top of page

İçsel Yankılar (Yeni Bölüm #48)

Ey kardeşlerim! Dinginliğe ve ölçüye karşı dikkatli ve saygılı olun! Ve öfkesini dizginleyemeyen, her hâli sertliğe ve çarpışmaya çeviren her kim varsa, onlardan da uzak durun. Evet! Ölçü, yumuşak bir yüz sanıldı hep; oysa ölçü, iradeyi gerektiğinde çözmek, gerektiğinde bağlamaktır!

Çıkar ardına düşen biri bile adımını sakınarak atar: sessizce geçer kalabalığın arasından. Ama kendini tutamayan tepki, hoyrat bir bekçi gibidir: bağırır, ortalığı sarsar, düzeni yaralar. İşte burada ayrılır yol: biri yürür, diğeri yalnızca ses olur!

Kolay zanaat değildir sakin kalmak; bunun için gün boyu iradeyi ayakta tutmak gerekir. Ah, bu anlarda, defalarca kendimi durdururum bir günde. Bu bir kaçış mıdır? Hayır! Bu, nefsin dizginini elde tutma sınavıdır. Ve bu sınav beni eksiltmez; yükümü tartar!

Evet! Günde defalarca kendimle hesaplaşırım. İç savaş insanı katılaştırır; katılaşan ölçüyü yitirir. İşte burada öğrenirim şunu: başkasıyla didişen değil, kendine hükmedemeyen yıpranır!

Gün içinde birçok doğruyu ayıklarım. Yoksa gece olunca hâlâ onları ararım ve içim eksik kalır. Sanma ki her doğru aynı omuzda taşınır! Yük çoğaldıkça, doğruluk eğilir!

Gün gün kendimi dizginlerim. Sertliğin içimde buyruğa dönüşmesine kapı açmam. Dizginsiz sertlik bakışı bozar; bakış bozuldu mu, yol silinir!

Az kişi bilir bunu: tutarlı bir hayat, ilkeleri belleğe yığmakla kurulmaz; onları sırasıyla omuzlayabilmekle kurulur. İşte burada başlar asıl soru: bu yolu ben mi seçtim, bu yükleri de ben mi çağırdım, yoksa yürüyüşe çıkarken ağırlığı baştan mı kabul ettim?

Bu sorular, zorluğu yalnızca yük sayan gözle uyuşmaz. Zorluk yalnızca taşınmaz — ayırır! Kimi çöker, kimi biçim kazanır. Ve bilirim ki: umut sönüyorsa, doğrular bile geri çekilmelidir!

Birbirine girmesinler diye bu ilkeler! Üstelik benim yüzümden, ey kendim! Hak ve değer söz konusuysa gecikmek yıkımdır; onun dışındaki her acele ölçüsüzlüktür! Ölçü budur: atılacak adımı bilmek kadar, durulacak yeri de bilmektir!

Uyum içinde olurum çevremle ve birlikte yürüdüklerimle; zira yol tek başına taşınmaz. Evet! Karşı seslerle de yan yana dururum. Bilirim: bastırılan söz gece büyür; sabaha yük bırakır!

Saygı duyarım buyruğa ve düzen hissine, hatta aksayan düzene bile; zira ortak yürüyüş sabır ister. Buyruk sendeleyebilir, evet; ama emanet edilen her iş omuzlara konmuş bir ağırlıktır bende!

Her zaman en iyi yol gösterici, kendisine bırakılan alanı hoyratça taşımayandır; onu itinayla taşıyandır. İşte bu, dengeyi ayakta tutar! Ha! Ne yüksek mevkiler isterim ne de ağır kazançlar; bunlar bedeni ezer, yolu ağırlaştırır. Ama payı ölçüsüz olan da yürüyüşü sürdüremez!

Az kişilik bir birlikteliği yeğlerim başıboş kalabalığa. Kalabalık bağırır; ama hakikate benimle yürüyen azdır!

İç dünyası sade olanları severim. Onlar yük bilmez. Mutlu olurlar — kendilerine her seferinde hak vermediklerinde!

Böyle geçer bir günüm, yük taşıyan biri olarak. Gün bittiğinde yüzleşmeyi çağırmam. Ah! Yüzleşme çağrıyla gelmez; yapılanların ardından kendiliğinden çöker!

Sıkıştırarak sorarım kendime, ağır ağır: bugün kaç kez kendime hâkim oldum, neydi yüreğime iyi gelen duruşlarım, seçtiğim doğrularım ve geri çevirdiğim sertlikler, kaç kez başıma gelenleri değil verdiğim karşılıkları belirleyici kıldım?

Böyle düşünceleri tartıp biçerken, ansızın iner içime bir açıklık — çağrılmayan ama eksik bırakmayan. Açıklık değince bakışıma, gözlerim susar. Ah! Açıklık değince sözlerime, dilim hafifler!

Gerçekten de sessizce yaklaşır yanıma yükün en hafifi ve alır elimden fazlalıkları. İşte o vakit anlarım: soğukkanlılık yük taşımak değildir; yürüyüş için yük ayıklamaktır!

Ama orada kalmam. Durmak benim yolum değildir! Bakarım ki yol hâlâ önümde durur.

İnsanların neden durduğunu da işte burada kavrarım. Bir vakitler doğruyu öğretenleri ararken, şimdi ne aradıklarını görürüm: dokunulmamış bir vicdan ve zahmetsiz bir gün!

Bugün bile vardır böyle konuşanlar. Ama konuşmak, savaşarak değerlere yürümek değildir. Zamanları geçmektedir de ayakta değillerdir, çoktan çökmüşlerdir!

Mutludurlar belki. Ama ben, hala kalabalığa karşı ama hakikate doğru yalnız yürümeyi seçerim. Soğukkanlılıkla, özgüvenle ve cesurca...



28 Aralık 2025

Tunalı, Ankara


Yorumlar


bottom of page