top of page

Ha! Pek Çok Nefes Alan Görüyorum; Şuurla Yaşayan Görsem Keşke!

“İnsan doya doya yaşamalı!” – böyle söylüyor dünyanın gürültüsü, onu oyalamak için. Ah, keşke yeryüzü bir barış, huzur, esenlik yurdu olsa da bugün hâlâ doğru olsa bu!


Hayır işte, değil! “İnsan fayda ve değer yaratmak için yaşamalı” – bunu öğretiyorum ben. Zira ömür, iyiyi büyütmek için insanın elindeki en büyük kudrettir.


...


Küçük insanların avuntusu için, kişinin günü tüketmiş ve ömrünü keyifle eksiltmiş olması iyi olabilir. Ama ben her yeni gün ve yeni nefese sevinirim; onu yarının en büyük iyilik fırsatı olarak gördüğüm için.


İşte ben size böyle bir ömür yaşamayı öğretiyorum, ey kardeşlerim: Her nefesiyle gayesini hatırlayan ve her gün dünyayı, kendisini bulduğundan biraz daha güzel bırakmaya çalışan bir ömür.


...


Ama bu sözler ağır uykulara dalmış olanlar için değil. Zira her söz de her kulağa yakışmaz. Bunlar hikmet dolu, ağır şeylerdir: alışkanlığın arzu dolu elleri dokunmamalı bunlara!


Kırın, ey kardeşlerim, hakikati yalnız düşünceye hapseden bu eski alışkanlığı! Bırakın nefesiniz, yürüyüşünüz ve elleriniz de onu hatırlasın.


...


Ey kardeşlerim, yaşarken uyanık kalmayı öğretiyorum size: Hakikat yalnız zihninizde durmasın; nefesinizde yürüsün, ellerinizde çalışsın ve yeryüzünde yeniden doğsun diye.


Hatırlamayı mı öğütlüyorum size, ey kardeşlerim? Hayır! Ben size hatırlamanın gerekçesini öğretiyorum!


Evet, yaşam amacınızı unutmamayı öğretiyorum. Çünkü insan, kendini kaybettiği için unutmaz; unuttuğu için kendini kaybeder.


...


Evet yeni güne ait ilk nefesiniz size şöyle desin: “Ya ben son armağanlardan biriysem?” O vakit görün, nasıl küçülür boş kaygılarınız ve nasıl susar küçük hesaplarınız!


Yalvarıyorum size, ey kardeşlerim: Yaşam amacınıza yabancı kalmayın!


...


Kulakları olan işitsin; çünkü her sabah ilk vicdanı konuşur insana, fakat pek azı onu duyar.


Bırakın vicdanınız sizi sabahları uyandırsın, kardeşlerim! Çünkü o, hâlâ yapabilecekleriniz olduğunu hatırlatmak için konuşur size.


...


Ha! Pek çok nefes alan görüyorum; şuurla yaşayan görsem keşke!


Ah, kardeşlerim! Nice ömürler vardır ki uzun sürer; ama aslında hiçbiri gerçekten yaşamaya başlamamıştır.


Ve şimdi, siz söyleyin bana, ey kardeşlerim: Aynanız size ne gösteriyor?


Bakın da aynanıza her gece sorun: “Bugün yürüyen bir erdem mi oldum; yoksa yalnızca yürüyen bir beden mi?”


...


Ne önemi var ki yaşamanızın, eğer elleriniz etrafa bir fayda katmamışsa? Ne önemi var ki nefes almanızın, yüreğiniz başkalarının hayatına değer katmamışsa?


Ah! Hiç böyle sordunuz mu kendinize? Hiç böyle yargıladınız mı kendinizi, kendi aynanızda?


...


Karardı mı yoksa aynanız? Ah! Hatalarınızdan utanmayın, ey kardeşlerim! Çünkü nice ömürleri değiştiren düşüşler değil; sessiz uyanışlar ve ayağa kalkışlar olmuştur.


Evet! İnsanın yanlışları da bir öğretidir, bunu öğretiyorum size: İnsanlar aynı yoldan yürür; pek azı yalnızca tövbesiyle ayağa kalkar.


O halde geçmişe takılıp kalmayın da her yeni sabah şöyle deyin: “Bakın, önümde yeni bir yol var! Acaba bugün yeryüzünü, onu bulduğumdan daha güzel bırakacak mıyım?”


