top of page

Oysa Hakikat, Kendini Koruyana Değil, Uğruna Ayağa Kalkana Görünür!

Sen yetkiyi bir ayrıcalık sandın. Ama ayrıcalık gibi görünen her şey, içinde gizli bir hesap taşır. Oysa yetki, gururu okşayan bir rüzgâr değil, vicdanı kavuran yükün adıdır.

Evet! Yetki, bir güç değil; sorumluluğun çıplak hâlidir! Ah, şimdi söyle: yaktın mı önce kendini, yoksa başkasını mı tutuşturdun?

---

Sen itaati sadakat sandın. Ama sadakat, korkunun ardına saklanmaz. Oysa itaat, çoğu zaman diz çökmüş aklın sessizliğidir.

Evet! Sadakat, düşünmeden boyun eğmek değil; bilinçle dimdik durmaktır! Söyle bana: eğilmekle erdem kazanılır mı gerçekten?

---

Sen bilgiyi seni yüceltecek sandın. Ama bilgi, adımlara inmezse; sadece zihne yük olur. Oysa hakikat, sadece dille değil, yürekten damlayan alın teriyle yazılır.

Evet! Bilgi, terle yoğrulmadıkça yalnızca suskun bir gururdur! Ey susan ruh, şimdi yanıt ver: kaç hakikate ter döktün?

---

Sen değerlerin sözle yaşadığını sandın. Ama söz, yaşanmıyorsa yalnızca yankıdır—kulağa hoş, ruha boş! Oysa adalet, terle yoğrulmadan ve cesaretle dillendirilmeden görünmez olur.

Evet! Değer, dudakta değil—omuzda ve adımda taşınır! Şimdi söyle: hangi suskunluğunla hakikatin yükünü gerçekten taşıdın?

---

Sen yöneticiliği kutsal bir taht sandın. Ama yükseldiğin her adım, senden daha fazlasını taşımayı ister—ağırlık azalmaz, adalet derinleşir! Oysa yönetici, göğe değil yere bakandır.

Evet! Liderlik, görünmek değil; yükü en öne almaktır! Şimdi sorulmaz mı: taşıdın mı ateşi, yoksa sadece ışığında mı durdun?

---

Sen değerlerin kendiliğinden kültüre dönüşeceğini sandın. Ama köksüz bir değer, toprağa değil; rüzgâra karışır. Oysa kültür, yürekle büyür!

Evet! Kültür, lafla değil; adanmış bir yürekle zamana kazınır! Söyle: kaç değer taşıdın ve hangisi seni taşıdı?

---

Sen üstün olmayı övgüyle mühürlenecek sandın. Ama gerçek üstünlük, gözlerin seni görmediği yerde başlar. Oysa üstün olan, yalnızken verdiği kararlarda belli olur.

Evet! Üstün olmak, başkalarını yenmek değil—kendindeki yanlışa direnebilmektir! Ha! Ne zaman içindeki sessizlikte büyüdün de, alkışa ihtiyaç duymadın?

---

Sen değerin adını koyunca, onu var ettiğini sandın. Ama kavramlar, içi dolmazsa anlama değil—aldatmaya hizmet eder. Oysa bir anlam, ancak yaşayanlar sayesinde derinleşir.

Evet! Değer, sözde değil—onu omuzlayanların adanmışlığındadır! Söyle bana, ey ad koyucu: hangi anlamı yaşadın da o adı taşımaya layık oldun?

---

Sen doğruyu bilmenin yeterli olduğunu sandın. Ama bilmek, sadece bir başlangıçtır; susmakla erdem olunmaz! Oysa hakikat, kendini koruyana değil—uğruna ayağa kalkana görünür.

Evet! Hakikat, sadece bilenin alnında değil; uğruna bedel ödeyenin duruşunda parlar. Şimdi söyle: sustun mu kolaylık uğruna, yoksa doğruluğu taşımaya cesaret ettin mi?

14 Mayıs 2025

Esenboğa, Ankara


Yorumlar


bottom of page