
Sizi Başarı Değil, Eksikliğini Anladığınız Birisi Kurtaracak!
- Ergün Gültekin

- 14 Haz 2025
- 2 dakikada okunur
Ve bir gün,
kalabalık sustu.
Sustukları yerden
bir fısıltı değil,
bir sarsıntı yükseldi.
E2’ydi, seslenen.
Ey insanlar!
Ey kendi gölgelerinden saklananlar!
Niçin kök salmaz
ve rüzgâra razı olursunuz?
Niçin yön ararsınız
ama her işaret,
sizi biraz daha
kendinizden uzaklaştırır?
Ey insanlar!
Bugün yaşadığınız onca çöküşün,
bu yozlaşmış düzenin
asıl kaynağını biliyor musunuz?
Evet! Hepiniz bir şeyin eksik olduğunu hissediyorsunuz
ama adını koyamıyorsunuz.
Ben size, eksikliğini bildiğiniz ama adını anamadığınız birinden söz edeceğim.
Aranızda görmediğiniz ama özlemle beklediğiniz birisinden.
Evet...
Henüz gelmediği için bu denli karanlıktasınız.
Ve dediler ki:
“O kim? O kişi kimdir?”
Gülümsedim.
Ama o gülüş,
bir mutluluk değildi,
içimde hâlâ kapanmamış
eski bir yaranın hatırlayışıydı.
O,
güneşin dokunmadığı ovaya
ilk adımı atandır.
Kendi yüreğinden parça koparıp,
donmuş bir kalbe bırakan...
Siz, gücü
buyruğa hükmetmekte ararsınız;
ama o,
bir kalbin acısına ses olmak için susar.
Siz, korkuyu bastıranlara hayran kalırsınız;
ama o,
korkuya rağmen el uzatabilendir.
Ve dediler ki:
“Peki, o ne yapar?”
Siz karmaşa sanırsınız,
ama o bir melodi besteler.
Arzunuzdan iplik,
korkunuzdan köprü örer.
Siz mümkün olanı dillendirirsiniz;
ama o, imkânsızı
dokunulur kılar.
Zincirin en zayıf halkasına
onur üfler.
Söz söyler ama sadece gerektiğinde.
Sesi kalpten gelir;
yankısı ise,
yalnız kalmış vicdanlarda duyulur.
Konuşur çünkü hakikat sustuğunda
karanlık çoğalır.
Ama o, lafla değil,
adaletle çoğalır.
Ve dediler ki:
“Nasıl tanırız onu?”
Onu görmek gözle değil
yolun kendisinden geçer.
Gölgede yürür,
ışık gibi yön verir.
Yüksekten konuşmaz çünkü alçakgönüllülükle yükselmiştir.
İz bırakır,
çünkü ayak değil,
niyet iz bırakır.
Ve sordular:
“Peki ne söyler?
Sesi nasıl duyulur?”
O,
konuşmak yerine yaşar.
Söz yerine davranış giyer.
Ve bilir:
Sevgisiz doğrular,
anlamlı yanlışlardan daha yorgundur.
Birbirinin yükünü taşımayanlar
takım değildir.
Ve bağırdılar:
“Unvan mı bu?
Makam mı?”
Hayır!
Unvan değil,
özdür çağıran.
Taç giymez,
çünkü alnı
ateşle mühürlenmiştir.
O bir mizaçtır:
Sabırla yoğrulmuş doğruluk.
Ve biri fısıldadı:
“Kalbimizi duyar mı?”
Gözle değil,
kalple bakar.
Koltuğa değil,
hakka yönelir.
Sesi olmayanlara ses olur.
Görünmeyeni duyar,
susanı çağırır.
Gözeten odur,
ama gözetleyen değil.
Ve sordular:
“Kalbimize değebilir mi?”
Ve cevap verdim:
Zor olan güvenmek değildir,
zayıfı taşımaya cesaret etmektir.
O, gücü değil,
kırılganlığı gözetir.
Ve bazen en büyük bedel,
en sessiz adaleti
sırtında taşımaktır.
Sonunda sordular:
“Bizden ne ister?”
Hayır,
başarıya çağırmaz o.
Büyümeye çağırır.
Aynasında değil,
içinizde yitirdiğiniz yüceliğe bakar.
O sizi,
hakikatin aynasına değil,
yüceliğin ateşine çağırır.
Ve o an,
kalabalık bir ağızdan seslendi:
Evet... İşte o eksik olan: Etik liderdir.
Ne adı vardı dilimizde,
ne resmi zihnimizde;
ama ruhumuz tanıdı
çünkü öz, adından önce yürür.
Ve hakikat,
fısıltıyla hatırlatıldığında
en çok yankılanır.
14 Haziran 2025
Hacettepe, Ankara




Yorumlar