
İçsel Yankılar (Yeni Bölüm #46)
- Ergün Gültekin

- 11 saat önce
- 3 dakikada okunur
Ey varlığı sevilen! Kalplerin üzerine çökecek o büyük gün yaklaşır; fakat insanlar hâlâ hayatı bir oyun sanarak yaşarlar— oysa ömür denilen, hayatın anlamını yaşayarak bulmanın adıdır.
Ah! Ne zaman onlara hayat amacımı anlatsam, sözlerimi başka bir alayın gölgesinde dinlediler; ardımdan da şöyle konuştular: “Eğer söyledikleri doğru olsaydı, yoksunluğu bize bir eksiklik getirmeli değil mi?”
Bilmezler ki üstün insan, iyiliğine bir karşılık aramadığı için üzülmez; yıpranmayan, yaşlanmayan bir ateştir o.
Onlara dedim: “Ey insan olmayı yanlış tanıyanlar! Sizi yoran, yaşamın kendisi değil; zengin olmayı isteme arzunuzdur. Evet! Yanlış size duyularınızla hoş gösterilir, çünkü böylece iyiliği büyütmek isteyen kalbin, yaşadığı mistik keyiften uzaklaşırsınız!”
Ama onlar: “Hayır, sen bunları uyduruyorsun; söylediklerin gerçek biz mutlaka onu bilirdik .” dediler. Oysa gerçek iyilik ne aranır ne verilir, bir kavuşmadır — ve sadece o: birisini mutlu etmenin eşsiz sevincidir.
...
Daha önce de aynı sözleri işitmiştim; şimdi aşkın sevgiyi bilmeyenlerden mi anlayış bekleyeceğim?
Hayır! Ben sizden önce “değerler, keşfedilen bilinmeyenlerdir” diyendim. Evet! İyi kalbin o yüce keşfi, yola çıkmadan varılan bir sırdır.
...
Andolsun, sözlerimde onların iyiliğini önceleyen öğütler vardı; fakat dinlemediler. Güç, şöhret, zenginlik ve onlara acele kavuşma arzusu gözlerini kör etti.
Hayır! Onlar hikmetin ehli değillerdi; çünkü gerçek bilgi, tüm bilinmezlikleri sevebilmektir — evet, gördüğünü değil, görmediğini sevmekle sınanır yürek.
...
Bir zamanlar, sevgiyi unuttukları için yıpranmış ruhlara şöyle seslenmiştim:
“Ey kırık gönüllüler, aranızda kalbimin sesine kulak olmak isteyen yok mu? Ah, Sevginin yükünü taşımaktan kaçanlar mısınız? Budalalık yapmayın! Muhakkak ki gözlerle bedeli aranmayan iyilik, karşılığını bulur”
...
Çoğunu, merhamete kavuşamadığı için kendi içinin ıssızlığında kaybolmuş bulurum; bilmezler ki bağışlama, el açıp dilenmemekle başlar.
Onlara şöyle derim: "Sevgi ve hikmetin birlikte yürüyemediği insanların çürüyüp gittiğini görmüş bu benlik, kendi türünden ruhları bir bilinçle diriltmek isteyendir. Evet! Ben gerçekten sizlerden bir karşılık beklemeyenim.
O halde sahip olma arzunuzu reddedin de “ben” demeden sevgiliye bağlı kalabilin!"
...
Sonraları sevginin yokluğunun acısını görünce bakarım ki kendini güçlü sananlar bile kaçmaya başlar.
O zaman onlara şöyle dedim: “Ne o, alışageldiğiniz mi artık kalbinizi başka güzelliklere baktıran. Hayır, kaçmayın! Kalplerinizi harabeye çeviren o eski sevdiğinize geri dönüp de bir bakın ve onu değil, kendi aldatmalarınızdan kendiniz utanın!”
Onlar da: “Eyvah! Sevgiyi hevesle karıştırarak büyük bir yanlış yapmışız! Biz gerçekten verdiğimiz söze sadık olmayanlardanmışız” dediler.
