
Unutmayın! Zalim Yalnızca Hançer Sallayan Değildir - Görüp Susan Da O Kanlı Hançeri Tutandır!
- Ergün Gültekin

- 24 Nis 2025
- 3 dakikada okunur
Ben sustum. Evet, ben sustum. Ama siz sandınız ki gerçek de benimle birlikte susar. Oysa hakikat bastırılınca değil — unutulunca ölür. Ve şimdi ben buradayım: unuttuğunuz yeminleri hatırlatmak, küllenen değerlerin ateşini yeniden tutuşturmak için.
Ey suskun yürekler! Zulme sessizlik bir erdem değil; ihanete bürünmüş bir maskedir. Ve evet, siz gözlerinizi kaçırdıkça, adalet bu topraklardan sessizce çekilip gitti.
Unutmayın! Zalim yalnızca hançer sallayan değildir — görüp susan da o kanlı hançeri tutandır. Zulüm, bir tek adamın işlediği karanlık eylem değildir; o, her birinizin değip geçtiği suskunluktur.
Ey gözünü kaçırıp içini susturanlar! Siz bu sapkın suskunlukta ısrar ettiğiniz sürece, değerlerin kendisi utanarak, kendi arzularınızla yok oluş yürüyüşünüze izin veriyor, belki de mecbur kalıyor. Madem ki zulme sessiz kalarak ortaklık ediyorsunuz, o hâlde bu tercihin sonucu olarak sahip olduğunuz her şey, bir gün elinizden kayıp kaybolacak. Yoldan çıkışınızın bedeli, değerlerin içten gelen bir sıkıntısıyla gönlünüzü daraltması olacaktır.
Ve şimdi açıkça söylüyorum size — ama bu gerçeğe gelmeden önce, şunu bilin: Adaletin bile azaba dönüştüğü yerde, suskunluk artık sadece bir teslimiyet değil, bir ihanettir.
Ve haksızlık artık burada fısıldamıyor. Hayır, artık o kükrüyor. Gizlice konuşmuyor; göğsünü gere gere aranızda dolaşıyor ve utanmıyor artık, sizin kirli yüzlerinize bakmaktan. Ama mazlum? Mazlum burada hâlâ yıkılan, hâlâ ezilendir.
Sizin ölçünüzle hafif gelen şeyler, aslında değerler terazisinde ağır bir utanca dönüşür. Oysa ben değerlere kefilim, size değil.
O hâlde adaleti öyle yüceltin ki, kendi mahvoluşunuzu bile ona bir itiraz saymayacak kadar yüceltin!
“Ey değerler! Sen yüce isen, ben seni adaletinle överim. Ve eğer o adalet beni yakarsa — o da yerini bulmuş olur!” deyin. Birbirinize değil, vicdanınıza söyleyin.
Korkuya gerek bırakmayacak kadar dürüst bir yüreklikle dinleyin sözlerimi, ey dostlarım! Ama siz hâlâ diyorsanız ki: “Ben ne yapabilirim ki?” O hâlde bilin: Adaletsizliğin en sinsi şekli, kendisini tarafsız sananların çokluğudur.
Siz değerlere yanaşmazsanız, o sizi zorla sürüklemez. Kapı açıktır. Ama içeri girmek, sizin niyetinize bağlıdır. Evet — güneş hep ışık verir. Ama siz, gölgede oturmayı seçtiyseniz, o karanlığı zalim yaratmadı. Siz istediniz orayı.
Ey huzur uğruna haktan vazgeçenler! Ben çok gördüm. Değerlerin içten çürüdüğünü, kayırmacılığın nasıl yüceltilip sonunda kendi yıkımına yol açtığını.
Ah! Hakkın değil, dalkavukluğun ödüllendirildiği yurtlarda, nasıl da sarsıldı erdem; nasıl çürüdü vicdan.
Ve size diyorum ki: Gerçek adalet, soylu unvanlarla değil; doğru olanla hükmeder. Süslü sözlere değil, hakikatin sarsan nefesine değer verir. Ve eğer bu yoksa — orada bir düzen değil, korkunun egemen olduğu bir sessizlik vardır. Evet! Bugün siz hüküm verebilirsiniz. Ama unutmayın, siz hüküm değilsiniz.
Ve hâlâ diyorsanız ki: “Burada hiçbir şey değişmez!” Ben de derim ki: Değişmeyen sadece sizsiniz.
Ve evet değişim için birinin öne çıkması gerekir. Bu ölü toprağını ayağa kaldıracak biri… taş kesilmiş sessizliği bir kılıç gibi yaracak biri… Ve işte o biri — içinizden her biriniz olabilir.
Ve işte şimdi! Eğer bu sözler kulaklarınıza çarpıyorsa, ve yüreğinizde hâlâ kıpırdayan bir yer varsa… bilin ki henüz insanlığınızı yitirmediniz. Ama hala susarsanız — artık o taşlaşmış kalabalığın bir parçası oldunuz demektir.
Unutmayın: Yüreğin iç kapısı dışardan zorla açılmaz. Sen kendin açmazsan, kötülük içeri giremez.
Ey yeminini unutanlar! Ben bu meclise susturulmuş vicdanları kaldırmak için geldim. Bugün suskunluğu değil, adaleti seçmeniz için geldim.
Değerlerin ardına takılmak kolaydır. Ama onunla yürümek… onunla savaşmak…onunla yanmak... işte esas zor olan budur. Ve ömür denilen — bir gün değil, her gün, her duruşta, her kararda değerlerle sınanacağınız bir yolculuktur.
Unutmayın! Değer sisteminin çürümesi, içten içe bir çöküştür.
Ve işte bu yüzden… geriye sizden yalnızca değerlere sahip çıkan duruşunuz kalsın! Çünkü bu değerleri sözler değil — susmayan yürekler ayakta tutacaktır!
24 Nisan 2025
Temelli, Ankara




Yorumlar