top of page

Farkındalık, Kelimelerde Değil; Kelimelerin Terk Ettiği Boşlukta Doğar!

Ey siz! Ey yorgun gözlerle ufka bakanlar! Ey kalabalık içinde yalnızlığını kutsamış olanlar!

Biriniz geldi bugün yanıma, titreyen bir sesle fısıldadı: “Ey aykırıların dilsiz aynası! Söyle bize, farkındalık nedir?”

Ben de güldüm; ama bu bir sevinç gülüşü değildi. içimde hâlâ kanayan bir yaranın, kendini tanıdığı derin bir hüzündü.

Çünkü biliyordum: Farkındalık, bize ezberletilen bir hakikat değildi. O, çatlağın kıyısında duran bir ışıktı; yanıtla değil, suskunlukla yaklaşırdı insana.

Çünkü biliyordum: Farkındalık öğrenilmezdi, ancak sezilirdi. Bir öğretinin cümlesi değil; içimizde yavaşça kıvranan bir sezginin, zamanla dile gelmeye cesaret edişiydi.

---

Ey çok sevilenler! İşte bu yüzden bugün size farkındalıktan söz edeceğim. Ama bir bilgi gibi değil; ne bir öğreti gibi, ne de bir tanım gibi! Bir kıyamet gibi, bir doğum gibi gelecek size! Evet, bir aydınlık gibi doğacak hakikat içinizde; sarsacak, yakacak ve nihayetinde sizi kendinize döndürecek.

Ah! Ne çok konuşuyorsunuz… Ama ne az dinliyorsunuz kendinizi! Sözleriniz başkalarına ulaşmak için yarışırken, siz kendi iç sesinize yabancılaşıyorsunuz. Ne çok bakıyorsunuz… Ama ne az görüyorsunuz içinizdeki boşluğu! Gözlerinizi uzağa diktikçe, yakınınızda duran hakikati kaçırıyorsunuz!

Hayır! Farkındalık, toprağın tohuma “Ben seni tanıyorum” deyişidir. Bu, görünmeyene söylenen kadim bir selamdır; duyulmaz ama hissedilir. Ve siz hâlâ sonucu soruyorsunuz bana; ne olacak, nasıl bitecek, ne zaman geçecek diye telaşla soruyorsunuz.

Ama ne hazin! Sonucu soran, cevaba tapan bir kimsedir! Oysa sebebe secde eden, yola düşendir! Yürür, yanar, döner; kendi karanlığını tutuşturur ve onun etrafında döne döne hakikati bulur!

---

Ne? Sanıyor musun ki yağmur yalnızca ıslatır? Hayır! O, gökyüzünün iç çekişidir, birikmiş gözyaşıdır; bulutların susmakta geciktiği fısıltıdır! Ve siz, onun sebebini bilmeden sırılsıklamsınız! Oysa bilseydiniz, ıslanmak değil, arınmak derdiniz olurdu.

Ey kendinden kaçanlar! Aynalarınızı neden kırdınız? Çünkü çatlağınıza bakmaya cesaret edemediniz! Çünkü baktığınızda gördüğünüz şey yalnızca kırık değil, yarımdı, eksikti, çıplaktı; ve siz, kendinize çıplak gözle bakmaktan utandınız!

Ama bilmez misiniz? Farkındalık, kırdığınız aynada size kendinizi yeniden ama sevgiyle gösterendir. Çünkü o çatlak bir kusur değil, bir kapıdır! Ve yalnızca o çatlağa bakabilenler tanır o ışığı. Çünkü ışık her zaman doğrudan değil, kırılarak ulaşır insana, evet, ancak parçalandığında anlam kazanır parıltı!

---

Ve şimdi size soruyorum… Ey iç sesini yalnızlığa mühürleyenler! Sahi, hiç kendinizle konuştunuz mu? Yoksa hâlâ sustuğunuzu sanıp, aslında içinizde haykıran o feryadı bastırıyor musunuz?

Zamana ve kalbime ant olsun! Ben konuştum! Ve o ses, evet o derin ve titrek ses bana dedi ki: “Kalk! Kendine bak! Kendini suçlayarak değil, kendini dürüstçe severek ayağa kalk!”

Ah! Ne büyük yıkılışlardı içimdeki yüzleşmeler! Ama her yıkımda bir ses doğdu, her çöküşte bir başka benlik konuştu:

Meğer içimde benlikler varmış, evet! Bir savaşçı gibi adaletle kükreyen, bir ermiş gibi sevgiyle el açan, bir çocuk gibi neşeyle ümitlenen bir ses! Ve ben, hepsine kulak verdim; çünkü farkındalık, içindeki kalabalığı susturmak değil, her birini onurlandırarak yürümekti!

Ey mutsuzlar! Mutluluğu arzuların çöplüğünde aramayın! O çöp sizi doyurmaz; yalnızca daha çok aç bırakır, daha çok eksiltir, daha çok süründürür!

Ama birine dokunduğunuzda ve o sizden habersiz gülümsediğinde… İşte orada başlar hakiki sevinç! Çünkü mutluluk, kendinizde değil; kendinizden taştığınız yerdedir, sizi aşan bir varoluşta gizlidir!

---

Hayır! Sizden hiçbir şey istemiyorum. Ne övgü, ne itaat, ne onay! Sadece size sevgimle hatırlatıyorum: Asıl zengin, verendir! Asıl yüce, yine de verendir! Ve asıl uyanan, acıdığında bile kendine yalan söylemeyendir!

Çünkü uyanış, en çok dürüstlüğün sancısıyla gelir; ve ancak o sancıyı taşıyanlar ışığın eşiğine ulaşır!

Ve şimdi susuyorum… Çünkü ben yeterince konuştum. Ama iç sesiniz hâlâ susuyorsa, o halde benim sözüm, sizinle çarpışsın, sizi sarsın, zihninizde büyüsün!

Ve unutmayın: Farkındalık, sözlerin gücünde değil, sözlerin sustuğu yerde yankılanan hakikattedir!

15 Haziran 2025

Hacettepe, Ankara


Yorumlar


bottom of page