top of page

Ve Bilin Ki: İnsanlık Onurunu Yalnızca, Bir Avuç Nitelikli Azınlık Taşır!

Ey kardeşlerim, iki öğüt tanırım ben:

biri iradeden doğar,

biri korkunun çürüyen içinden sızar;

sesleri kardeştir belki,

ama ayak bastıkları yollar düşmandır.

...

Bakın şu “sadakat” diye uluyanlara!

Kapı önlerine tehdidi çivilemişler,

sonra da yürek dilenirler:

Ah! böyle çağırır korkunun tellalları!


Korkuyla seslenirler;

uzattıkları şey zincirdir,

ama ona “güven” derler.

Oysa yürek bağlanmaz buna —

içine çekilir, daralır, saklanır.


Evet! Gönüllü olan güvenle yürür;

korkuyla yürüyen ise

yalnızca eğilmeyi öğrenir.

...

Şimdi cevap verin bana!

Ne vakit bağlılık,

ekmeğini yitirme korkusunun

ardına gizlendi, ha?

Ve ne vakit suskunluk,

erdem diye taşınır oldu?


Ben ise çemberler çizerim

yürüyüşümün çevresine;

her adımda eksilir yanımdakiler.


Benimle yürüyen, gözünü açık tutsun!

Sakın aranıza korku taşıyanı almayın — ha!

...

Bu yönetenler birlik değildir!

Onlar, kudretin uzantısıdır yalnızca,

kendi iradeleri olmayan gölgeler!


Ne yeti doğururlar, ne ölçü;

yalnızca buyruğu taşırlar,

izini silmeden, ağırlığıyla birlikte!

...

Sorgulamazlar —

Soru, saklanan korkuyu açığa çıkarır!

Boyun eğişi “uyum” diye süslerler,

korkuya da “yol” derler.


Dayanak olurlar çürüyene;

ve buna da “sadakat” adını verirler!


Gördüm ki, bu kimseler büyüyemez!

Yükselerek var olamazlar;

ancak eğilerek, bükülerek

ve boyunlarını uzatarak tutunurlar

...

Bu çürümenin yükünü ise,

başka omuzlar taşır!

Ehil olan yolun dışına savrulur,

hak edilmiş kapılar mühür vurulup kapatılır.

...

“Koruyoruz seni” derler,

bal sürülmüş bir sesle;

Ama korunmaz insan —

korunan, üzerinde oturulan yerdir yalnızca!

...

İşte tam burada konuşur

çürümüş düzen — evet!

Kendi suretindekilere yol verir,

başkasını suskunluğa sürer.


Burada yeti yükselmez, uyum yükselir;

söz değil, itaat başa geçer.


Ve her yanlış,

“Yolumuz böyledir” denilerek,

başka sırtlara yüklenir — ah!

...

Oysa apaçıktır, ey kardeşlerim!

Değerler, bu kimselerin yükü değildir.


İtaati seçen bu akıl,

düşünceyi daraltır,

cesareti budar

ve vasatı tahta çıkarır.

...

Bakın!

Nasıl da sürü gibi davranırlar — ha!

“Bizden olan tutulur, başkası silinir.”


Bu söz yasa olduğunda,

adalet sürgüne gönderilir.

...

İnsanları ayağa kaldıran yeminler değildir!

Dönüştüren, zihnin yerinden sökülüp

başka yere konmasıdır.


Ve etik, güçsüz kaldığında,

vicdansızlığın ayağa kalkmasıdır

...

Ey kardeşlerim, şimdi size şunu buyururum:

Kimsenin durmadığı yerde durmayın —

orada durmak, kendinden eksilmektir.


Kimsenin el uzatmadığı yere,

el uzatan siz olun;

çünkü boş kalan yer,

sessiz bir buyruğun çağrısıdır.

...

“Zorunda değilim” dediğiniz yerde,

bir durun da kendinizi işitin!


İşte orasıdır iradenin,

ateşe tutulduğu yer — evet!

Kalabalık, yükten kaçar;

soylu olan ise,

yükü kendi payı olarak taşır.

...

Bir başkasına bıraktığınız işi gördüğünüzde,

bilin ki o iş, size doğru seslenmektedir.


Bekleyiş uzadıkça,

çürüme kök salar;

harekete geçen ise,

yola ölçü koyar.

...

Gördüğünüz eksikliği,

başkasının payına yazmayın;

yanlışı ise rüzgâra bırakmayın.


Ah! Sorumluluk,

parmak uzatmak değildir;

yükü, bilerek kendi omzuna almaktır.

...

Ve dertlenmekten kaçmayın,

ey kardeşlerim!

Dertlenmeyen,

çözüm yolunu göremez.


İşte böyle söylerim size:

İrade, yalnızca yapılanı seçmek değildir;

yapılmaması gerekenden,

bilerek geri durabilmektir.

...

Kendinize deyin ki:

“Buradayım!” — evet!

Kendi yürüyüşümle buradayım!

Ardımda iz bırakmak için buradayım!”


Bunu böyle deyin kendinize;

yükten kaçmadan, korkuya sığınmadan.


Asillere yaraşır biçimde

durun kendinizin karşısında!

Çünkü insan,

önce kendi yüzüne bakmayı göze almadıkça,

hiçbir yolda kalıcı iz bırakmaz.

...

Yürüyüşünüzü de

başkasının adımıyla ölçmeyin!

Ne kalabalığın alkışı,

ne de sürünün gürültüsü

size yön versin.

Kendi ağırlığınızla asaletle yürüyün.


Ve bilin ki:

İnsanlık onurunu yalnızca

Bir avuç nitelikli azınlık taşır!



09 Ocak 2025

Selçuk, İzmir



Yorumlar


bottom of page