
İçsel Yankılar (Yeni Bölüm #49)
- Ergün Gültekin

- 4 gün önce
- 3 dakikada okunur
Ne vakit ki kalbi daraldı, E2’nin bakışına doğru yöneldi genç kız; sanki içindeki fırtına bir aynaya çarpıyordu:
“Yazık bana… Şüphesiz ben üzerime düşeni taşıdım; fakat ne görüldüm ne de anıldım. Benden istenenin ötesine geçtim; ama karşılığı mutsuzluk oldu. Evet çoğunun yapmadıklarını yaptım; yine de insanlar arasında takdir bana uğramadı.
...
Ah! İçimde kabaran bu öfkenin beni hırçınlığa sürüklemesinden çekinirim. Ant olsun, benden sonra bu iyi insan olma yolunda yürüyenlerin de aynı haksızlığa uğrayacağından korkarım. Evet! İyi insan olma emelinden vazgeçmelerinden korkarım.
Şimdi bana öyle bir söz söyle ki E2, kalbimi arındırsın ve beni yanlış bir yöne savurmasın.”
...
E2’nin sesi yükselmedi; ama sorusu genç kızın içine indi: “Ey yüreği yaralı olan! Söyle bana: karşılık görmediğin hâlde şimdi iyilikten vazgeçmeyi sende mi doğru saydın?”
Genç kız başını değil, yüreğini eğdi; sesi kırılgan ama kararlıydı:
“Hayır! Bana iyiliği terk etmek yakışmaz. Eğer böyle bir şeyi düşünmüş olsaydım, sesimden, sözümden elbette anlardın.
Ama hep ben verdim, iyilik ise kalbimi hiç görmedi! Evet! İçimde taşıdığım kırgınlıktır sözlerime vuran!
Evet! Ben yalnızca iyi olmak istedim: doğru bildiğini yaşamak isteyen ve başkalarına yük olmamak için sesini çoğu zaman içinde tutan.
Ah! İçlerinde bulunduğum sürece iyi olmaya çalıştım; ama karanlık kalpliler bana kötü davranmaya başladığından beri olan biteni artık şüpheyle izler oldum.
Şayet iyilik karşılıksız kalırsa, bu iyi insanların yüreklerine yük olur. Ama eğer doğruda kalırlarsa, gaddar yaşamda tükenerek kaybolurlar! Evet! Zalimler ya onları sömürür ya da yok eder!”
Bir adım atar gibi oldu; sanki sözleri yetmiyormuş gibi kendini E2’nin önüne bıraktı:
“Şimdi sana geldim koşarak, çünkü senin içinde taşıdığın umudu bütünüyle bilemem. Yine de hâlime benden daha dikkatli baktığını bilirim. Söyle bana E2, nedir hak ettiğim ve etmediğim?”
Eli göğsünde, sesi dua gibi titreyerek devam etti genç kız: “Beni bu yoldan koparmaması için içimde kalan iyi niyete tutunuyorum. Eğer gerçekten doğruya bağlıysam, bu yorgunluğun beni vazgeçirmesine izin verme E2. Öyle bir söz söyle ki ben kaçmayı değil, dayanmayı senden öğreneyim.”
...
E2’nin bakışları güneş gibi sertti; gür bir sesle haykırdı:
“Ben sana yalnızca şunu hatırlatmak için konuşuyorum: -yaptıklarıyla değil yapmadıklarıyla ölçülen- iyi bir insan olma amacı, üst insana erişmek için yeterli değildir.
Birincisi, insan neye inandığını şüphe olmaksızın bilmelidir; yani hayatını rastgele değil, bir hakikat pusulasıyla yaşamalıdır.
İkincisi, doğruyu yalnızca bilmemesi, onu davranışa dönüştürmesi gerekir; çünkü eylemle sınanmayan hiçbir erdem gerçek değildir.
Üçüncüsü, doğruyu yalnız başına taşımayı öğrenmeli, haksızlık yayılırken susmamayı bilmelidir ve hakikati bir gayretle başkalarına da hatırlatmayı göze almalıdır.
Dördüncüsü ise, bunun bedelini kabul etmelidir: yalnız kalmak; çünkü hakikat, ancak ona sabırla tutunanların omzunda kalır.”
...
Genç kızın sesi artık soru değil, bir yaraydı: “Ben kendime ayrıcalık tanımamışken ve kimseye kötülük etmemişken, böyle ağır bir yük nasıl bana düşer?”
E2’nin dudaklarında beliren o ince kıpırtı, merhamet değil, kesinlikti:
“Orası öyledir; ama sen yalnız iyi olmayı seçtin. Evet! Sen iyiliğin yayılmasını göze almadın.
Ah! İyi insan yalnız kendi vicdanını korur; ama üst insan, başkalarının vicdanını da uyandırır. İşte hissettiğin eksiklik de buradan doğar: kötülük yapmadığın için değil, kötülüğe karşı ses yükseltmediğin için içindeki yük büyümüş.”
...
E2 elini kaldırdı; bu işaret bir suçlama değil, bir aynaydı:
“Ha! İçin daraldığında bile doğrudan şaşmamak, karanlık çöktüğünde bile haksızlığa üzülmemek kolay değildir. Ama doğruda kalmanın bedeli, çoğu kez insanın kendini yalnız hissetmesidir!
Ah! Bilmez misin, ey çok sevilen? Sen kendi içindeki şüpheden vazgeçmediğin sürece, üst insan olamazsın!”
...
Ey yüreğinde iyiliğin tohumu olan! Doğru olan her zaman hemen karşılık bulmaz; ama doğru her zaman kurtuluştur. O halde başkalarının yanlışı seni kendi doğrundan koparmasın.
Evet! Birçoğu iyiyi büyüten emekten yorulur ve başına gelenlerden ötürü ‘keşke vazgeçseydik’ der. Aman yanılma: bugün görülmeyen iyilik, zamanla insanın tutumuna kötülük olarak yerleşir.”
...
E2’nin sesi artık öğüt değil, bir çağrıydı: “Kim beklentisiz ve temiz niyetle sürekli doğruyu yaparsa, bil ki değerlerin vaadine kavuşur da üstün olur. Evet! Niyetini koruyan bu bir avuç nitelikli azınlık, yönünü de kaybetmez.”
Genç kız başını kaldırdığında, gözlerinde artık bir başka ağırlık vardı: “Bana gelen bu söz, beni sıradanlıktan çıkarıyor.”
...
E2 başını ağır ağır salladı; sanki bir hükmü mühürlüyordu: “Ah! Zalimler bugün kazanıyor gibi görünse de, o kazanç çoğu kez insanın yüreğini karartır. Evet! Doğru olanda ısrar edenler, eninde sonunda güzel geleceğe kavuşur.
Bencil kazançlardan yüz çevir ey sevilen; yoksa başkalarının yaptıkları seni hep yaralar.
Maddeyi değil manayı seç. Evet! Görüneni değil anlamı gözet. En iyiyi, en doğruyu tercih et. Zira temiz bir yürekle yapılan her iyilik, insana huzur olarak döner!”
...
İşte bu, yanlıştan sakınmak isteyenlerin anlayacağı sözlerdir. Ve üstün insanın yolu, umudu ve huzuru burada bulunur.
10 Ocak 2026
Yıldız, Ankara




Yorumlar