..


Mezarlıkların yanından sessizce geçmeyin, kardeşlerim! Hayır! Biraz daha yavaş yürüyün de seslendiklerini dinleyin: “Ey özgür irade, imkânın varken iyiyi büyüt!”


Evet siz... Ah, siz hâlâ yol alıyorsunuz ömürde! Hâlâ seçiyorsunuz! Hâlâ karar verebiliyorsunuz!


Hiç bu kudretin ağırlığını omuzlarınızda duydunuz mu? Hiç yaşamanın sizden ne istediğini kendinize sordunuz mu?


İşte bunun için size yaşayanın mesuliyetini öğretiyorum. Ölümü bekleyenler gibi değil; ölüme rağmen değer büyütenler gibi yaşayın.


...


“İnsan baktığını görür.” — Böyle söylüyor dünyanın gürültüsü ve onunla yetiniyor. Ah, keşke insan yalnız baktığını görseydi! Ama çoğu, gördüğünün ardındaki hakikati çoktan kaybetmiştir.


Ben ise size başka bir bakışı öğretiyorum, ey kardeşlerim! Bir ağaçta sabrın sessiz yürüyüşünü görün. Bir çocukta size emanet edilen yarını görün. Bir ihtiyarda yaklaşan sonunuzu görün. Gün doğarken ümidin başlangıcını, gece inerken vicdanın hesabını görün.


Zira hakikat, her gün başka bir suretle önünüzden geçer; fakat onu ancak uyanık gözler tanır.


...


Ah! Güzeli öven çoktur; ona yeni bir beden veren ise azdır.


Ben ise size başka bir şey öğretiyorum, ey kardeşlerim! Güzel bir şey gördüğünüzde onu beğenip, yalnızca hayran kalmayın! Kendinize deyin ki: "Ben bugün hangi güzelliği yeryüzüne katacağım?"


Evet! Sorun kendinize, kardeşlerim: “Bugün bu dünya, benim elimden geçen hangi güzellikle dünden daha zengin oldu?”


...


Tembelliği mı kınıyorum, ey kardeşlerim? Hayır! Ben size yaşamaktan vazgeçmemeyi ve onun sabrını öğretiyorum.


Bakın! Nice insanlar gördüm: İlk yokuşta umutları tükendiği için geri dönen. Daha nicelerini gördüm: Adımları yavaştı; fakat istemleri yürümekten hiç vazgeçmedi.


Elbette dinlenin, enerji toplayın kardeşlerim; fakat hevesinize kanıp davanızdan da vazgeçmeyin! Çünkü zirveler, yükünü sabırla taşıyanların yurdudur.


...


Ah! Gündüz, insanı başkalarına gösterir; gece ise onu kendisine gösterir.


Ey kardeşlerim, karanlık basınca kendinizden saklanmayın! Hayır! Biraz daha uyanık kalın da kalbinizin sorusunu dinleyin: “Bugün şükrünü dudaklarınla mı söyledin; yoksa emeğinle mi?”


Ne yapmalıyım?" diye sormayın, kardeşlerim! Hayır! Önce kendinize şunu sorun: "Ben kimim?”


Ha! İnsan, kendine her gün kim olduğunu söylemezse, dünya ona kim olacağını söylemeye başlar.


...


Ah, kardeşlerim! “İnsan unutur.” — böyle söylüyor dünyanın gürültüsü ve onu mazur görüyor. Ah, keşke bugün yalnızca unutuyor olsaydı! Çünkü insan, önce hakikati hayatından düşürür; sonra onu unuttuğunu sanır.


Ben ise size başka bir şey öğretiyorum. Hakikatin değerlerini yeryüzüne indirmeyi öğretiyorum.


Evet! Ben size yeni bir yaşam öğretiyorum, ey kardeşlerim: Her gün kendini aşan üst insanın yürüyüşünü! Zira dünün üzerine çıkamayan, yarına da yükselemez.


İşte ben size böyle bir amaç öğretiyorum, ey kardeşlerim: Gayesini her nefesinde yeniden kuşanan bir bilinç.


İşte ben size böyle bir bilinç öğretiyorum, kardeşlerim: Son nefes geldiğinde, "daha uzun yaşasaydım” demeyen; "bana verilen ömrü eksik harcamadım." diyen!





04 Temmuz 2026

Etimesgut, Ankara




Yorumlar


bottom of page