
Bir Yönetim Danışmanı Gözüyle 2025 Yılı ve Gelecekten Beklentiler
- Ergün Gültekin

- 22 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
2025 yılında şirketler; mali değer artışı, rekabet avantajı, kârlılık ve büyüme, verimlilik ile operasyonel süreç mükemmeliyeti hedefleri doğrultusunda yönetim danışmanlığı desteği talep etmiştir. Bu talepler, sektör ve ölçek farkı gözetmeksizin benzer amaçlar etrafında şekillenmekte ve şirketlerin yönetim gündeminde ortak bir yönelime işaret etmektedir.
Buna karşın sahada karşılaşılan tablo, bu hedeflere ulaşmayı zorlaştıran sorunların da büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren organizasyonlar sorunlarını farklı başlıklar altında tanımlasa da, bu sorunların beslendiği yönetsel dinamikler çoğu zaman örtüşmektedir. Bu durum, yaşanan problemlerin münferit değil; tekrar eden belirli zayıflıkların sonucu olduğunu göstermektedir.
Yönetim ve organizasyon alanında gözlemlenen bu sorunlar çoğu zaman tekil ve bağımsız problemler olarak ele alınmakta; oysa gerçekte birbirini besleyen ve aynı yapısal zeminde üreyen bir sorunlar bütünü oluşturmaktadır. Şirketler çok sayıda farklı problem yaşadıklarını düşünmekte; ancak bu problemlerin kaynağında sınırlı sayıda fakat sürekli tekrar eden yönetsel eksiklikler bulunmaktadır. Dolayısıyla mesele, sorunları tek tek çözmekten ziyade, bu sorunları sürekli üreten yönetsel yapının doğru biçimde tanımlanmasıdır.
Bu yapısal zayıflıkların başlangıç noktasında sıklıkla kurumsal yönetim ilkeleri ile günlük yönetim pratikleri arasındaki uyumsuzluk yer almaktadır. Şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk ve adalet gibi ilkeler birçok organizasyonda tanımlı olmakla birlikte, karar alma süreçlerine ve yönetsel davranışlara sistematik biçimde yansıtılamamaktadır. İlke ile uygulama arasındaki bu kopukluk, kararların kişiselleşmesine ve süreçlerin standart dışı işlemesine zemin hazırlamakta; organizasyonel yön duygusunu zayıflatmaktadır.
Kurumsal yönetim ilkelerinin işlevsel olmadığı yapılarda yetki ve sorumlulukların belirsizleşmesi kaçınılmaz hâle gelmektedir. Yetki sınırlarının netleşmemesi kararların merkezileşmesine, sorumluluk alanlarının bulanıklaşması ise organizasyon genelinde inisiyatif alma davranışının zayıflamasına yol açmaktadır. Bu ortamda hedefler stratejik yön gösteren araçlar olmaktan çıkmakta; performans göstergeleri yönetsel anlam üretmeyen, raporlama odaklı uygulamalara dönüşmektedir.
Bu durum, karar alma hızının ve esnekliğin azalmasına, süreç bilgisinin kişilere bağımlı hâle gelmesine ve kurumsal öğrenme kapasitesinin zayıflamasına neden olmaktadır. Bilgi akışının şeffaf olmadığı bu yapılarda iletişim sorunları artmakta, güven düzeyi aşınmakta ve organizasyonel durağanlık beslenmektedir. Zincirin ilerleyen aşamalarında ise yetkin işgücü kaybı, yüksek personel devri, inovasyon kapasitesinin zayıflaması ve finansal fark yaratma gücünün sınırlanması daha görünür hâle gelmektedir.
Bu sorunlar karşısında şirketlerin sıklıkla başvurduğu yaklaşım, yönetim danışmanlığı aracılığıyla belirli problem alanlarında kısa vadeli iyileşmeler sağlamaktır. Ancak kurum içinde kalıcı bir yönetim refleksi ve problem çözme kapasitesi inşa edilmediği sürece, süreçsel, yapısal ve sistemler iyileşmeler sürdürülebilir olmamakta; danışmanlık müdahaleleri sona erdiğinde benzer sorunlar farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkmaktadır.
Bu noktada temel ayrım netleşmektedir: Danışmanlık, kurumsal kapasitenin yerine geçen bir çözüm değil; bu kapasitenin gelişimini destekleyen tamamlayıcı bir araçtır. Kalıcı rekabet avantajı, tekil sorunlara noktasal çözümler üretmekten ziyade; sorunları erken aşamada fark edebilen, ortaya çıktığında sistematik biçimde ele alabilen ve bu süreci kurumsal öğrenmeye dönüştürebilen bir yönetim refleksine sahip olmakla mümkündür.
Bu nedenle 2026 yılında şirketlerin yönetim danışmanlığından beklentisi, yalnızca görünen sorunları tespit edip çözüm önermekle sınırlı kalmamalıdır. Asıl ihtiyaç; kurum içinde “sorun önleme ve sistematik sorun çözme” kapasitesini sürekli üreten bir yönetim refleksinin tesis edilmesidir. Umut edilir ki şirketler, yönetim danışmanlığı hizmet kapsamını geçici iyileştirmeler yerine, kalıcı değer üreten bu kurumsal refleksin gelişimine yönlendirmeyi stratejik bir öncelik hâline getirir.
20 Aralık 2025
Maşukiye, İzmit




Yorumlar