top of page

İnsan, En Çok Başkasına Çarptığında Kendiyle Tanışırmış Meğer

Bugün de yürüdüm…

Ama yollar değil, insanlar yordu beni.


Ne zaman kalabalığa karışsam,

Evet… Hep kendime çarptım:

Bir söylemde, bir bakışta, bir sükûtta.


Ve ben de kendime çarpa çarpa öğrendim:

Sakladığım ayķırlığı sevmeyi,

Kırıldığım yerde kendimi tamamlamayı.


Ah! Ne çok göz vardı üzerimde—

Ama hiçbiri gerçekten bakmıyordu.

Ve anlamıyordu.

Yalnızlıksa yine yanı başımdaydı:

Bir dost gibi suskundu,

Bir ayna gibi acımasız!


Ama ne garipti...

İnsan, en çok başkasına çarptığında

Kendiyle tanışırmış meğer.

Kalabalığın içinden geçmeden

Kendiyle karşılaşamazmış insan!

---

Durdum.

Evet, bir doğruda durdum.

Ama o doğruluk,

Eğrilerin maskesini düşürdü.

Ve ben taşlandım…

Oysa yalnızca aynaydım!


Ah, işte böyledir:

Bazen yalnızca durduğun için

Devrilmek istenirsin.

Çünkü senin duruşun,

Başkasının eğriliğini ifşa ederdi!


Ve anladım:

Ayna olmak cesaret istermiş—

Çünkü eğri olan,

Kendini görmek istemezmiş!

--

Konuştum…

Ama seslendiğimde ayıpladılar beni

Hem de kendi suçlarıyla!

Ve ben kınandım,

Başkalarının aynası olmak suçlamasıyla.


Ey hakikati eğip bükenler!

Hiç düşündünüz mü:

Belki de en doğru söz—

Hiç duyulmamış olandır?


Ve anladım:

Hakikati söylemek,

İnsanların yüzüne ayna tutmakmış—

Ve bazıları için,

Gerçeği görmek, karanlıktan korkmakmış!

---

İyilik ettim.

Ve bu bile ağır geldi onlara.

Çünkü ben elimle uzandım—

Onlarsa kalpleriyle geri çekildi.

Onlara kendi karanlıklarını hatırlattı.


Çünkü iyilik,

Yalnızca kötülüğü utandırmadı,

Aynı zamanda çaresiz bıraktı.

Kendi içine bakmaya cesaret edemeyenler,

Işığın kendisine gölge düşürmeye kalktı.


Ah! Anladım:

İyilik, karanlığa tutulmuş bir ışıkmış—

Ve ışık, gözleri kamaştırmış!

---

İstedim.

Onların zincirlerini kırmak istedim…

Ama bu sefer de

Zincir sesi rahatsız etti diğerlerini.

Oysa ben yalnızca yardım etmek istedim,

Ama çabam, onlara

Kendi tutsaklıklarını hatırlattı.


Ey özgürlüğe haset eden kalp!

Başkası zincirlerini koparmak isteyince

Neden kendi bağlarına daha sıkı sarılırsın?


Ve düşündüm:

Tutsak olmakla köle olmak bir değilmiş—

Çünkü tutsak olan kurtulmak istermiş,

Köle olan… zincirini severmiş!

---

Sonra sustum.

Ama bu sessizlik bile ağır geldi onlara.

Çünkü bazen kelimelere gerek kalmaz—

Yalnızca susan biri,

En gür yankıyı bırakır ardında.


Ve baktım:

Bütün o gürültünün içinde,

Sadece susanlar gerçekten duyuluyormuş.


Ey kendi sesinden kaçanlar!

Ben sustum—ama siz duydunuz.

Ben sustum—ve yine de sarsıldınız.

---

Artık büyümek istedim.

Ama ne zaman büyüsem,

Bu sefer bir başkasının

Küçüklüğü döküldü ortaya.


İşte o an başladı görünmez öfkeler,

Sinsi susmalar, sessiz infazlar…


Ah! Sessizce içime büyüdüm.

Büyüdükçe küçüldüler.


Ve gördüm:

Büyümek yalnızlıkmış!

Ama küçülmek… ölmek!

---

Sevdim.

Ben bir karşılık için değil—

Sadece sevmek için sevdim.

Ama beklentisiz olanı,

Pazarlıkla sevenler yadırgadı.


Ve anladım:

Karşılıksız sevgi de bir aynaymış aslında—

Ve o aynada herkes,

Kendi sevgisizliğini görürmüş.

---

Ardıma bakmadan yürüdüm.

Ama yollar değil, insanlar sevindirdi beni.

Çünkü kalabalığın ortasında yürümek—

Her çarpışmada kendine biraz daha yaklaşmaktı.


Ve anladım:

Kendin olmak için,

Önce başkalarının yanlışında

Kim olmadığını görmen gerekiyormuş.



30 Mayıs 2025

Bolu

Yorumlar


bottom of page