
Topal Timsah (Yeni Bölüm #15)
- Ergün Gültekin

- 13 Haz
- 2 dakikada okunur
"Ben bağlı çalışanlar arıyorum!" Böyle konuştu yönetici ve oradakilerin tümü onun çevresinde toplandı. Zira birçok insan, kendisine bir kapı açacağını umduğu kişiye yaklaşır.
Ancak içlerinde bulunan E1, çağrıların büyüsüne yakalanmamıştı: ansızın yöneticinin sözünü kesti ve bağırdı:
"Yeter artık! Biraz kuşku konuşsun burada! Biraz akıl girsin aranıza! Burada bağlılık değil, bağımlılık övülüyor! İtaat erdem diye yüceltiliyor, boyun eğme ise sadakat diye süsleniyor!"
...
Sen bu topluluğun kulaklarını övgüye, yüreğini de onaya alıştırıyorsun, ey liyakatsiz yönetici! Evet! Sen onları kendileri olmaya değil, beğenilmeye çağırıyorsun, seni sinsi ayartıcı.
Senin gibiler erdemden bahsedip bağlılığı yüceltmeye başladılar mı vay halimize! Çünkü sürekli takdir bekleyen ruh, gün gelir efendisinin gözleriyle bakmaya başlar kendine.
...
Ah! Sen onlara hür ve cesur değil, bağımlı olmayı öğretiyorsun ve boyun eğmeyi de uyum diye süslüyorsun.
Ve insanın kendi amacı uğruna yanmayı öğrenmesi gerekirken, onu başkalarının amaçları uğruna nefer olmaya çağırıyorsun!
Ey sinsi yönetici, senin sözlerin tuzak kokuyor! Çünkü sen bağlılık istiyorum derken bağımlılığı büyütüyor, sadakat istiyorum derken özgürlüğü tüketiyorsun.”
...
Böyle söyledi E1 ama yönetici etrafına bakındı, çoğunluğun sessizliğinde kendi zaferini gördü ve onun sözlerinin açtığı yarayı belli etmemeye çalıştı.
“Sessiz ol, ey yabancı!” dedi gür bir sesle topal timsah. “Doğru sözler tasdik ister; onları duyanın işi kuşku duymak değil, onaylamaktır. Ve büyük sözlerden sonra uzun süre susmalıdır.
Bak çevrene! Hepsi böyle yapıyor, daha uyumlu insanların. Evet! Birlikte yürümeyi bilen ve bağlılıkla denileni yapan insanların. Ama sen herhalde pek bir şey anlamadın benim sözlerimden! Sende eser yok ki takım ruhundan.
İnsan tek başına yükselemez ve büyük işler ortak yürüyüşlerin eseridir. Düzen, birlikte hareket etmeyi bilenlerin kurduğu şeydir; her adımda kuşku arayanların değil.
Evet! Sen insanları bilinmezliğe çağırıyorsun; ben ise onları benim kutsal amacıma çağırıyorum. Sen bağımlılık görüyorsun; ben aidiyet görüyorum.
Sen özgürlük diyorsun; ama bilirim: nice insanın özgürlük dediği şey yalnızca kendisinden başkasına katlanamamasıdır. Nice insanın bağımsızlık dediği şey ise birlikte yürüyememesidir.”
...
Kendinden ayırmakla övmüş oluyorsun beni,” diye karşılık verdi E1. “Ve yaşlı gururum bu iltifatı memnuniyetle kabul ediyor.”
Sahiden bana öyle geliyor ki, ya sen yanılıyorsun ey yönetici ya da ben; ve senin hakikatini hiç vakit geçirmeden tersyüz edeceğim.
Çünkü sen korkudan doğan şeyi erdem sanıyorsun. Sığınma arzusunu yüceltiyor, bağımlılığı da bağlılık diye adlandırıyorsun.
Oysa meydan okumak ve yalnız kalabilmek ve kendi değerlerinin yükünü taşıyabilmek – bana öyle geliyor ki, insanın çoktan unuttuğu cesaretidir.
Evet! Bir topluluğa sığınmak isteyen çoktur; fakat kendi hükmüyle yaşayabilen azdır. Bir lidere bağlanmak isteyen çoktur; fakat kendi vicdanına sadık kalabilen azdır.
İşte bu yüzden senin yolundan yürümüyorum, ey topal timsah! Sen güvenli limanlar vaat etsen bile ben vahşi denizlerdeki özgürlüğü seviyorum. Ve bana öyle geliyor ki, özgürlük kendini aşmaya cesaret etmektir.
Evet! Ben senin yolundan yürümüyorum, ey bağlılığı isteyen zalim! Sen benim için aklı hür, vicdanı hür örnek değilsin!"
13 Haziran 2026
Çukurambar, Ankara



Yorumlar