top of page

Umudu Dışarıdan Dilenmemek Üzerine...

Kardeşim,

umudun gerçekten seninse,

onu dallarda sallanan bir nişana bırakıp

rüzgârdan iyiyi dilenmezsin!


O halde nedir umut dediğin,

yürüyüşünü buyruğuna bıraktığın

o görünmez kuvvet?


Bir kurtuluş nişanı gibi mi göründü yoksa

sana dala bağladığın bez;

oysa o, yalnızca

rüzgârın parmaklarında titreyen

bir oyuncaktır.


Ah! İnsan,

çaresizliğinin uzun gecelerinde

işaretler aramayı pek sever;

kendi ellerinin gücüne güvenmek,

gökten bir haber beklemekten

daha ağır gelir ona.


...


Bilmez misin?

Gerçek umut

karanlığın altında sessizce yol açan

kör köstebektir.

Evet! Umut karanlıkta yoklar,

sertliği oyar, taşı aşındırır ve

görünmeyen çıkışa sabırla bir geçit açar.


Bir geçit kapanırsa ötekini arar da

bir taş düşerse altından dolanır.

Evet! Onun işi amaca yol açmaktır;

beklemek değil.


Ne var ki karanlığı yurdun sayarsan,

bir süre sonra çıkışı istemez olursun.

İşte o vakit seni umut terk etmez;

sen umudu terk edersin.


...


Öyleyse geçmişinin en karanlık saatini

yeniden gözden geçir:

Seni oradan hangi gizli kudret çıkardı?

Neydi yaranın içinde sana

yeniden yaşamayı buyuran

o belli belirsiz ses?

Hadi! Tanımla!


Kim tuttu elini, her şey dağıldığında?

Ve kim kaldırdı seni yeniden,

Senden başka?


Dayanıklılık ile

ağır yükleri taşıyabilir insan;

ama önünde bir sabah yoksa

hangi gaye uğruna doğrulur yeniden?

Hadi! Cevapla!


...


İki yürüyüşü gösteriyorum sana:

Biri, rüzgârın buyruğunda sürüklenmektir.

Öteki ise, kendi derinliğinden yükselmektir.


Söyle bana kardeşim:

Bunlardan hangisi senin yolundur?


...


Ah, ellerini toprağa

yeniden kim salacak,

sen değil de kim?


Unutma!

İnsan karanlıktan sadece,

içinde azimle çalışan

o inatçı umut köstebeği ile

ışığa çıkar!




11 Temmuz 2026

ODTÜ Eymir Gölü, Ankara

Yorumlar


bottom of page