
Bir Ömrü Yaşanası Yapan, Çevresine Kattığı Fayda Ve Değerdir!
- Ergün Gültekin

- 10 Nis 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Nis 2025
Ey içimde konuşan, dışımda susan iki güzel..
Siz! Evet, siz!
Kendini rüzgârın gerisine gizleyen,
Bulutların ardından bakan çift yıldız!
Kalbimi mi dinliyorsunuz şimdi?
Yoksa kendi içinizde sustuklarınızı mı duyuyorsunuz bende?
Ne istiyorsunuz?
Ne arıyorsunuz bakışlarınızla yüzümde?
Ey gölgelerin arasından süzülen soylu ruhlar,
Ey, birbirinin varlığında yankılanan dostlar...
Ey kalabalıkların arasından geçip,
Sessizlikle acılarıma dokunanlar…
Bir kelime söylemeden
Beni anlattıklarımdan mı yakalıyorsunuz?
Ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Yaşam amacımı mı anlamak,
Yoksa içimdeki aynaya mı bakmak istiyorsunuz?
Ha! Çok yaklaştınız, biliyorum!
Soluğunuzu duyuyorum artık.
İçimde kıpırdayan geçmiş anılar,
Sizin sessizliğinize çarpıyor.
“Uzaklaşın!” diyorum içimden, ama hayır…
Siz ilerliyorsunuz.
Gizlice, sessizce…
Sözlerimin altına,
Kalbimin en kuytu katına yükseliyorsunuz.
İzin bile almadan,
Bendeki kendinizi arıyorsunuz - ya da kaybettiklerinizi.
Ey bulutların ardına gizlenmiş iki güzel...
Ne almak istiyorsunuz benden?
Ne duymak?
Ruhumun raflarında neyi karıştırıyorsunuz?
Beni tanımak mı bu? Beni didik didik aramak,
Anılarımı kıvır kıvır açmak mı sizin amacınız?
Bir yabancı gibi değilsiniz – daha beter:
Bir zamanlar ben olmuş gibi,
Aynı samimiyeti fısıldayan dost gibisiniz.
Hayır, kaçacak değilim ben!
Acılarımı bile sevgimle anlatırım.
Ama biliyorum…
Bir şey almak istiyorsunuz,
Ama hangi hâlimle?
Bu olgunlaşmış dingin hâlimle mi?
Geçmiş paramparça hâlimle mi?
Bilgeliğimi almak için mi bu kadar yaklaştınız?
Ne almak istiyorsunuz?
Bir cevabı mı? Yoksa hala aradıklarımı mı?
Geçmiş yaralarımı mı?
Yoksa o görünmeyene olan sevgimi mi?
Yoksa sadece bendeki yankınızı mı?
Söyleyin şimdi, ey sevgimin sahipleri...
Ben mi sizin cevabınızı taşıyorum,
Yoksa siz mi benim sorularımı?
Ah… Sevgimle sesleniyorum size şimdi:
Hayat hikâyemi mi dinlemek istiyorsunuz gerçekten?
O zaman bilmelisiniz...
Bu anlatı, sadece geçmişim değil —
Aynı zamanda sizin geleceğinizdir.
Haha! Ne saçma!
Cevap istiyorsunuz...
“Hayatın anlamı mı ne?”
Sonsuzlukla dans eden bu soru,
Sorulmaz bana, benim gibi ölümle doğana!
Hayır, hayır—
Sadece yaşanır.
Sadece hissedilir.
Ve sadece yanarken anlaşılır!
Ey çok sevilenler!
Hayatın anlamı nedir sorusu,
Ona hangi kaygıyla baktığınıza göre değişir.
Kimi korkuyla bakar, kimi umarsızca…
Ama en cesuru, içine girer bu sorunun.
Ve siz, evet siz—
Eğer hâlâ dinliyorsanız,
Hazırsınız demektir bunu benden duymaya.
Ne! Benim hayat amacım mı ne?
Ey her şeyden çok sevilen iki güneş!
Bu, gerçekten çok doğru bir sorudur.
Merakla sorulan değil,
Varoluşsal kabul edilen bu soruyu,
Şimdi bütün ciddiyetimle yanıtlamak isterim:
Hayatın anlamı, hayata değer katmaktır!
Ey, Yükselmek isteyenler!
Eğer bizler bir şeyler yapınca,
Yaşam değer kazanıyorsa,
O zaman anlamlı bir hayat:
“Bulunduğumuz yerde iyiliği çoğaltarak
mümkünleri gerçeğe dönüştürmektir!”
Ey lambasız sokakta yanan iki kandil!
Bilmez misiniz?
Sevginin dışa vurumu olan iyilik,
Yapılan eylemin faydasını
Bir başkasının gördüğü işlerdir.
Evet! Başkasının mutluluğundan duyulan
O mistik keyif en yüce sevinçtir!
Ama anlam kendiliğinden de gelmez.
Hayatın anlamı;
Bir başkasında gömülüdür!
Evet! Siz bir başkasını
Gülümsetebildiğiniz kadar mutlu yaşarsınız.
Bir başka ruhun yükünü
Yüreğinizde hissettiğiniz anda,
İşte o anda, ilk defa var olursunuz.
Ve en çok da... kendinizle yüzleştiğiniz yerde.
Evet! Hayatın kendi başına bir anlamı yoktur!
Ona anlam kazandıran bizleriz:
Zorluklarla dans eden cesaretimizle,
ve değerlere olan sadakatimizle…
Eğer bir anlam varsa,
O, başkasına iyiyle dokunduğunuz yerdedir!
Başkasının yükünü sırtladığınızda,
Ona faydayla dokunduğunuzda başlar!
Evet, iyilikle yan yana yürümektir anlam.
Başkasına ait karanlığın içinde ateş olmaktır.
Ama daha fazlasını da bilmelisiniz.
Hayatın anlamı mı ne?
Bu oturduğunuz yerden cevaplanan değildir.
Evet! Her bir tekil birey,
Bu soruya kendi yaşamıyla karşılık verir,
Kendi yıkımıyla, kendi yeniden inşasıyla…
Unutmayın, ey sevilenler!
Bir ömrü yaşanası yapan,
Çevresine kattığı fayda ve değerdir.
Ama siz, ey iki suskun güzellik...
Sadece dinliyorsunuz.
Neden?
Korkuyor musunuz sormaktan?
Yoksa kendi uçurumunuzu mu
Görüyorsunuz bende?
Ben mi?
Ben artık kaçmıyorum sizden.
Sizin mutsuz bakışlarınızla kavruluyorum,
Sizin sessizliğinizle kendimi yankılıyorum.
Çünkü siz benim içimde yürüyen yangın,
Susarken sizi duyduğum yankısınız.
Ve hayır!
Beni susturmayacak suskunluğunuz!
Çünkü ben düşünmeyi, düşündürmeyi seçtim.
Ben sorguladım,
Ben öğrendim,
Ben konuştum ve yazdım!
Gelin şimdi, geri gelin!
Tüm bakışlarınızla, suskunluğunuzla,
Çelişkilerinizle gelin!
İçime işleyen kutsal varlığınızla gelin!
Çünkü siz benle var olurken,
Ben de sizde var oluyorum.
Ve bilin ki…
Acılarım ve ümidimin
En sessiz yerinde bile
Bu en aykırı olanı, beni
Anlayan oldunuz, siz!
Şimdi başkalarını
Bu kutsal değişim yürüyüşüne
Birlikte davet etme vakti.
Haydi, davranın bakalım!
09 Nisan 2025
Tuzla, İstanbul




Yorumlar