top of page

Sen, Cevap Veren Bir İnsan Değil; Üst İnsana Dönüşen Bir Sorusun!

Bir düşünce düştü kalbine,

bir yıldız gibi…

Karanlığın en sessiz yerinde doğdu.

Ne gece titredi o ışıktan,

ne de gündüz onun adını bildi.

Ve sen,

hiçbir çağrı duymamışken bile

bir sızı hissettin.

Aklın kıpırdadı önce,

sanki içten içe çarpan bir yankıyla:

“Bu hakikat mi?” diye fısıldadı kendine.

Ama bilmezdi henüz:

Akıl, tek başına pusula olamazdı.

Zira akıl,

bazen korkunun uysal kölesi,

bazen kibrin süslü yalanlarını dillendiren

bir yankıydı sadece.

Sonra…

bir şey sustu içinde.

Ve işte o suskunlukta,

vicdanın konuştu.

Fısıldadı usulca:

“Her doğru, iyi midir?

Görünen her şey, gerçeğe açılan kapı mıdır?”

Kalbinde bir terazi kuruldu o anda

gözle görülmeyen,

ama her titreyişte hakikati tartan

bir terazi.

Ve yine yetmedi…

Çünkü hakikat,

yalnızca düşüncede değil,

duygu dünyanda

evet, güzelliğin davranışa dokunduğu yerdeydi.

Ellerin bir merhamete uzandı.

Sözlerin sertliğinden utandı.

Bakışların ise bir annenin duası...

Sen artık

ne yalnızca bilen,

ne sadece inanan,

ama yaşayan biriydin.

Yaşayan ama bir çiçek gibi:

kırılgan, kokusuyla davet eden.

Ve tam o anda,

içinde bir çağrı yeşerdi:

Bir haykırış değil,

bir fısıltıydı bu.

Ama o fısıltı,

bin yılın yankısını taşıyordu.

Ve dedi ki:

“Ben, aklımla aradım,

vicdanımla sınadım,

gönlümle dokundum,

ve şimdi :

Sevgiyle yaşıyorum.”

Ve öğrendin ki:

Doğruyu bilmek bir kapıydı,

iyiliği hissetmek bir anahtar,

ama güzellikle yaşamak —

işte o, görünmeyen eşiği aşmaktı.

Çünkü hakikat,

sadece anlaşılmazdı, yaşanırdı,

hissedilirdi ve salt sevgiye dönüşürdü.

Ve o eşiği aştığında,

artık nefes alan biri değildin.

Sen, başkalarına nefes verendin.

Arzulara ihtiyaç duymayan

bir varoluşsal ışık sızıyordu içinden.

Her geçene yön gösteren,

ama kimseye kendini göstermeyen.

Tıpkı bir kutup yıldızı gibi.

Orada sen,

üst insan olmuştun.

Sıradışı bir zihin… aykırı bir ruh...

Ama yüceliğin kibir değil,

Fayda üreten,

Değer yaratan olduğunu bilerek.

Bir dağın zirvesinden değil,

Merhametin en derininden yükselerek.

Ve evet:

Kalabalığın içinde görünmeyen,

ama kendi içinden göğe yükselen

bir yankıydın artık.

Kendi gölgesine bile yön gösteren bir huzur…

Geceden doğan, ama sabaha yol olan bir sevgi.

Çünkü sen,

hakikati sadece bilen değil,

Saf sevgiye dönüşen oldun.

Elbette herkes gibi olmayı yeğ tutardın,

Ama üst insana ait sevginin öksüz kalmasına

Kalbin razı gelmedi!

20 Haziran 2025

Çankaya, Ankara


Yorumlar


bottom of page