat gibi boyunlarında taşırlar.
Oysa bir varlığın
kendi yolunda yürüyüp yürümediği
ayağının yere vuruşundan anlaşılır.
Ve işte,
Gözüm sizi seçti —
Ey aykırılar.
Suskun, çekingen,
Adım atmaktan ürken bir varlık gibi;
Sık sık bir köşeye çekilirken gördüm sizi!
...
Uyumluluk mu?
Bırakın o yaldızlı zincirleri
ve bütün o aldatıcı parıltıları!
Çünkü ateşle yanılmak,
kül olup yerinde saymaktan daha soyludur.
Siz, buradaki aykırılar,
düzenin gözünde “yaralı” sayılmaz mısınız?
Gerçeği rahatın önüne koyduğunuz için
ayık oluşunuzda ve benzemeyişinizde
şaşılacak ne var, ey yalnız yürüyenler!
...
İçinizde sizi huzursuz eden o duygu,
dünyanın henüz doğmamış yarınını
var etmek isteyen
bir kudretten başka nedir?
Ah! Kimi tohumun çatlamasında
şaşılacak ne var?
Bilin ki tüm gerçek yürüyüşler
düz çizgilerle değil,
düşüşler ve kayalara çarpışlarla,
evet — bedelli kıvrımlarla yaklaşır menziline.
Irmaklar gibi dolanır o azimli olan;
taşları yaralayarak açar yolunu,
ve ancak kanayarak varır denize.
...
Kaçının o taş yürekli sıradanlardan!
İnsanı kurallarla sınırlandıran,
uyumu erdemin önüne koyan
soğuk bir soydur onlar;
kendi kabukları dışındaki
hiçbir farklılığı tanımazlar.
Oysa siz derini arayan,
iç yasasıyla yürüyen,
ve yazgı taşıyan tinlersiniz, ey aykırılar!
...
Sahiden, siz bir tasdik eden değilsiniz,
salyalı bir yandaş gibi de durmazsınız
yaygın yanılgılara ve alışkanlıklara.
Ah! Kendi doğrularınızı bile
tutuşturup ateşe atarsınız;
evet, seversiniz dönüşmeyi
ve hakikatle yeniden doğmayı.
...
Yeryüzü çürüyüşler
ve buz yüreklerle dolu olsa da,
siz yalnız ama yönünü bilen iradenizle
korkusuzca yürürsünüz belirsizliğin üzerine.
Yumruklarınızı sıkıp
yüreklice yürürsünüz.
O hâlde, ey kalıba sığmayanlar,
ne önemi var ki
başkalarına benzemeyişinizin
ve onlar gibi düşünmemenizin?
Evet! Diri olan her zihin
hiçbir dogmayı put yapmaz;
her yalan sözü akılla söker,
her çürümüş öğretiyi yüreğiyle yaralar.
...
Ha! Ne çok değişim mümkün burada!
O hâlde
dağ yarıklarından kopan
öksüz bir fırtınaya benzeyin:
kimseden buyruk almadan yön bulan
bir yıkımdır o!
Evet, ey çok sevilenler!
Gerektiğinde övgü tutkusuna düşman,
gerektiğinde yergi korkusuna kahkaha olun.
Mühürlenmiş tüm doğrulara karşı
vahşi, özgür ve kendi başına
korkusuz bir yürüyüş olun.
...
Yükseğe kaldırın gözlerinizi,
o kutsalın göğüne;
ama bedelini de unutmayın.
Çünkü bedel ödemeyi bilen her aykırı,
en kara düzenin içinde bile
güneşli bir yarın doğurur.
Bedel ödüyorsunuz siz, ey aykırılar —
yalnızlıkla, dışlanmayla, küçümsemeyle.
Bırakın kalabalık size sırtını dönsün
siz onların diliyle konuşmadığınızda!
Çünkü uykuyu bozan, yarını uyandırır.
Ama bu bedel bir yazgının mührüdür.
Evet! Siz yaratmak için yıkarsınız.
O hâlde yükseltin gözlerinizi,
ama yüreklerinizi de ateşte tutun!
Çünkü hakikati değerlerle arayan her ruh,
göklerin kutsal sesini yeryüzüne indirir!
15 Ocak 2026
Kartepe İzmit




Yorumlar