
Ve Ben Aynaya Bakarken, Gözlerini Kaçırmak İstemeyen Bir İradeyim!
- Ergün Gültekin

- 2 Şub
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 Mar
Aykırılığım yalanları yaran bir sestir; doğruların yerini süslü sahtekârlık aldığında bile doğruyu söylemekle övünürüm, çünkü sözümün nişanı hep vicdanımda taşınır.
Selamlıyorum onu, içimde kıvranan bu berrak çağrıyı; tek başına korkusuzca seslenir o, zira benim hakikatim, pişmanlıkların gölgesiyle kirlenmez.
(...)
Evet! Bana rüşvet gibi sunulan kazanımların sıcaklığından geri durmayı seçiyorum.
Ve derin bir soluk alır da hakikati unutmazsa her insan, yanlışa çağıran arzuların sunduğu rahatlığı eliyle iter — Ah! Her onurlu insan böyle kırmalı, nefsin uyuşuk paslı kilidini.
(...)
Ne! Yükselmek mi isteyensin sen, ey sevilen? O halde sert rüzgârlara doğru yürümeli ve dar kapıdan geçmeyi öğrenmelisin; çünkü üst insan, konforun değil zorluk ve engellerin taşında şekillenir.
(...)
Evet! Tam orada, vicdanın yalnız nefesinde, bencil düşüncenin kirini yıkar, arzuların hoş çağrısını rüzgârlarla uğurlarım.
Ama yine de şefkat duyarım kendime, çünkü ölçü doğruyla öğrenilen değil, -tekerrür etmedikçe- yanlış eylemle inşa edilen bir asalettir!
(...)
Dokunan haksızlığın öfkesi değerse ruhlara, elbette köpürür duygular ve çöker taşkınlık; fakat ben öğütlerim ki yanlışa müdahale bir feryat değil, terazi tutan bir irade olsun. Ve yine öğütlerim ki adaleti savunan önce kendi hiddetini terbiye etsin.
Evet! Üst insan olmak isteyen önce İçindeki taşkın gölgeyi dizginlesin: diz çökmeden hiçbir adaletsiz kudrete.
(...)
Ah! Madem öfke kördür, duyguların yalanını içime sindireceğime susarım daha iyi; evet! Ben kendi ilkemden başkasına dalkavukluk etmem.
(...)
Çünkü severim düşmanımı herkesten çok — bana adaletle mukabele etmeyi öğrettiği için.
Evet, evet! Merhametle konuşan vicdan tacı başıma konduğunda, nefsimle alay etmeyi onunla öğrenirim.
Ah! Aşırıya gitmeyin diyen insaflı cezayı onunla öğrenirim.
(...)
Ben – başkasına yaslanan biri miyim? Erk sahiplerini alkışa boğan cahil çoğunluğa hiç karışmadım ki!
Ayakta kaldıysam da göklerin rüzgârıyla kaldım, kendi melekelerimle değil.
(...)
Evet, evet! Basit ama başkalarına zarar vermeyen bir yanlış daha çok ısıtır beni görkemli başarılardan; çünkü bilirim: yükselmek yapabildiklerimi yaparak değil, yapamadıklarımı taşıyarak öğrenilir.
(...)
Zalim kalabalığın yanlışlarından korkmam da aralarında otursun diye içlerine yollarım tüm benliklerimi.
Zira inanırım: yaşamın yüce anlamı, sürüden kaçanların değil, onlara üzülen ve onları ıslah etmek isteyenlerin yüreklerinde doğar.
(...)
Yok! Keyifli bir kıvılcım gibi başlarım her yeni güne; sağlıkla uyanmışımdır çünkü.
Sabırsızca çökerim bir kayanın üzerine, kızıl ufuk belirsin diye; çünkü ben olup biteni seyretmek için değil, yanlışa yön vermek için uyandım.
Tarihi ben mi değiştiririm, o mu beni değiştirir? Bilmem — Belki ikimiz de hakikate erişmek isteyen cesaretin aynı kökünden yükseliriz.
(...)
Hayır! Katı yürekli bir gölgedir çıplak kudret; ama ben konuk ederim erdemi ve hiçbir dünyevî güce secde etmem.
Çünkü bilirim: güç, göklerin fısıldadığı erdeme yaslanmadıkça çürür ruh. Hem de her gün yaşlandığını bilmeden çürür!
(...)
Uzun süre çalışmak ve zorluklara meydan okurcasına dikilmek elbette bilgece bir iştir ama ben amacımı sonuçlarda değil, niyetimde taşırım.
Evet! Tüm başarıların kökü emek olsa da bilirim: üstünlük önce kalbin terazisinde başlamalı ve sonra eyleme yansımalı — ah! Benim niyetim de böyle büyür.
(...)
Sahiden, nankörlüğe sırtımı bıraktığımda bile — o zaman güler içimdeki merhamet ve adalet isteyen karanlığı sevgiyle dürter; çünkü inanırım: iyilik, dönüştürücü bir kudrettir.
(...)
Hayır, öyle değil! Kimi yalnız kendi yarasına ağlar; oysa üst insan başkasının sızısını da teraziye koyar. Çünkü gerçek asalet, adaleti kendine değil, hakikate bağlamaktır. Ve bağladığıyla, ipi kopan balon olmaktır.
(...)
Ah! Yaşamak zorunda değil miyim ben, içimde tutarlılığın korunu taşıyan biri gibi? Evet! E1’in duygusu adalettir; benim dayanağım ise içimdeki sevgidir.
Evet! Adaletin soluğu ile soğumaktansa, içimdeki sevgi uğruna yalnız ve anlaşılmaz kalmak daha iyi! — Böyle gerektirir onurlu karakter. Hadi! Susuzluğum merhamet olsun!
(...)
Ha! Rastgele yaşamak kolaydır, üst insan olmak isteyenin yükü ağırdır: kocatır dostdoğru olmak isteyeni!
Evet! Uzun sırtların üstünde yalnız yürümek isteyen, değil miyim ben? Göklere yakın olmak için en çetin dağların tepesinde, oturmak isteyen değil miyim ben?
(...)
Sadece zorbaların uğultusunu duyarlar; fakat ben aykırılığın cesaretiyle üstlerine yürürüm — çünkü karşılık vermek duyguları uyutur, selam diyerek karşılamak ise ruhu uyandırır.
(...)
Her darbede eksilmem ki her idealle yükselirim; çünkü bilirim: sınav denilen şey başkasının yaptığını değil, kendi eylemimi tartar.
Ve ben aynaya bakarken, gözlerini kaçırmak istemeyen bir iradeyim.
(...)
Aykırılığım yanlışlarımı ve yaralarımı gizlemez; ben kusursuz olmak isteyen değil, ölçüyle öğrenen irade olmak isteyenim.
Evet inanırım: bir insanı yücelten, yaşamın önüne erdemi koymaktır!
01 Şubat 2026
ODTÜ, Ankara
Zihinsel Geviş Getirme Seansları XX



Yorumlar