top of page

Aşabildiği Ölçüde Kendini, İnsandır İnsan!

Ey dostlarım! Başkasının dudaklarından dökülen emirlerle yaşayanlar çoktur; kendi vicdanının buyruğuna kulak verenlerse az.

Bu yüzden derim size: Korkmayın zalimin yüzüne karşı hakikati haykırmaktan!

Evet dostlarım! Kölelik insanın yazgısı değildir. Uzun süre taşınmış bir korkudan başka nedir ki o; cesaretin çekip gittiği yüreklerde barınan?

...

Ey dostlarım! Bakmaktan korkmayın anlamsızlığın uçurumuna; fakat izin de vermeyin onun sizi yutmasına.

Ah! Nice insan gördüm: Karanlığı fark etti ve geri çekildi. Daha nicelerini gördüm: Karanlığa alıştı ve kader adını verdi ona.

Ama ben size başka bir şey öğretiyorum, dostlarım: En sert rüzgârların altında bile kurulabileceğini daha adil bir düzenin; en çorak toprağın üstünde bile yükselebileceğini daha yüce bir hayatın.

Bu yüzden yürüyün sınırlarınızın üzerine! Zira aşabildiği ölçüde kendini, insandır insan.

...

Bilmez misiniz ey dostlarım? Değerlerden söz eden çoktur; onları ruhuna indirebilen ise az. Ah! Bu yüzden parmaklar hep başkalarını gösterir; kendine dönen parmak ise titrer.

Hayır! Hatalarınızın yükünü başkalarının omzuna bırakmayın; yürüyün üzerine onların, çözülüp dağılıncaya dek.

Çünkü insanı olgunlaştıran, kusursuzluğu değil; kendi kusuruyla yüzleşebilmesidir.

...

Ey dostlarım, bilmez misiniz? Bir toplumun geleceğini karartan, düşmanlarının gücü değildir önce; kötülüğe karşı duyarsızlaşmasıdır.

Ve insanı silikleştiren de budur: Çürümeye alışmak, sessizce alışmak ve sonunda ona göz yummak.

Ah! Nice insan gördü bu gözler: Eğriliğe göz yumdu önce; sonra doğruluğa yabancılaştı.

...

Eğer yükünü omuzlamayı öğrenmiş insanlar olsaydınız, çöreklenmezdi üzerinize bu kadar yılgınlık, bıkkınlık ve tükenmişlik.

Ama henüz geç değil, ey dostlarım! Yakınmaya kuvvet buluyorsunuz; öyleyse yük taşımaya da kuvvet bulabilirsiniz.

Evet dostlarım, yükseltin sesinizi! İsyan edin nefessiz bırakan adaletsizliklere! Kollarınızı kavuşturup memnuniyetsizliğin gölgesinde oturmayın!

Düzelir mi eğrilen şey, yalnızca surat asmakla? Hayır! Yakınanlardan olmayın; yük taşıyanlardan olun.

...

Mücadele etmeliyiz ahlâksızlıkla; yalnız öfkeyle değil, akılla ve adaletle.

Ah! Çürümüşlüğe alışmayı erdem sananların vay haline!

Kök salar kötülük, alışıldığı yerde. Hayır! Kök saldığı yerde bırakmayın hakikati kemiren kötülükleri; sökün onları kökünden.

...

Ey dostlarım! Eksiği dedikoduya çevirmeden, yanlışı da örtüp yok saymadan, hakikati gün ışığına çıkarmanın vakti gelmedi mi çoktan?

Ah! Bugün insanı zincire vuran şey, değerlerin dillerde dolaşıp ruhlara inmemesidir; bundan kararır vicdanlar, bundan eğrilir hükümler.

Evet! Adil olabilir insan ancak, sağlam bir akılla ve berrak bir vicdanla. İşte ben bu yüzden, değerlerden söz eden değil; onları yaşayan üstün insanlar olmanızı isteyenim!

...

Ah kardeşlerim! İnsanları kısıtlamayan ve onları yok oluşa mahkûm etmeyen bir ahlâk anlayışını dilemeliyiz. Evet, hataya meyillidir insan, en güçlü anında bile.

Nice insan gördüm: Düştü, yine de ayağa kalktı. Ve nicelerini de gördüm: Yanlışına sarıldı; sonra yanlışının kendisi oldu.

Bu yüzden derim ki: Hesaplaşsın insan kendisiyle. Zira yükünü taşımayan bir ruh, taşıyamaz kendisini de.

...

Ey kardeşlerim! Kusursuz değildir insan; fakat yanlışının üzerine yürüyebilecek kadar güçlüdür yine de.

Ah! Ne çabuk vazgeçiyorsunuz birbirinizden! Bir kusur gördünüz mü, bütün insanı gömmek istiyorsunuz onun altına.

Hayır! Düştüğü yerden doğrulabilene de yer bırakın. Zira nice düşüş vardır ki insanı küçültmez; fakat nice teslimiyet vardır ki onu kendisinden eder.

...

Ey dostlarım! Eller uzanmazsa yükün altına, öğrenmezse insan tehlikeyle yüzleşmeyi ve yükseltmezse sesini kötülüğe karşı; nasıl doğacaktır daha adil bir dünya?

Ah! Uçurumlar açtı ahlâksızlık insanların arasına. Ve kapanmaz o uçurumlar yalnız sözlerle.

O halde omuzlayalım yükünü doğruluğun; taşıyalım sözünü değil yalnızca, ağırlığını da.

Evet! Güç alsın vicdanlarımız değerlerimizden ve ardımızda bir iz bıraksın yürüyüşümüz. Çünkü hafiftir sözü, yük taşımadan konuşanın.

...

Ey dostlarım! Aşmanın vakti gelmedi mi artık kendi sınırlarınızı?

Hayır! Gevşeklik göstermeyin güzel olanı yaparken ve kusuru da erdem diye taşımayın üzerinizde.

Başlasın bir uyanış içinizde; hayatı olumlayana ve iyiyi büyütene doğru. Evet! Yakışan şudur bize: Değerlerimizden güç almak, iyiyi çoğaltmak ve sözle eylem arasındaki uçurumu kapatmak.

Haydi! Omuz verin bu gayeye hep birlikte. Gerçek kılsın elleriniz, yüreğinizin doğru bulduğu hakikati.

Böyle söyledi E2.



20 Haziran 2026

ODTÜ, Ankara

Liderlik Okulu – Güz Dönemi Eğitim #50


Yorumlar


bottom of page