top of page

Topal Timsah (Yeni Bölüm #16)

“Pekâlâ! Ya size ne demeli, ey sessiz kalabalık? Hâlâ suskun oturuyorsunuz orada. Ne uslu insanlar olmuşsunuz siz! Duyan neredeyse bu sessizliği erdem sanacak.

Ey emeğiyle çalışanlar! Siz uyum diye boyun eğenler, nerde kaldı sizin özgürlüğünüz? Çünkü hür insan yalnız düşünmez; gerektiğinde tek kalmaktan korkmaz da konuşur.

Ah! Ne acınası bir alışkanlık edinmişsiniz siz! Kendi yargınıza güvenmek yerine başkalarının hükmüne sığınmayı öğrenmişsiniz. Başlarınız hâlâ omuzlarınızın üzerinde duruyor ama hükümleriniz çoktan başkalarının ellerine bırakılmış.

...

Ah! Sizde bağlılıktan çok boyun eğme görüyorum ben, ey suskun insanlar! Ve bunu erdem sandığınız için de acıyorum size. Evet, biz farklıyız birbirimizden. Çünkü siz huzuru susmakta arıyorsunuz; ben ise hakikati konuşmakta.

Sessizlikten bir hakikatin doğduğu nerede görülmüş! Ah! Boyun eğenler düzen kurabilir; ama yeni bir değer yaratamaz.

Evet! Hiçbir büyük düşünce görmedim ki itaatten doğmuş olsun. Hiçbir ilerleme görmedim ki korkunun eseri olsun.

Ama nice topluluk gördüm ben: safları düzgündü, başları öne eğikti ve zihinleri çoktan kurumuştu. Bu yüzden ne adalet üretebildiler ne de hakikat; yalnızca birbirini onaylamayı öğrendiler.

...

Ah sahiden, yeterince konuştuk ve tartıştık hep birlikte; ama tam da bu yüzden biliyorum ki farklıyız birbirimizden. Burada farklı şeyler arıyoruz, siz ve ben.

Siz güven ve kabul görmek istiyorsunuz bir toplulukta; ben ise hür olarak kendi hükmümü söyleyebilmek istiyorum. Zira en verimli birliktelikler bağlı insanların değil, özgür insanların birliktelikleridir.

Unutmayın! Aynı sözü tekrarlayanlardan düzen çıkar; fakat yeni bir düşünce çıkmaz.

...

Evet! Ben daha fazla özgürlük arıyorum yeryüzünde; işte bu yüzden konuşuyorum cesaretle.

Ah, o hâlâ kutsal göğün en yüksek isteğidir, her şeyin alkışla ölçüldüğü, her değerin kalabalığın ağzında tartıldığı günümüzde.

...

Gözlerinize baktığımda daha fazla beğenilmek, daha fazla kabul görmek ve daha fazla korunmak istiyormuşsunuz gibi geliyor bana.

Evet! Bana öyle geliyor ki, bağışlayın bu kuşkumu ey suskun insanlar, sizin hoşlandığınız yaşam beni korkutuyor: kendi amacı yerine başkalarının amaçlarına tutunanların sefil yaşamı!

...

Bilirim, sizin en çok hoşunuza giden şey sizi sarsacak acı bir söz değil; sizi yeniden aidiyetin güvenli kıyılarına götürecek bir yoldur.

Ama ne kadar sıcak görünürse görünsün, ey insanlar, başkasının iradesinde barınan bir yaşam kölelik gibi görünüyor hala bana!

...

Ah! Ait olma arzusu – insanın en eski alışkanlıklarından biridir; onunla açıklanır nice teslimiyet ve nice vazgeçiş.

Evet! Kalabalığın yanında durma arzusu – insanın en eski korkularından beslenir. Ama ben kendi yıldızına doğru yürüyen üst insanı arayanım.

Çünkü kalabalıkların aynı yanılgıyı paylaşmaları, onların doğru olduğunu göstermez!

...

Bağlılığınızla ve sadakat gösterilerinizle bile kendi korkunuza hizmet ediyorsunuz, siz aidiyeti kutsayanlar. Diyorum ki size: Hür ruhunuz yorulmuş ve değerlere sırt çevirmiş.

Nice kişi yüksek ideallerden söz eder ama onları taşıyacak cesareti bulamaz kendinde. Nice kişi özgürlüğü över; ama onun bedelini ödemekten ürker.

İşte bu yüzden sığınılacak bir liman arıyor şimdi ruhunuz, ey aidiyeti kutsayanlar. Çünkü başkalarının gölgesinde yaşamak, tek başına ayakta durmaktan daha kolay geliyor size.

...

Belli ki bir sığınak arıyor tembel ruhunuz ve bu yüzden bağlılığı erdem diye övüyorsunuz siz!

İşte bu yüzden de yalnızlığa ve bağımsızlığa öfkeleniyorsunuz şimdi. Haset dolu bir gaflet var aidiyetinizin şaşı bakışlarında. Artık her özgür ruh size kendi kaybettiğiniz cesareti hatırlatıyor.

Ben sizin yolunuzdan da yürümüyorum, ey bağlılığı kutsayanlar! Sizde benim için aklı hür, vicdanı hür örnekler değilsiniz!

...

Ey itaatle kutsanan kalabalık! Siz ki bağlılığı erdem, itaati sorumluluk ve boyun eğmeyi karakter sandınız! Ah, ne kolay kandınız!

Bilirim sizi köleleştiren korkularınızdır; bağlılığa duyduğunuz özlem ise yalnızca onların maskesidir. Evet! Sizi susturan uyum değil, kabul görme arzunuzdur.

İşte bu yüzden ben insanlara hangi doğruya ait olduklarını değil, hangi doğru uğruna yalnız yürüdüklerini soranım.

Evet! Ben sizin yolunuzdan da yürümüyorum, ey bağlılığı kutsayanlar! Sizde benim için aklı hür, vicdanı hür örnekler değilsiniz!

13 Haziran 2026

Çukurambar, Ankara


Yorumlar


bottom of page