...
“Ey çok sevdiklerim!” dedim, “Evimden buralara gelişim yalnızca sizi uyarmak ve yanımda götürmek içindir!” Aykırılar toplu halde şöyle dedi: “Biz burayı ıslah için kaldık; yoksa bizde giderdik elbette.”
Onlara dedim ki: “Bilirim! Fakat sevgi kudretini kullanmayı bilmeyenlersiniz. Oysa gerçek seven, zalimi bile yaratıldı diye sever”
Evet! Sizden önce—sevgi yüzünden acı çekmemiş bir aykırı ruh görmemiştim ki; onlara: “Sevgiyi bırakıp nefret duygunuza teslim oluşunuzu ayıplayanım.” demiş olmayayım.
Oysa bilirsiniz: En büyük asalet, yapılanı bilip karşılık vermemektir; işte bu yüzden benim sevgim, karşılık beklemediği için yücedir.
...
Bazıları da: “Kendi yüreğimize olan inancımızı yitirdik” demişti. Ben ise şöyle dedim: “Hayır! Şüphe sevginin düşmanıdır.”
Ve sonra onlara seslendim: “Ey benim duru aynalarım! Kendi kalbinizin zenginliğinden utanır buldum sizi. Göklerin sevgisine açılan kapı tektir; ve ona geri dönüşü olmayan bir yalnızlıkla geçilir.”
...
Ey zalim ve karanlık ruh! Senden önce hepsine sevgiyi büyük bir cesaret ve özgüvenle kullanmayı öğretmek istedim. Şimdi ben susarsam gerçek sevgiyi başka yerde mi bulacaksın?
Sen ise yine sevilmediğini hissedip zulmü seçeceksin — hayır, ey yanlış insan, hayır! Ben seni kusurlarınla bile çok sevenim!
Hayır! Bil ki sevgim, seni değil; seninle kusurları sevmektir.
...
Her gittiğim yerde suyun başına oturanlar bana şöyle dedi: “Doğru söylüyorsan bize felaketin eli dokunmalı değil miydi? Oysa biz buradakiler, gerçekten bolluk içindeyiz.”
Ey insanlar! Size olan sevgime yemin olsun ki en küçük bir güzellik karşınıza dikilse, yine arzularınızla koşup onu da elde etmeyi düşüneceksiniz; çünkü bilmez misiniz: bencilliğiniz hala ne biriktirebilirim diye bakınıp durur!
İşte bunlar, ben ölümle yan yana oturmadan önce yaşayıp bildiklerimdir. Şimdi bunları inkâr mı edeceksiniz?
...
Hani bir zamanlar bana: “İnandığın bilginin kaynağı nedir?” diye sormuşlardı.
Bende şöyle demiştim: “Ey bilmek isteyenler! Yücelerin yücesine yemin olsun ki, yaşamın kaynağını ölümü bulduğum anda anladım. Ansızın ve bir anda.
...
İçlerinden bir ise şöyle demişti: “Zıtlıklar içinden doğruyu bulma duygusunu özlemişim; fakat insanların çoğu bunu bilmez. Ben ise onların seni anlamamasından korkuyorum!”
Ben de: “Hayır! Ümidini kaybedenlerden olma! Kutsal göğe yemin olsun ki o kalplere korkuyu sevgiyle düşürendir” demiştim.
Ve bunu işiten o:“Kalplere sevgi hissini düşürene yemin olsun ki sen benimle aynı benzerliği taşıyansın.” demişti. Ben, evet ben, gizliden gizliye o aykırıyla sevinmiştim.
...
Bazıları işitince şöyle dediler: “Yarım elmayı sevgiyle andığını duyduk; bunu bize de öğret!”
Ben ise: “Sevdiğini kendinden çok sevenle, bir güzelliğe tutulan kendinizi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar hak edilenlerdir!” dedim ve ekledim: “Eğer bir şey yapacaksanız, önce arzularınızı yok edin!”
27 Kasım 2025
Tuzla, İstanbul




Yorumlar