top of page

Yanılabileceğini Bilen Her Zihin, Hakikate En Yakın Olandır!

Ey kardeşlerim…

Bilmek mi?

Gerçekten bilmek mi istiyorsunuz?

Yoksa yalnızca içinizi rahatlatacak

Bir şeyler mi duymak istiyorsunuz benden?

Ama önce şuna cevap verin:

Yaşam mı zamanı kutsal yapan?

Yoksa ölümün sessizce yanımızda oturuyor oluşu mu?

...

Ey kardeşlerim, anlaşıldı!

Siz bana “Yaşamın anlamı nedir?” diye soruyorsunuz.

Fakat bu sefer,

Ben size başka bir şey soracağım:

Bunu neden anlatmamı istediniz?

Yaşamın anlamını mı arıyorsunuz,

Yoksa tercihlerinizin doğrulanmasını mı?

Sorarım bunu size:

Çünkü çoğu insan hakikati değil,

Kendi yolunun tasdikini ister.

Evet! Bilmek isteyen yanılmaya razı olandır.

Ama haklı çıkmak isteyen dinlemez söylediklerimi!

...

Ey kardeşlerim…

Siz bana anlamı soruyorsunuz.

Ben şimdi size sınırı göstereceğim.

Olur ki hoşunuza gitmeyen şey daha güzel ve daha iyidir:

Ölüm dışında mutlak gerçeklik yoktur yeryüzünde!

Evet bu hakikat size iyi gelmeyebilir.

Ama bunu kabul etmeyen her zihin,

Kendi putunu inşa eder.

...

Ah! Ben size yeni bir öğreti getirmiyorum.

Çünkü bilirim, mutlak doğru yoktur yeryüzünde!

Ama yine de düşünün isterim:

Çünkü yanılabileceğini bilen her zihin,

Hakikate en yakın olandır!

...

Ne! Bilen mi olmak istiyorsunuz?

Peki, bilmek ne demektir?

Hayır, o öğrenmek değildir.

Hakikatin sizi yerinden etmesine izin vermektir.

...

Eğer değişime razı değilseniz,

Benden duyacaklarınızı bir zan ile dinleyin.

Ey kardeşlerim…

Size huzur vermeye gelmedim.

Size uyanış getirmek için geldim.

Çünkü yaşamın anlamı,

Rahatlatan bir cevapta değil;

Sizi sarsan sorulardadır.

...

“Yarın yaparım mı” diyorsunuz?

O dediğiniz de nedir?

Henüz elinize geçmemiş bir ihtimal mi?

Ey kardeşlerim…

Geçen zaman sizi öldürmüyor.

Siz gelecek zamanı öldürüyorsunuz.

Saat ilerlemiyor; siz eksiliyorsunuz.

...

Her saniye, varlığınızdan bir pay düşüyorsa

Akan zaman azalan varlıktır.

Evet! Nice insan, yarın için plan yaparken

Bugünü gömmüştür.

O halde en ağır ceza ölüm değildir,

En ağır ceza, nefesi geç fark etmektir.

...

Ey kardeşlerim…

An’da takdir etmediğiniz mutluluk,

Gelecekte pişmanlık olarak geri döner.

Ah! Zamanın intikamı budur:

Kaçırılan an, özlem olarak büyür.

Çoğunun yarınları, çoktan bitmiştir bugün!

Ve sizler şimdi dünün pişmanlığını,

Yarının kaygısını omzunuza alıyorsunuz.

Hayır! Ömür yarını planlamak için verilmedi.

O hakikati keşfetmek için verildi!

...

Ey kardeşlerim…

Size zamanın kıymetini anlatmayacağım.

Çünkü o kıymetli değildir.

Siz kıymetlisiniz!

Ama kutsal gök haricinde

Bunu kimse bilmez!

...

Ey kardeşlerim…

Gerçekten dünya mı ağırlaştı?

Yoksa siz mi içine taş doldurdunuz?

Hayır işte!

Yaşamın yükü dışarıdan gelmez.

Yürek en çok,

Fark etmeden yuttuğu kabullerle ağırlaşır.

Ah! Her kabulleniş,

İçinizde küçük bir mezar kazdı.

Ve siz o mezarlığın içinde yaşamaya alıştınız.

İşte, hakikatin ortasında

Kimsesiz kalmanın adı budur:

Anlamı aramamak!

...

Ey kardeşlerim…

Çoğunun “yaşıyorum” sandığı şey,

Bir tükenmişliktir;

Hayatı anlamsız gösteren...

Oysa o öyle görünmek ister,

İçinde hakikati susturanlara,

Evet! Anlamı yutanlara!

...

Bakın! Sevgiden söz edilince

Nasıl da yüzünüz yumuşuyor.

Ama onu bir ütopya gibi dinliyorsunuz.

Sanki kırılanı oyalayan bir merhemmiş gibi…

Arzularınız mı sizi sevgiye sürüklüyor?

Oysa kötülük çoğu zaman kopmuş sevgidir.

Olgunlaşmış sevgisizliktir!

...

Sevgi yoksa yaşam yoktur.

