Ey Kalbim, Dayan: Çünkü Senin Yandığın Yerde Yeni Bir Işık Doğar!
- Ergün Gültekin
- 5 Mar
- 2 dakikada okunur
Ah! İnsan, çağın coşkun akıntısı içinde sürüklenirken yönünü nasıl yitirdiğini fark eder mi? Ha, ha! Oysa çoğu kişi yönünü kaybettiğini bile bilmez.
Oysa ben görürüm: nice kişi günlerin gürültüsüne kapılır; vakit onları taşır, fakat onlar nereye gittiklerinden habersizdir.
Bak! Ben kendi kendime konuşuyorum şimdi; çünkü etrafıma baktığımda görürüm ki başıboş akan vakit yalnızca insanı sürüklemez — ona sanki bir yön varmış gibi sahte bir güven de verir.
Sessiz saatlerde anlarım bunu: kişi kendine kulak vermezse, kendi yüreğinin yabancısı olur.
Evet! Zaman kendi yükünü taşıyamaz — bu yüzden insanın sırtına biner ve onu anlamsızlığa sürükler.
(...)
Ah! İçi boş vakit, insanın elinde kırık bir çömlek gibidir; ne su tutar ne de susuzluğu giderir.
Evet, evet! Görürüm: nice kişi bu boşluktan ürker ve günlerini işlerle doldurur. Fakat böylece başka bir yanılgı doğar: insan hareketi anlam sanır ve meşguliyetin içinde yürür.
Ha! Öyleyse niçin sormayalım: akıp giden günlerin içi hangi ölçüyle tartılır, hangi kıymetle doldurulur?
En sessiz saatlerde anlarım bunu: günlerin değeri ona yön veren maksatta gizlidir.
Ve derim ki: insan çoğu zaman vakit bulamadığı için değil, hangi istikamete yürüyeceğini bilmediği için yorulur.
(...)
Ah! Üstünden geçilecek bir yol gerekir insana; çünkü ardında bir iz bırakmak ister yürüyen ayak. Ha! Çünkü yalnızca yürüyen toprağa bir işaret bırakır.
Fakat bakın kalabalığın yollarına: orada sayısız adım vardır, fakat pek az iz. Ve yine de çoğu kişi iz bırakmak isterken çoktan aşınmış sözlerin peşinden yürür.
Ama epeydir söyler dururum: en kalıcı izler çoğu zaman kalabalığın yürüdüğü yollarda değil, kimsenin cesaret edemediği patikalarda doğar.
(...)
Ve derim ki sana, ey yolcu: yürüdüğün yolu hangi değerin ipi çekmektedir?
Söyle bana: hangi kıvılcım yüreğini tutuşturur ve hangi ülkü adımlarına yön verir? Çünkü görürüm: insan çoğu zaman yolunu kendi içinden seçmez.
Derler ki bana: insan kendini severmiş; ah! fakat kendini seven kişi önce kendi değerini kurmaz mı?
Oysa çoğu insan bunu yapmaz; başkasının kurduğu değerlere sığınır. Çünkü kalabalığın yolu insana rahat gelir.
Ama ben inanırım: başkasının değeriyle yürüyen, kendi yoluna varamaz.
(...)
Söyle bana öyleyse: ne vakit gelecek senin saatin — bugün hangi adımı atarak yazgının yönünü değiştireceksin?
Hayır! Saat kendiliğinden doğmaz; bekleyen kişi yalnızca zamanın akışında sürüklenir.
Bilmez misin? Yazgıyı değiştiren vakit değil — insanın attığı adımdır.
(...)
Ah ha! Fakat görürüm: yazgının yönünü değiştiren adım çoğu zaman insanı kendi ateşine götürür. Evet! Ateşi olmayan yolunu da aydınlatamaz.
Ve bilirim: kişi kendi ateşinde yanmadıkça yeni bir sabah doğmaz. Ha! Kül olmadan yeni bir başlangıç nereden doğsun?
(...)
Evet! Görürüm: yarına uzanan bir umut olmadan hiçbir yürek yürüyemez. Çünkü yürüyen insan gözünü henüz doğmamış bir sabaha çevirir.
Ve anlarım bunu: umut yalnızca bekleyenlerin oyuncağı değildir — yürüyenlerin yoldaşıdır.
O halde diyebilir miyiz: insan bir amaç değildir; o yalnızca yeni şafaklara uzanan bir geçittir.
Evet! Yürüyen ancak umut taşıyan kişidir.
(...)
En sessiz saatlerde anlarım bunu: insanın yolu böyledir — önce kendini sorgular, sonra kendini aşar.
Ve görürüm ki çağın akıntısı yön vermez insana; yönünü tayin eden insanın kendi iradesidir.
Ah! Çünkü sürüklenen kişi akıntının yolcusudur fakat yürüyen insan kendi yolunun sahibidir.
Ey kalbim, dayan: çünkü senin yandığın yerde yeni bir ışık doğar.
05 Mart 2026
Selçuk, İzmir