
Umudu Dışarıdan Dilenmemek Üzerine...
- Ergün Gültekin

- 5 gün önce
- 1 dakikada okunur
Kardeşim,
umudun gerçekten seninse,
onu dallarda sallanan bir nişana bırakıp
rüzgârdan iyiyi dilenmezsin!
O halde nedir umut dediğin,
yürüyüşünü buyruğuna bıraktığın
o görünmez kuvvet?
Bir kurtuluş nişanı gibi mi göründü yoksa
sana dala bağladığın bez;
oysa o, yalnızca
rüzgârın parmaklarında titreyen
bir oyuncaktır.
Ah! İnsan,
çaresizliğinin uzun gecelerinde
işaretler aramayı pek sever;
kendi ellerinin gücüne güvenmek,
gökten bir haber beklemekten
daha ağır gelir ona.
...
Bilmez misin?
Gerçek umut
karanlığın altında sessizce yol açan
kör köstebektir.
Evet! Umut karanlıkta yoklar,
sertliği oyar, taşı aşındırır ve
görünmeyen çıkışa sabırla bir geçit açar.
Bir geçit kapanırsa ötekini arar da
bir taş düşerse altından dolanır.
Evet! Onun işi amaca yol açmaktır;
beklemek değil.
Ne var ki karanlığı yurdun sayarsan,
bir süre sonra çıkışı istemez olursun.
İşte o vakit seni umut terk etmez;
sen umudu terk edersin.
...
Öyleyse geçmişinin en karanlık saatini
yeniden gözden geçir:
Seni oradan hangi gizli kudret çıkardı?
Neydi yaranın içinde sana
yeniden yaşamayı buyuran
o belli belirsiz ses?
Hadi! Tanımla!
Kim tuttu elini, her şey dağıldığında?
Ve kim kaldırdı seni yeniden,
Senden başka?
Dayanıklılık ile
ağır yükleri taşıyabilir insan;
ama önünde bir sabah yoksa
hangi gaye uğruna doğrulur yeniden?
Hadi! Cevapla!
...
İki yürüyüşü gösteriyorum sana:
Biri, rüzgârın buyruğunda sürüklenmektir.
Öteki ise, kendi derinliğinden yükselmektir.
Söyle bana kardeşim:
Bunlardan hangisi senin yolundur?
...
Ah, ellerini toprağa
yeniden kim salacak,
sen değil de kim?
Unutma!
İnsan karanlıktan sadece,
içinde azimle çalışan
o inatçı umut köstebeği ile
ışığa çıkar!
11 Temmuz 2026
ODTÜ Eymir Gölü, Ankara



Yorumlar