
Evet! Senin Üşüdüğün Yerde, Başkaları Senin Ateşinle Isınacak!
- Ergün Gültekin

- 4 Haz 2025
- 3 dakikada okunur
İçimdeki E1 genç kıza seslendi:
Ah! Ne hâle düştün, ey yıldız tohumlu, göklerin yankısı! Daha dün parmaklarınla güneşi dürterdin, bugünse neden bakışların yere zincirli?
Sen ki sustuğunda bile insanlar uyanırdı - şimdi kendi içindeki yankıya bile sağır kaldın! Kim boğdu o görkemli yangını? Kim küle çevirdi ışığını?
Yoksa sen mi söndürdün kendi meşaleni, “yoruldum” diyerek? Hayır! Yorulmadın sen -yalnızca içindeki ateşin sana kim olduğunu hatırlatmasından korktun!
...
Ey kendi iç gürültüsünde kaybolan yıldız! Ne zaman razı geldin sessizliğe? Hangi boş bakış, hangi sevgisiz dudak seni kendi kalbinden vazgeçirdi?
Reddedildin mi? Evet, çünkü yüksekteydin! Yalnız mı kaldın? Çünkü sürünün yönüne tükürdün! Anlaşılmadın mı? Çünkü sen, onların henüz duymaya hazır olmadığı bir geleceği fısıldıyordun!
Ve sonra mı uzaklaştın? Ama nereye? Gölgene mi sığındın? Ha ha! Işığından korkan bir yıldız, neyin gecesini aydınlatabilir ki?
...
Ey göğümün aykırı yankısı, ey çok sevilen! Yıldız, göğü sevdiği için değil - karanlığı yarıp geçtiği için yıldızdır!
Evet! Senin düşüşün bir engel yüzünden değil, kendi ışığını inkâr etmenin sonucudur! Ve şimdi başını eğdiğin o toprak, senden doğacak yeni bir gök, yeni bir sesleniş bekliyor!
...
Ey karanlığa doğmuş ama ışığı unutmamış olan! Sen sıradanlıkta boğulan bir beden değil - kendi yankısını doğuran aykırı bir çağrısın!
Hani bir seferinde kalabalık yürürken sen durmuş, gidişin yönünü sorgulamıştın! Ve işte o duruşun, kalabalığın akışına meydan okuyan bir sessizliğe dönüşmüştü. Çünkü sen yalnızca yürüyen değil, yön değiştiren bir işarettin! Ve ardından gelen her adımda, senin tereddüdün değil, senin kararlılığın yankılanmıştı!
Ah! Ne zaman konuşsan, zihinlerde zincirler çözülürdü! Çünkü sen yalnızca bir ses değildin - yıkım vaat eden hakikatin ta kendisiydin!
Evet, işte bu yüzden kaçtılar senden: Gördüklerini haykırdın diye değil - sustuklarını bile duydular diye!
...
Ey sevimli güzel! Gönüllü susanla susturulan aynı değildir ama sen her ikisini de yaşadın!
Bir zamanlar sustun çünkü dünya hazır değildi; sonra susturuldun çünkü dünya seni duymaya cesaret edemedi!
Ama şimdi o dünya, inkâr ettiği yerden seni çağırıyor! Hadi! Kalk ayağa, ayaklan! Akan zamana ant olsun, insanlar seni bekliyor. Evet!
Senin üşüdüğün yerde başkaları senin ateşinle ısınacak - Ah! Ne soğuktur, aykırı olmak, anlaşılmamak!
...
Ey pusulasız zamanların kutup yıldızı! Sen sıradanlıkta boğulan bir beden değildin - sen hep bir çağrının ta kendisiydin!
Evet! Herkes susarken, senin suskunluğun bile yankı doğururdu. Çünkü sen, varlığınla yön gösteren bir sessiz yıldızdın!
Ve şimdi kendine sor: Neyi unuttun da bu durgunluk çöktü üzerine? Hangi kırgınlık seni kendi ışığına yabancılaştırdı?
...
Sevilmek mi istedin yoksa? Ha, ha! Biliriz biz bunu… Çünkü yalnızlıktır yazgımız! Kalabalıklar içinde bile yapayalnız yürümektir kaderimiz!
Hayır! Aykırıların tercihi sevilmek değildir, acıtsa da doğruyu söylemektir, gözleri kamaştırsa da ışığı göstermektir! Çünkü biz, sevgi değil, gelecek taşırız omuzlarımızda! Biz alkış için değil, evet yankı için doğarız!
...
Ey gök yarası! Senin görevin düşeni kaldırmak değil, hiç düşmeyecek olanı inşa etmektir!
Çünkü sen bir ses değilsin—bir yönsün başkalarına! Bir düşünce değilsin, bir ufuksun! Ve sen sustuğunda güneş kaybolur; sen yürümeyince ümitler çöker!
...
Ey çok sevilen! Bilmez misin? Yıldızlar alkış beklemez, karanlık ister! Çünkü gece ne kadar koyulaşırsa, yıldızın ışığı o kadar keskin parlar!
Hadi! Şimdi kalk ayağa! Gülümse ama kılıcını da kuşan! Korkunu arkanda bırak ve yürü!
Çünkü insanlar, seni yalnızca duymak istemiyor; seninle birlikte savaşıp, iyiyi büyütmek istiyor!
...
Ve E1 sustu. Kızın gözlerinden dökülen son damla toprağa değdi. Sessizlik ağırlaştı, gök durdu. Ve işte o an içimde E2 usulca fısıldadı:
Hayır… Korkma, ey aykırı ruh! Sevmekten korkma! Çünkü sevilmeyen olmak bir sınavsa, sevgisiz kalmak bir ölümdür.
Ama önce yüreğindeki aynaya bak! Başkalarının seni görmediği yerde, sen kendi sevgini bulabiliyor musun?
Evet! Senin yüreğin, karşılık beklemeden yanan bir meşale olmalı! Unutma! Onlar seni sevmediğinde değil—sen sevgini yitirdiğinde kaybedersin!
O hâlde git… Yalnızlığına git, ey her şeyden çok sevilen! Ben sevgi vereni değil—sevgi istemeyeni ve bu yüzden de yalnızlığa gülümseyeni severim!
04 Haziran 2025
Çukurambar, Ankara




Yorumlar