top of page

En Çok İstediği Şey Şudur Vicdanın: Erdemli İnsanın Gönlünde Hüküm Sürmek!

Bir çift sözüm var değerleri övenlere. Ne erdemi dillerine dolaştırsınlar, ne de bir öğüt versinler; yalnız sevdiklerini söyledikleri şeylere baksınlar ve böylece yapıp ettikleriyle kendilerinden utansınlar.

...

“Ben adaletten yanayım, hem de doğruluktan” — böyle konuşur sıradan kişi. Neden bu sefil çoğunluk gibi konuşalım ki?

Ama görmüş ve sınanmış olan aykırı ruh der ki: “Bütünüyle savunduğum şeyim ben; onu korumuyorsam ona ait değilim ben.

Evet! Bütünüyle yaptığım şeyim ben; çünkü uğruna ayağa kalkmadığım her değer, kendime söylediğim yalandan başka bir şey değildir!”

...

Bu dava büyük bir çağrıdır; kendinden öteye yönelmiş bir yürüyüştür, iyiyi büyütmek isteyen bir emek ve taşlanmayı göze alan bir sorumluluktur, bir yük ve bir yükseliştir.

...

Elbette senin değerlerden yana oluşun da bu davanın bir parçasıdır kardeşim; ama şu “adaletten yanayım” diye övündüğün şey, daha büyük bir sorumluluğun kapısında beklemekten başka bir şey değildir.

...

“Şüphesiz ben erdemden yanayım,” diyorsun, ha! Ve gurur duyuyorsun bu sözden.

Hayır! Budalalık yapma. Senin övündüğün değerler, dillerde dolaşmak için değil, hayat bulmak içindir; zira sadakat “inanıyorum” demez, inandığını davranışıyla yaşatır.

...

Sen, kardeşim! Değerlere övgüler düzüp iyiyi kutsayan beyanlarının yeterli olduğunu sanırsın çoğu zaman. Oysa onlar, eylemin yerine geçtiklerinde seni yükselmekten uzaklaştıran en konforlu batışa dönüşürler; işte bu yüzden sarılır onlara sefil çoğunluk.

...

Sözlerin ve övgülerin seni kolayca kandırır kardeşim; çünkü insan, söylediği şeyi yaptığına inanmaya pek isteklidir.

Oysa değerleri yaşatan söz değil, sadakattir. Çünkü söz beğendiğini söyler; sadakat ise uğruna bedel öder.

Evet! Sadakat hep gözetir ve sınar; tartar, sorumluluk yükler de insanı dener. Ah! Hükmeder o ve bencil arzulara da hükmeder.

...

İnançlarının ve tercihlerinin ardında görünmeyen bir yargıç vardır kardeşim; vicdan denir ona. Senin yüreğinde yaşar o, fakat hükmünü senden daha yüksek bir yerden alır ve konuştuğunla yaptığın arasında hükmünü verir.

Onun hükmünde en acı kınamadan daha çok adalet vardır. Kim bilebilir ki bütün o acımasız yargıların niçin gerektiğini yükselmek isteyene?

...

Vicdan gülüp geçer değerleri kutsayan övgülerine ve süslü söylemlerine. “Ne önemi var ki bütün bu güzel inanç ve sözlerin benim için?” der kendi kendine.

“Bunlar, yükselmek isterken oyalananların süslü avuntularıdır. Kutsal göğün işaret ettiği yoldan sapanı ilk gören de benim, onu kendi gözünde küçülten de.”

...

Vicdan kırbacıyla dokunup der ki insana: “Bunlardan sakın!” Bunun üzerine insan ağrıyan yüreğine elini koyar da düşünmeye başlar ve şaşmadan nasıl yolda kalacağını araştırır; tam da bu nedenle değerlere yanaşması gereklidir.

Vicdan bir eliyle gösterir de der ki insana: “Bunlara sarıl!” Bunun üzerine insan yanlışıyla hesaplaşır ve nasıl hakikate yapışacağını araştırır; tam da bu nedenle irade göstermesi gereklidir.

...

Bir çift sözüm var değerleri sevenlere. Ah! Sevmekle yetinen kaç kişi gördü bu gözler.

Değerler kapıyı çalan konuklardır; bedel ödemeyen hiçbir yürekte uzun süre kalmazlar. Onları yüreğinde ağırlamayan nasıl değiştirebilir yeryüzünü?

...

Peki sadakati ve iradeyi ve vicdanı ve bedeli var eden kimdir?

Değerlerin kutsal sahibi bunların tohumunu insanın içine ekti; sonra da doğruluğa hizmet etsin diye vicdanı verdi insanın kendisine. Erişsinler erdeme diye sevgiyi de korkuyu da onunla gösterdi insana.

...

Evet bütün övgülerinizle ve bütün iyi niyetlerinizle bile kendi vicdanınıza kendinizi mahkûm ediyorsunuz siz, ey değerleri sevenler.

Diyorum ki size: Vicdanınız yalnız eleştirmek istemiyor; başını sallayarak sizi tasdik etmek istiyor.

...

En çok istediği şey şudur vicdanın: Erdemli insanın gönlünde hüküm sürmek ve onun eliyle iyiyi büyütmek. En çok bunu istemektedir; bütün özlemi budur onun.

Yeryüzünü bir barış, huzur ve esenlik yurduna dönüştürmek! İşte vicdanın özlemi budur.

Ama ah! Nice insan gördüm ki bu özlemi övgüye çevirdi de yükünü omuzlamadı.

...

Hayır, siz oyalanıyorsunuz ve gecikiyorsunuz bunun için. Bu yüzden içinizdeki ateş büyümektedir şimdi.

Ömür eksilerek geçmektedir ve bu yüzden yakınmaktasınız siz. Çünkü artık yalnızca doğru konuşmanın yetmeyeceğini sezmeye başladınız.

...

İşte bu yüzden içinde bulunduğunuz çürümüşlüğe öfkeleniyorsunuz şimdi; fakat ilk taşı hep başkalarına atıyorsunuz.

Evet bilirim: sessiz bir utanç ve mahcubiyet vardır bütün bu yaygaranın gerisinde.

...

Ah! Derinlerde bilirsiniz: Değerlerin düşmanı, onlardan nefret edenler değildir yalnızca.

Değerleri korumaya yanaşmayanlar da onların düşmanıdır; olup biteni üzülerek seyredenler de.

Hakikati ayağa kaldırmak için bedel ödemeyi göze alamayanlar da.

...

Ben sizin yolunuzdan yürümüyorum, ey değerleri yalnız sözlerinde sevenler! Siz benim için üst insana giden örnek değilsiniz.

Böyle söyledi P.

02 Haziran 2026

Bilkent, Ankara

Liderlik Okulu – Güz Dönemi Eğitim #44


Yorumlar


bottom of page