
Topal Timsah (Yeni Bölüm #17)
- Ergün Gültekin

- 12 saat önce
- 4 dakikada okunur
I.
İdealin çağrısıyla ve gerçekliğin tüm çıplaklığıyla: —bugün liderlik ülkesinde kaybolmuş, unutulmuş ve parçalanmış her ne erdem varsa— onları tek bir yapı içinde yeniden doğrultmak ve insanlık onurunun hizmetine vermek istiyorum.
Sahiden, yeni ölçüler göstermek istiyorum, yeni hakikatlerle birlikte; ve yanlışların, eksiklerin ve erdemi eksilten bütün yoksunlukların üzerine germek istiyorum başka bir düzeni, renkli bir gök gibi.
İşte bu yüzden susmayı öğrenemedim henüz; çünkü kaybolmuş olanı yeniden doğrultmak isteyenin kalemi de ağır bir yazgı taşır.
...
II.
Adalet, günümüzde kendini taşıyamaz oldu; bu yüzden erdemli omuzların üzerine çıkmak istedi.
Ne var ki ateş yüreklerde söndü ve erdemin sesi hüküm koyanların dudaklarından çekildi; böylece adalet daha doğmadan toprağa indi.
Doğrusu, kardeşlerim, önümüze bırakılmış bir yaradır bu; bugün taşıdığımız bir kördüğümdür.
...
İdeallerin üzerine şüpheler yığılmış, düşüncelerin üzerinde eğri yorumlar ve gizli eller dolaşmışsa; sahiden bugün kim inanır, liderliğin erdemini gizlice yitirdiğini söyleyene?
...
III.
Azgın bir fırtınadır anlattığım bu öncü — boyunduruk görmemiş bir savaşçı; keskin kılıcıyla köhnemiş töreleri ve eğri ölçüleri parçalayan bir aykırı!
Ha! İşte o lideri bekliyoruz bu çağda: son defa zalimlerin ve eğri terazilerin arasına inecek o erdemin bekçisini.
...
Evet, kardeşlerim! Bir barış, huzur ve esenlik yurduna ulaştırmak ister gibi — büyük bir yıkıcı ve büyük bir kurucudur bugün size anlatmak istediklerim!
...
Ey kardeşlerim! İnsan, kendi hükmündeki eğriliği bir doğruluk sandığı günden beri sağırdır değerlere. Ah! Her öfkem, her başkaldırım bu çürümenin reddi oldu.
Bak! Yüklendim bu eski davayla, tıpkı taşla dolmuş bir heybe gibi; şimdi işitecek kulaklar gerek bana, ayağa kalkacak yürekler gerek bana!
...
Evet! Bir ölçü indirmek ve bencilliği yabani bir ot gibi kökünden yolmak istiyorum, ta ki buyuranlar hükümlerinde yeniden adaletten, emek sahipleri de hakkaniyetten pay alıncaya dek.
Ah! Erdemi yüklenecek yiğitler gerek bana!
...
IV.
Ey kardeşlerim! Adalet ve bilgelik en çok özlenen şeylerdir; ne var ki ikisi de çağrılmadan vicdanın kapısına gelmez.
Bir konuda bilgisiz olduğunu kabullenmek — ah, bunu çok az kişi göze alabilir! Ve bunu göze alabilen bile, insanların gözünde cahil sanılmaktan ürker hâlâ.
Ama erdemli lider, bilmediğini söylemekten utanmaz; çünkü bilir ki tek bir akıl kolayca kendi karanlığında yolunu şaşırır da yanlış hüküm verir.
Evet, evet! Bilgeliği övenlerin pek çoğu, her şeyi bilmediğini söyleyecek kadar cesur değildir.
...
Adaletin parmağıyla kendini suçlu bulmak — ah, bunu da çok az kişi göze alabilir! Ve bunu göze alabilen bile, insanların gözünde kusurlu görünmekten ürker hâlâ.
Ama erdemli lider, kendi hükmünü hemen adalet diye adlandırmak istemez; çünkü bilir: zulüm çoğu zaman onun giysisiyle dolaşır. Bu yüzden ilk önce kendi çıkarını kendi terazisine koymak ister.
Evet! Adaleti övenlerin pek çoğu, kendi çıkarlarını onun terazisinde tartmaya razı değildir henüz.
...
V.
“Köpürmüş arzularını ölçü kılmamalısın! Onların çağrısına uyup adaleti bozmamalısın!” – Bir zamanlar yüce sayılırdı böylesi hükümler; insanlar baş eğer, susar ve kendi yargılarını bu kutsalın önünde bırakırlardı.
O vakit şöyle inanırlardı: Hiçbir onurlu insan kendine adaletsizliği yakıştırmaz. Ah, ne kadar kutsal olmalı böyle bir yürek!
Oysa ben gördüm: insanın arzuları gelgitler gibidir; her yükselişte değerlerin kumdan kalesini biraz daha eksiltirler.
...
Evet! En masum hükümlerin ardında bile bir kayırma gölgesi yaşar; ehliyetsiz ellere verilen mühürler ve çabuk kazanç uğruna eğrilen teraziler orada saklanır.
Ah! Aklını, vicdanını ve tecrübesini kendine dayanak yapmayanları, arzu örümceği parlak sözlerle ağına düşürür; sonra onlar kendi isteklerinin sesini hakikatin buyruğu sanırlar.
...
