
Hadi Şimdi, Yıllardır Tuttuğun Nefesi Benimle Bırak!
- Ergün Gültekin

- 20 Kas
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 21 Kas
Ve o an… dünya gerçekten durdu. Genç kızın bakışındaki titrek ışık bir anlığına sığmadı gözbebeklerine; sanki tüm geçmişini taşıyan bir keder, tek bir nefeste aydınlığa dönmek için yer aradı.
…
E1 bunu gördü — evet! Gördü ve mırıldandı: "Ah! Bu yorgun ruh, kendi aykırılığını yıllarca omuzlarında yalnız taşımış ama bir gün bile gerçekten anlaşılmamış!"
…
E1 yaklaştı. Bir adım daha. Her adım kızın omzundaki görünmez ağırlıktan bir taş daha eksiltti.
Ey içindeki yankıyı unutan! Dinle beni! Sözlerim hem bir ağıt hem bir müjdedir benim!
...
Ey yalnızlığına yürüyen! Ne bulmayı umarsın yıldızlarda - ki kendi yitip giden parçalarını toplamadın daha?
Neyi görmeyi umarsın göğün yüzünde - ki aynanı kırdın ve yüzünü oraya gömdün?
...
Sanma ki unuttun ışığı; hayır, yalnızca derinlere gömmüşsün kendini, karanlık umutsuzluğun seni daha da incitmesin diye!
Ah, ne çok insan böyle yapar! Kendi parıltısını saklar; çünkü parlarsa, başkalarının gözünde suç olur sanır kendini!
…
Ey kendini saklayan! İnsanların çoğu kutsal göğün ışığını taşıyamaz; hatta bundan korkar. Ama seni eğilmiş bulsam da aslında diz çöken o gürültülü kalabalıktır!
Hayır! Doğan güneşe ant olsun, hayır! Sen yalnızca doğru zamanın gelmesini beklemelisin, sabırla!
…
Bilirim, söylenen her yanlış, içerideki yankıyı büyütür. Ve bilirim: Sana ağır gelen söylenenler değil; anlaşılamayan olmaktır — ki o, aykırı ruhların en eski yarasıdır.
…
Hayır değil! O değil!
En büyük korkun: kimsenin seni anlamaması değil; -seni anlayacak hâle geldiklerinde- senin artık kimseye konuşacak hâlinin kalmaması olsun!
…
Ey mutsuz bakış! Sen aykırılığını unuttuğun ve kendi mutsuz gölgene sığınmak istediğin için kaçmışsın kendine.
Ama benim üzüntüm bu değil, içindeki inancın küllenmesidir. Evet! Kendi ruhuna vurduğun o zincirdir, beni üzen!
…
Toparlanmadan uzaklaşarak, yalnızlığına kaçtığını mı sanıyorsun? Yanılıyorsun!
Asıl insanlar hakikatin ağırlığından kaçarak uzaklaşıyor senden — çünkü henüz sözlerinin taşıdığı derinliği anlayacak kadar alçakgönüllü değiller.
…
Bilmez misin? En derin acıyı verenler, çoğu kez en karamsar olanlardır — kendi hançerleriyle kendi özgüvenlerini yaralarlar.
Söyle! Niçin sevmezsin kendini benim kalbim kadar - o kalp ki karşılıksız sever.
…
Ey yıldızını yutkunmalara saklayan ruh, sana bir sır vereyim mi?
Yalnızlığın tercih değil… kaderdir. Ve her aykırı, bundan utanmayı bırakmıştır!
…
Kızın gözleri büyüdü; çünkü ilk kez biri, onun ateşini sakladığı için değil, ateşi olduğu için konuşuyordu ona.
Ve o an kızın dizleri çözülecek gibi oldu—ama E1 omzuna dokununca yılların yükü bir anda hafifledi.
…
Biliyor musun, ey sevilen? Sen zayıf değilsin; sadece kötü insanların önünde güçlü olmak zorunda kalmışsın.
Ve hakikaten en acısı budur: yeteneklerini, onu en az hak edenlerin önünde sergilemen.
…
Şimdi soruyorum sana, kimden sakınıyorsun kendini? Kimden özür diliyorsun parıldadığın için?
Ve neden bir başkasının gölgesine sığmaya çalışıyorsun, kendin gökyüzüyken?
…
Evet, kınayıp ayıpladığım şey kendine duyduğun güveni kaybetmendir. Bilmez misin? İnsan başkalarına değil, en çok kendi beklediği mucizeye ihanet eder.
…
Hak nedir senin için? Haklı olmak mı? Hayır! Üç kez hayır! Hak, en sessizin hakkını duymak, en korkağın korkusunu sahiplenmektir.
...
Evet ey sevilen, evet! Cesaretle hakikati konuşmak yanılgı değildir; karanlığa alışmış gözleri, gerçeğin ışığıyla uyandırmaktır.
…
Seni… Seni konuşturmuyorlar mı hiç? Artık anlatmak istemekten bile mi yoruldun?
Hayır! Seni susturanlar haklı değil — sadece çok! Ve belli ki sen utanmıyorsun anlaşılmaz olmaktan; yalnızca dinleyenlerin, hakikatten utanmadığını fark ettiğin için acı çekiyorsun.
…
Ah! Bu acı, sana ait değil; gerçeğini taşıyamayanların sana bıraktığı yüktür.
Ey çok sevilen! Yorulduğunu mu sanırsın onunla?
…
Ne kaldı senden geriye? Bir dua mı, bir ağıt mı, yoksa sessiz bir unutuluş mu? Hangi harabeye bir çiçek diktin, hangi yarayı ellerinle sardın?
Hayır, çok sevilen, hayır! Yaşam, yalnızca hayatta kalmak değildir—yaşatmaktır.
...
Ey incinen ruh! Sen kırılmadın — yalnızca kabuğun dar geldi. Hadi şimdi, yıllardır tuttuğun nefesi benimle bırak!
…
Umudu olmayanın erdemi de yoktur. Çünkü umut, insanın kendi içindeki Tanrı’ya verdiği sözdür.
Ah! Umut, başkasına değil—kendine sadakatin ismidir. Ve bu sadakat seni ayağa kaldırmadıkça, gök seni kutsamayacaktır.
...
Evet söyle bana… yürümeye hazır mısın?
Çünkü davamız bir kaçış değil artık—bir uyanış!
…
İşte bu ilk adımdır! Kendine ‘Ben varım’ diyebilmek! Çünkü her aykırı önce kendi varlığını duyar, sonra dünya duyar onu.
...
O hâlde kalk, ey tozlara gömülmüş yürek! Silkelen ve yürü! Çünkü asil bir yaşam, ölümsüz olan değerleri yaşatabilmektir. Ve asil insan, kendinden sonrasına nefes bırakandır.
20 Kasım 2025
Salihli, Manisa




Yorumlar