top of page

Evet! Böyle Söylerim: Kendinden Utandıran Söz Yükseltir İnsanı!

Ha! Kulaklarıma çalındı onların sözleri; birbirlerine neyi fısıldadıklarını duydum — ve gördüm ki, bundan daha yoksullaştırıcı bir aldanış yok yeryüzünde.

"Kendine büyük amaçlar arama! Yettiği kadar çalış, fazlasını isteme! Bırak, kim isterse bir amaç için oyalanıp geçinsin: başkası için, parmağını bile oynatma!"

Ha! Siz… tembelliği bilirsiniz yalnızca — yaraya merhem değil, uyuşukluk sürersiniz! Vasatı okşar da ona konfor adını verirsiniz; oysa büyüttüğünüz şey acizliktir, görmezsiniz!

...

Ayna tutmak gelir size — çünkü bakan değil, kaçan gözleriniz var hakikatten!

Evet! Böyle söylerim: kendinden utandıran söz yükseltir insanı! Zira utanmayan, yerinden kımıldamaz!

...

Onlara “tembelsin” diyemeyen, adaletsizliğin dilini konuşur! “Amaçsızlık yok oluştur” diyemeyen, konforu korur da adına kazanım der!

Ama bakarım ki susarsınız sizler de — ve o susuşta kabarır içinizde o çürük razı oluş; ağırlaşır, çöker, sizi kendine benzetir!

Ah! Siz enerjinizi korumak dersiniz buna… ben ise çürümenin kokusunu alırım! Bilmez misiniz? Hakikate davet eden vicdan, pişmanlığın içinden konuşur!

...

Kendinizi korumak mı dediniz buna? Ha! Sayıp durun siz — kazancı, sonucu, biriktirdiğiniz o kuru başarıyı!

Oysa yürür aranızda yarım kalmış nefesler; ne tam diri, ne de ölü sayılacak kadar sönmüş!

Ve siz kazandık sanırsınız… oysa eksilen sizsiniz, fark etmezsiniz! Evet bilmezsiniz: hayat uyandırmayan her hakikat, eylem sahibini yavaşça terk eder!

...

Görürüm sizi… Üzülürsünüz mazluma... Acıyı anlamaya eğilirsiniz — ama eğildikçe büyütürsünüz onu; Ve duygular… alır, yerleştirirsiniz kalbinizin ortasına — artık oturur, hükmeder size!

Sonra dersiniz ki “insanlık bu” — oysa beslediğiniz şey zayıflığın kendisidir! O halde neden bir şeyler yapmıyorsunuz burada?

Bilmez misiniz? Kınadığınız ama düzeltmek için bir şey yapmadığınız her eksiklik, bir süre sonra sizi kendine benzetir!

...

Ve siz! Hep bir başkasını beklersiniz — şartları, zamanı, fırsatı! Ama ben sorarım: bekleyen bir yürek nasıl hükmeder kendi kaderine?

Evet siz! Eşiklerde oyalanırsınız — ne ilerlersiniz, ne vazgeçersiniz! Gözünüz ufukta, ama yoktur adımınız; beklersiniz… hep beklersiniz: bir kurtarıcı gelsin diye!

Ah! Her bekleyişte biraz daha eksilirsiniz — duymadan, görmeden! Söyleyin: kendi kaderine hükmeden bir lider, hiç yerinde beklemiş midir?

Hayır! Kurtarıcı bekleyen, çoktan kendi kudretinden vazgeçmiştir!

...

Liderlik mi diyorsunuz buna? Ortaya çıktıktan sonra çözmek mi asıl mesele?

Ha, ha! Siz yangını söndürmekle övünürsünüz; ben ise yangın çıkmadan gören o cesur gözden söz ederim!

O'dur lider bende, olanı düzelten değil — olacak olanı olmadan engelleyen! Evet! gören gözdür, yangın çıkmadan kendi adaletiyle yanan!

Evet! Siz söndürdüklerinize övgü biçersiniz, ben ise doğacak olan problemi erken sezenden söz ederim!

Anlamaz mısınız, ah! Gerçek kudret, çatışmayı doğmadan öldüren yürekte saklıdır!

...

Evet çatışmadan bahsediyorum… Siz yönetirsiniz onu, ölçer biçersiniz, yöntemler üretirsiniz!

Ama ben derim ki: Üst insan bastığı gölgeyi bilmelidir. Zira gerçek kudret, çatışmayı doğmadan öldüren yürekte saklıdır!

...

Siz kendinizi lider sanırsınız! Evet! Lider sanırsınız kendinizi! Önde durursunuz, konuşursunuz da emredersiniz — ama ben derim: unvanla avunan bir kuklasınız siz! Yaşamayanı öğreten bir zavallı, kudreti konuşmak sanarak boşlukta sesi yankılanan.

Hayır! Yetkiyle dolmaz insan; değerlerin hakikatine sadık olan erişir o mertebeye. Arzularının gölgesini aşan ve iyiyi herkes için büyüten oturur kalplerde.

...

Elbette kendi düşüncesiyle yalnız kalan, işte o büyür ve yolunu bulur! Ama siz düşünmek mi sandınız yaptığınızı? Tekrar edersiniz yalnızca bildiklerinizi ve bu yüzden kıkırdayarak güler tüm varlıklar halinize.

Kendi öğrendiği ile öğretilmeyeni ortaya çıkarmak ister gerçek Lider. O, kimsenin cesaret edemediğini taşır kafasında; sessizliğe gömülür düşüncesi. Evet! Hiç kimsenin aklına gelmeyenleri düşünmesi gerekendir O.

Var olanı bütün gerçekliği ile kavrama çabasında olan ve bulunduğu ortamı yaşanabilir mekana dönüştürmeyi amaçlayandır O. Çünkü bilir: yeni olan, sadece korkak zihinlere görünmez!

..

Yaptıklarınızla övünürsünüz bana ama duyarım: geceleri yüreğiniz fısıldar. Yapmadıklarınızdır konuşan, sessizlik onları taşır. Evet! Eksik kalan iyilik, gölge gibi takip eder sizi, adım adım.

Yaptıklarınızla övünürsünüz, yapmadıklarınızı unutarak! Ama dinleyin: yapılmayan her doğru, işlenen bir yanlış kadar ağırdır!


...

Bilmez misiniz? Eksik kalan iyilik de acı veren derttir, insanın soluk alabileceği bir dünya kurmak isteyene

İşte bu yüzden derim size: Sizin liderliğiniz, düzen kurar; benim dediğim liderlik, insanı var eder! Evet! Siz yönetirsiniz — o diriltir! Siz yön verirsiniz — o varlık kazandırır!

...


Poetik dille lineer anlatım olmayan tematik yanķımı duydunuz yine, ey çok sevilenler. Ah! Anlayanlar artık bilsin…

Lider, büyüttüğü iyi kadar vardır bu dünyada!


08 Nisan 2026

Odtü, Ankara

Liderlik Okulu – Güz Dönemi Eğitim #4


Yorumlar


bottom of page