top of page

Ey Güzel: Üstlen Sözlerimi Ya Da Kulaklarını Kapat Ellerinle!

Ey sen, umudu bağrında taşımayan!

Önünde bir yarın olmasaydı,

Bugünü kavuran bu yük ne işe yarardı?

Söyle bana: sonrası olmayan bir acı,

Hangi yürek tarafından taşınmaya değer?

...

Oysa biz, evet biz aykırılar:

Bugünün soluğunu feryada teslim etmedik;

Onu sabırlı bir bekleyişe bağladık,

Taşkınlığı dizginledik de

İnsan olmanın ağırlığını omuzladık.

...

Evet!

Üzerine bir inanç yüklenmeyen ömür

Ardında iz bırakmaz;

Gençliğinde duygularla parlar,

Sonra geriye yalnızca çökmüş

Bir pişmanlık kalır.

Sakın unutma:

Pişmanlık doğuracak yerde haz arayan,

Kendi payına düşen ömrü ateşe atar.

...

Ah!

Budur üst insanın yürüyüşü:

Kendilerini hoşnut eden yola yaslanmazlar;

Adımlarını başkalarının yarınında

Ağırlığı olan şeye bağlarlar.

Evet!

İnsanın yolu

Yalnız kendisine ait değildir;

Adımlar, iyilikle birlikte tartılır

Ve başkalarının yükünde hüküm kazanır.

...

Şunu bil, ey sevilen:

Başkalarını düşünmeden alınan

Evet! Bencillikle alınan her karar,

Vakti geldiğinde pişmanlık suretinde

Sana geri döner.

Ha!

Bugün kazanç gibi görünen

Bencil seçimler öfkeyle saldırmaz kişiye;

Sessizce köşesine çekilir de

Geride içten içe kemiren bir yokluk bırakır.

Evet!

Alınanı tüketmeni bekler,

Arzularını doyurmanı seyrederek.

...

Günler önümüze

Haksızlıkları sayalım diye serilmedi;

Onlar tartılsın diye durur.

Ah!

İnsan olmanın bedeli ağırdır;

Sindirilenleri tartıya konmaz.

Evet! En ağır karşılık doğrudan gelmez;

Geride bırakılanın içte oyduğu boşluktur,

Gözyaşı olan.

...

İşte bu yüzden ben derim ki:

Her nefeste yapılmayanla biraz eksiliriz.

Ve evet! Ömür yalnız akmaz,

Bizden de pay alır.

Bu yüzden kaçırılan her an,

Yalnız yitirilen bir fırsat değildir;

Taşıma kudretinden kopan bir parçadır.

...

O hâlde kulak ver, ey gençliğim:

İçinde kabaran o huzursuzluk

Bir çöküş değildir;

Beklentilerinin henüz hakikatle buluşmadığını söyleyen

Sabrın sesidir.

Ama sabır, kolay olanı çağırmaz ki;

Sadece onu taşıyabileni çağırır.

Bekleyişi göze alanları sınar

Ve işte orada yol ayrılır:

Kim vazgeçer,

Kim yükünü omuzlayarak yürür?

...

Evet!

Zamana dayanan amacından geri çekilmez;

Sessizce birikir ve iyiyi büyütür.

Ve büyürken gürültülü sızlanış da

Vermez etrafa.

Eğer bu yük seni eğdiyse,

Bil ki adımın yanlış yerdedir;

Çünkü sadece

Umutla yarına yürüyen omuzlar

Ayakta kalır, yeryüzünde!

...

Bil ki ben seni daha fazla taşımam.

Çünkü yükünü taşıyamayan için

Ben de dilimi yormam.

Henüz çağrılmadan dinlemek isteyenle

Ben aynı patikada durmam.

Evet! Burada kalırım;

Yükünü benimle omzuna alanlarla.

Ah! Aykırılarla...

...

Diğerleri mi?

Kendi acelelerinin gürültüsünde

Yol sandıkları yerde oyalansın!

Acele etmeyi erdem sananlara sor:

Ömrün sonunda yüzleşmeye dayanacak

Ne bıraktınız kendinize?

...

Ve unutma, ey dinleyen güzel!

Başkası için yapılan iyiyi eksiltmez;

Ama anlamdan yoksun her arzu çöker de

Ardında tozlu yıkıntı bırakır.

Ha!

Her sabırlı bekleyiş karşılığını alır;

Yarına bağlanan her sevinç ise

Sahibine sessizce verilir.

O hâlde doğrul!

Harcamaktan başka işe yaramayanı

Ömür sanma;

Seni ileriye taşıyan tercihlerle biçimlen.

...

Hadi! Tekrar bak kendine aynanda:

Görür müsün kendi karanlığını!

Eğer haklıyım diyensen hala:

Bil ki bugünün yanlışı

Yarının çocukları tarafından

Yüzüne vurulacaktır.

Hayır!

Acele kararlar bilgelik değildir.

Hayır! Zamanı gelmeyeni ölçü sanma.

Evet! Kendine değil ideale bak!

...

Bilmez misin, ey kaybolan!

Sonraki yüzleşmelere hazırlanmayıp

Her şeyi oturduğu yerden eleştiren,

Yaşamın bir sınav olduğunu inkâr eder!

Ah!

Ölçü, yalnız taşınanla sınanır;

Ve yükten kaçan,

Yüceliğin adını ağzına alsa da

Ona kavuşamaz!

...

Zorluğun önünde eğilenleri gördüm ben;

Kısa rahatlık uğruna yolunu değiştirenleri.

Kaçışa denge, vazgeçişe akıl diyenleri…

Oysa taşınabilir olan değerler,

Yalnız sabırla değil,

Yüksek bir amaca bağlanarak

Ayakta kalır.

...

Bu yüzden sınırımı geri çekmem senden,

Ey güzel: Üstlen sözlerimi

Ya da kulaklarını kapat ellerinle.

Hayır!

Göklerin vaat ettiği yarına inanmayanın,

Sözlerimi bulandırmasına izin vermem.

Buradan ne ortak bir iyi çıkar,

Ne paylaşılan bir yücelik.

...

Dinle!

Faydasını başkalarının göreceği

İyilikleri yapmak isteyeni,

Evet beni dinle!

Öğüdümün ötesinde bir geçit vardır sana;

Ve oraya yalnız yükten kaçmayanlar varır.

Evet! Kimse kimseyi oraya taşımaz.

...

Sözlerimin ağırlığına dayanamayansan,

Kal bu oturduğun yerde

Ve olup biteni kendi kaderin san.

Ama bu sözlerin manasını istiyorsan,

İçindeki hesabı sustur da

Akılla sözlerimi tartmayı öğren.

...

Ey sevilen! Çok sevilen!

Dinledin gizemli sözlerimi!

Artık yönünü kendin belirlemek zorundasın;

Çünkü değerlerden geri çekilen,

Sabrı unutup umuttan vazgeçen

Göklerin talihini kendi eliyle kapatır.

...

O hâlde son sözüm şudur sana:

Konforunun peşine düşen

Elbet daha rahat yaşayabilir;

Ama iyiyi büyütmek için

Ayağa kalkmayan

Bu acı dolu pişmanlıktan kurtulamaz.

Şimdi git —

Ama yanlış yaptığını bilerek git.

Belirsizliğe susmadan,

Yalnız kalmayı göze alarak git.

Çünkü güzel bir yarın,

Ancak onu taşımaya cesaret edenlerin

Yüreğinde doğar.

01 Ocak 2026

Yıldız, Ankara


Yorumlar


bottom of page