Ha! Çıkarın nice maskeler giydiğini bilen biri olarak söylüyorum, kardeşlerim. Evet! Haksızlığın bin yüzünü gören biri olarak söylüyorum: Yanlışını bilmediğimiz gerçeğe isyan edemeyiz!
Evet! Kırılmış beklentilerin ve incinmiş duyguların isyanından söz etmiyorum; insanın küçülmesine, çürümüş olana razı olmasına ve arzulara köle olmasına karşı, ayağa kalkan bir isyandan söz ediyorum.
...
Ama bütün bu hükümleri parçalayacak bir aykırının, bütün bu terazilere tekme vuracak bir savaşçının aramızda olması gerekmez miydi?
Unutmayın, ha! Kendi arzularını dizginleyemeyen ve hakkı doğrultamayan kalabalıklar, erdemli bir iradenin buyruğuna muhtaçtır.
...
VI.
Bin bir yüzlüdür her topluluğun adaleti ve onların çok sayıda karanlık yanı vardır; orada en bencil arzu bile kendine bir yer bulur.
Ah! Büyüktür, derindir adalet üzerindeki ayrılık; ve her birinin kendi çıkarını haklı gösteren çok sayıda maskesi vardır.
Çıkarların vicdanları başka başka eğdiği; bir yerde tehlikenin hikmet, başka bir yerde bencilliğin bilgelik diye övüldüğü bir çağda: Nerededir hakkaniyet?
...
Ah! “Yerli yerine koymak” sözünü ve her payın kendi yerine bırakılması gerektiğini, ben göklerden öğrendim. Evet! Doğru vakit, doğru emek ve doğru pay bir araya gelmelidir ki hakkaniyet yerini bulsun.
...
Şudur adaletin istemi: Her şeyi olması gereken yere koymak!
Evet! Hiçbir payın yanlış yere bırakılmasına, hele emeklerin başıboş savrulmasına razı değildir o.
...
VII.
Neyi bölüşürken elleriniz titrer, ey güç sahipleri? Ve ne saklarsınız özenle hükümlerinizin altında?
Ey vicdansız! Hükmün doğru yeri gösteremiyorsa, bırak da kendi cehennemine yuvarlansın!
...
Kardeşlerim, ağır mı konuşuyorum ben? Ama yine derim ki: Liyakatin yerine adamcılığı koyanı, kendi vicdanının önünde yeniden yargılamalı!
...
Ne! Anlaşılamayan mı oldum gözlerinizde? Hayır! Söylediklerimi ancak adaletten hakkıyla korkanlar anlar.
...
Evet, her erdem gibi narindir adalet; öyle bir yaralanır ki, korumazsanız insanlar onu bütünüyle suçlar.
Bir cevher midir o, çağlara bırakılmış? Yoksa zayıf bir gölge mi, insanların elinde oyuncak olan?
Hayır! Her şeyi, emeği de ölçen adaletle yaşamalıdır bu düzen! Yoksa yeryüzü katlanılmaz bir yer olur, ölçüsüz bir liderin bencil egemenliğiyle.
...
VIII.
Ey kardeşlerim, değerlere bağlanmaktan korkmayın; çünkü ondan yeniden doğrulacak olan sizsiniz.
Evet! Kök salmak isteyen ahlaki bir düzeni kutsayın ki, doğru paylar doğru kişilere aksın ondan ve taşısın erdemin parıltısını dört bir yana!
...
İyileştirmek ister erdemli lider, eksik bulduğu için! Bir eksiği tamamlamak, bir yanlışı düzeltmek zorunda olmayan ne anlar ki bu sözden?
...
İşte bunu ister büyük davam sizlerden, ey kardeşlerim: Var olmakla yetinmeyin!
Zira insan, kendi hükmünü değerlerle kurması ve onunla yükselmesi gereken bir varlıktır!
...
Pekâlâ, siz de hakkaniyeti böyle gözetin, kardeşlerim! Ve önce uyanık bir vicdanla yürüyün ömür yolunda.
O vakit erdemli liderler olmuş olursunuz da yeryüzü yeniden bir esenlik yurduna döner.
...
IX.
Neden mi hem anlatıp hem de yazanım!
Önceleri aslında sustum; çünkü vicdanım, onlardaki her hataya üzüldü. Ama sonrasında, içimdeki hoşgörünün artık iyileştiren bir şefkat değil; duyarsızlaştıran bir çürüme olduğunu fark ettim.
Evet, adaletim hışımla ayağa kalktı da hakikati yazmak istedi; çünkü yanlışlar, merhametimin taşıyabileceğinden daha ağırdı.
...
Ve işte o vakit, en derin sessizliğimden şu sözler yükseldi:
Ey adalet! Taşıdığım her yük, değerlere olan inancımdan ve onları terk etmeyişimden doğdu.
Ey vicdanım! Affet beni ve güç ver bana; çünkü en kirletilmiş değerin içinde bile, yeniden doğrulabilecek bir cevheri görebilen yalnız sensin.
...
X.
Ha! Başkasından beklediğim yükü kendim omuzlamadıkça; eksiği kendi elimle doğrultmadıkça; ve konuşmakla yetinip doğruyu yaşamadıkça — erdem hangi yürekte kök salsın?
O halde ey kalemim, sen de dayan; çünkü senin de payına ağır bir yazgı düştü ve belki de senin yorulduğun yerde yeni bir erdem doğacak.
17 Temmuz 2026
Kızılay, Ankara



Yorumlar