top of page

İçsel Yankılar (Yeni Bölüm #45)

Ey içimin derin kuyusu! Ey vicdan! Sessizliğinle karşıma dikildiğinde ürperir yüreğim; çünkü bilirim, senin önünde durmak — işte budur benim çıplaklığım!


Senin çatık kaşlarla suskunluğun— işte budur hakikatin sert yüzü!


...


Susarsın. Gizlersin özündeki ateşi; böyle saklarsın en saf gerçeği. Konuşmazsın; böyle gösterirsin bana sınavımı.


Ah! Bu sessizliğindir, adımımın kaderini değiştiren ilk sarsıntı.


....


Tan atmazdan önce gelirsin her gece; yaralarımı, yüklerimi, yolda bıraktığım cesareti önüme serersin.


Birlikte otururuz bir süre — mutluluğumuz birdir, yaralarımız ortaktır, sessizliğimiz bile aynı ateşten akar. Ve çok konuşmayız birbirimizle; fazla bildiğimizden susarız aslında.


...


Ey kalbimin adil yargıcı! Suskunluğunla mühürlersin içimdeki gizli kapıları — ben o kapıları her açtığımda bir parça daha doğrulurum.


Ah! Yüzüme taktığım bütün maskeler kırılır karşında. Sessizliğin bile acıdır; konuşmamı isteyen.


...


Alevsin sen: içimdeki değerlere yön veren kırbaç!


Evet! Senden öğrendim yalana eğilmeden çıplak oturmayı; bulutsuz bakmayı aşağıya — bahaneler, titremeler ve heves çukurlarında kaynarken.


...


Ha! Her adımımı mı yoklarsın bakışlarınla?


Evet, bilirim: sorgularsın her defasında, içimdeki yanlışı ararsın — o çıplak aynanla yüzleşmemi isteyen.


Ah! Neye susamış diye ruhum, yanlış yolların ucunda?


...


Evet, evet! Bilirim: senin öğrettiğin berrak yasa şudur: “Kendi karanlığını tartmayan, ışığa doğru yürümesin.”


Ah! Bu hüküm bir yıldız gibi durur hâlâ gecemin tam orta yerinde. Evet! Tüm arayışım aslında bu çağrıdır: o kalbimin, kutsal göğün hükmüne çıkma isteği!


...


İnsanlar arasında en çok seninle yüzleşmekten kaçanlardan nefret ederim. Evet! Tiksinirim seni haz ve lezzet arayışıyla susturanlardan!


Çünkü inanırım: iç sesini bastıran, tüm kötülükleri hayatına davet eder, kendi ruhunu da sürgün eder.


Evet! Öfkelenirim, sesine kulak vermeyenlere! İyinin önüne perde çekenlere lanet okurum: Ah! Ne kendilerini hesap terazisine koyarlar, ne de yanlışlarına karşı dururlar.


...


Ey vicdan! Ey en gaddar dostum! Karanlık bir kırbacının altında yaşarım daha iyi — seni görmemektense!


İyilik, karşılıksızlığın ötesinde tartılansa, çatallı bir şimşek gibi yakalanmak isterim senin kırbacına; içimde çalsın diye hakikatin davulları!


Hazların süslü eğlenceleri yerine, senin acıtan gerçeğini ve çıplak sessizliğini tercih ederim!


...


Ah! Senin saf suskunluğunu çalan her ses, benim ideale yürüyüşümü de çalar.


Evet ben, sessiz çığlığını duyan ve seven biriyim: Yeter ki sen ol önümde bir eşik — ey sert! ey acımasız dostum!


...


Seninle sevdim kusurlu insan olmayı ve bağışladım kendimi ; yarın daha iyi olayım diye! Ah! Yüreğim daha temiz kalsın da karanlığa saplanmış olanı çekip çıkarayım diye.


...


İşte böyledir yürüyüşüm uçurumlara doğru, sevgimi yüklenerek.


İşte budur benim sevgim sana, ey vicdan: Her şeyin üstünde, hakikatin sesini yüksek tutmak ve senin ölçünle kutsalın insanı olmak için!


...


Ah! İnsan yoksa nasıl üstün olur: kendi karanlığını ateşe vermez, ışığa çıplak adımlarla yürümezse?


Evet! Her şeyin üstünde durur, karanlığını aşmış yüreğin göğü!




21 Kasım 2025

Adnan Menderes Havalimanı, İzmir

Yorumlar


bottom of page