
Ben Olmasam Ne Eksik Kalır Diye Yaşamaktır, Başarı!
- Ergün Gültekin

- 1 Tem 2025
- 2 dakikada okunur
E2, adımlarını taşlara emanet etti. Bir kayanın üstüne oturdu; sanki sırtındaki yükü yeryüzüne bırakmak ister gibiydi.
Gözlerinin ucunda bir genç oğlan belirdi… Omuzlarına sığmayan bir coşku vardı. Sanki dünya onun ellerinde yeniden şekillenecek gibiydi.
E2, o gözlerde kendi gençliğinin cesaretini, cevapsız kalan soruları gördü. İçindeki bir parça, o ışığın kirlenmeden kalmasını diledi.
Bilirdi: Başarı tanımlanmazsa insanın amacı da anlamı da birbirine karışırdı. Evet! Kökleri toprağını bulamayan bir ağaç ne kadar büyürse büyüsün, rüzgârla savrulurdu. Bu yüzden yerinden kalktı. Çıtırtılı taşlara basarak gençliğine doğru yürüdü. Gölgesi, onun umut dolu gölgesine karıştı.
Karşısına vardığında gözlerinin derinliğine baktı. Genç yürek, hayatı avuçlarında tutacak kadar diri, hayallerle doluydu. E2 dudaklarına belli belirsiz bir gülümseme yerleştirip başını hafifçe eğdi. Omzuna dokundu, o coşkuyu daha da fazla kırmadan karşıladı. Ve dedi ki:
“Ey çok sevilen! Ey aykırı gençliğim! İş hayatında başarılı olmak nedir, bilir misin?” diye seslendi.
Sesi toprağa düşen bir tohum kadar ağır, bir dağın sabrı kadar sakindi. Gözleri yanıt ararken, E2 sorusunu onun yerine kalbine bıraktı ve anlatmaya başladı:
Ey çok sevilen!
Sanırsın ki başarı,
Adını taşlara kazımaktır.
Ama taş bile sabırla durur da
Bir gün toprağa döner.
Ah! Üzerindeki her iz silinir.
Madem taş bile iz taşır da toprağa döner, kendi olmaktan korkan hangi ada sığınır?
Tıpkı Kierkegaard’ın dediği gibi:
“İnsanın en büyük korkusu — kendisi olmaktır.”
---
Ey çok sevilen!
Sanırsın ki başarı,
Altın keseleri doldurmaktır.
Ama toprak bile açlığını
Kendi bağrında taşır,
Altını saklar.
Ah! İnsan altını çıkarır da
Kendi açlığını unutur.
Madem toprak bile saklıyı suskun taşır, peki altını kazanan hangi açlığını doyurur?
Tıpkı Jung’un dediği gibi:
“Dışarı bakan hayal kurar, içeri bakan uyanır.”
---
Ey sevgili gençliğim!
Sanırsın ki başarı,
Değer yaratmak, fayda üretmektir.
Ama bir ağaç bile meyvesini sunar,
Gölgesiyle serinletir, kokusuyla değer katar.
Madem ağaç beklentisiz verirken susar —
İnsan kendi payını hangi sırla ister?
Tıpkı Heidegger’in dediği gibi:
“İnsan varlığın çobanıdır, efendisi değil.”
---
Ey umutlu yürek!
Sanırsın ki başarı,
Bir anlamsızlığı
Kendinle anlamlandırmaktır.
Ama anlam başkasının avucuna düşerse
Sen, başkasına köle olursun.
Evet! Kendi yükün yerine
Başkasının yükünü taşırsın.
Madem her varlık anlamını kendi taşır, başkası senin anlamını taşırsa sen ne taşırsın?
Tıpkı Nietzsche’nin dediği gibi:
“Ol ki kendin olasın!”
---
Ey çok sevilen!
Bil ki hiçbir insan
Boş yere var olmaz bu toprakta.
Hiçbir adım ise
Rastlantının avlusunda gezinmez.
Evet! Her insan
Bir bilmecenin anahtarıdır!
Zamanı gelir,
Kimsenin açamayacağı kapıyı
Yalnız kendisi açar.
Ah! Hiçbir başarı
Başkasının teriyle karışmaz.
Evet! Her avuçtaki sır bir başkadır.
Bir anahtar vardır insanda;
Seninle yaşar, seninle uyanır.
Vakti gelince ardında boşluk kalmaz
Ve sen kendini
Başkasının rüzgârına salarsın da
O kapı sonsuza dek kapanır!
---
İşte budur: Başarı
“Ben olmasam ne eksik kalır?”
Diye yaşamaktır, Başarı!
Ve bulmaktır kendini — kendi yerini.
---
Ah!
Gece sana fısıldar:
“Kim kendini uyandırırsa,
Kendi kapısını açar.
Kim kendine sadık kalırsa,
Hiçbir sır eksik kalmaz.”
Ey sevgili gençliğim!
Bil ki bu söz senindir —
Kalbine gizle!
---
Ve kalk şimdi!
Ah! Kalk!
Yankını başkasında değil,
Kendinde uyandır!
Anahtarını da kimseye teslim etme.
Çünkü sen yoksan
Bir kişi eksiğiz!
30 Haziran 2025
Tuzla, İstanbul




Yorumlar