Çünkü yalnız o,

İnsanı kendi iç mahkemesine çıkarır.

Ey kardeşlerim…

Benim sevgim, sevileni karşılıksız kuşatır

Evet, bakılan her şey sevgilidir bana

...

“Değmeyene verilen mi?” diyorsunuz şimdi!

Sevgi ticaret değildir ki bir emanettir.

Hayır! Sevgi yalnız iyilere saklanmaz.

O en karanlık kalbe düşmesi beklenen

Işıktır bende!

Evet! Utanmazları utandıran tek güçtür o!

Hani bir seferinde ne demiştim ben size:

Kirli eller ruha dokunamaz,

Yalnız aradaki cama leke bırakır!

...

Ey kardeşlerim…

Sevgim böyledir işte!

Çoğuna gülünesi gelen mistik bir keyiftir!

O, evet o!

Başkasının mutluluğuna aracılık etmektir,

Beni de sevince boğan!

Çünkü hüzün paylaşıldıkça azalır da

Sevgi paylaşıldıkça artar.

...

Siz mutluluğa ulaşmaya çalıştınız!

Hayır! Mutlu olmayı değil de

Mutlu etmeyi arzu edin!

Size sevinç duygusu yaşatacak,

Bir hayatı sürdürmeyi arzu edin!

İnsan olmanın onuruna ulaştıran o sevinç,

Size kendinizle gurur duymanızı sağlasın!

...

Ey kardeşlerim…

Sevgi bir zafiyet değildir.

Gücünüz varken hükmetmemektir.

İncindiğiniz hâlde zorbalığa düşmemektir.

Kaybettiğiniz hâlde sevgiyi düşürmemektir.

Evet bilin ki —

Sevgi olmadan iyilik

İyilik olmadan sevinç olmaz yeryüzünde!

Ah! Mutluluk değil, sevinç olsun duygunuz:

İşte aradığınız anlam budur!

...

Ey kardeşlerim…

Takdir mi görmek istiyorsunuz hayatta?

Övülmek, değerli sayılmak, görülmek…

Ah! Ne tuhaf buna ihtiyaç duymanız:

Bir insandan gelenle yükselmek!

Övgüler hayat avuntunuzdur.

Olduğunuzdan büyük hissettiren değil,

Olmanız gerekenden küçük bırakan...

Ve bilin ki —

Kendi ışığıyla yürüyemeyen,

Kalabalığın gölgesine sığınır.

...

Ey kardeşlerim…

Ben sevilmek değil,

Yalnız sevmek istiyorum!

Gücüm varken hükmetmemek,

Haklıyken ezmemek,

Kırılmışken kırmamak için!

Onur işte buysa:

Hadi! İyilikte birbirimizle yarışalım!

...

Ey kardeşlerim…

Ahlaklı olduğunuzu söylüyorsunuz.

Doğruyu savunduğunuzu,

Kimseye kötülük etmediğinizi…

Sizi tehlike yokken pek dürüst gördüm.

Ama sorarım size:

Tehlike geldiğinde nerede durdunuz?

Kötülükle savaşırken kötülüğe dönüşmeyin.

Zalimin hakkını bile koruyabiliyorsanız,

İşte orada iyilik başlar.

Evet! Cesaret,

Bir düşmana değil;

Kendi duygularınıza hükmetmektir.

Evet! Rahatken erdemli olmak kolaydır,

Güvenliyken de doğruyu savunmak.

Ama üstünlük,

Kaybetme ihtimali doğduğunda başlar.

Evet! Gerçeği savunmak,

Yalnız ve tek başına kalırken anlamlıdır.

...

Gücünüzü üstünlük sayıp

Soylulukla mı karıştırıyorsunuz onu yoksa?

Ey kardeşlerim…

Üstünlük büyük suçlarda değil;

Küçük inatlarda sınanır.

Evet! İyilik

Yalnız masumlara duyulan

Merhamet değildir.

Asıl sınav, acı sunana inat

Karşılıksız iyilikte gizlidir.

...

Ey kardeşlerim…

Kendinize sormadığınız soruyu

Ben şimdi sorayım size:

Varlığınız neye hizmet ediyor?

Hayır, bilin ki —“varlık bırakmak”

Bazen kirletmenin başka adıdır.

Ve şimdi son soruyu kendinize sorun:

İnsan olmak için mi yaşıyorsunuz,

Yoksa yalnızca tüketerek

Nefes mi alıyorsunuz?

Ah! Her ölümlü, bir ölüyü yiyerek büyür!

...

Ey kardeşlerim…

Yaşamın anlamını sordunuz bana,

Hakikati benden duymak istediniz.

Şimdi size en sert gerçeği söyleyeceğim:

Ölmeden öldürün kendinizi!

Ey kardeşlerim…

Yaşamın gayesi,

Vicdanın yüzleştiği yerde olgunlaşansa:

Ölmeden önce öldürün kendinizi!

Çünkü insan,

Ölümden sonra değil;

Arzularını öldürdüğü an doğar.

Üst insan olduğu an doğar!


...

Ey kardeşlerim…

Yüzünüzü buruşturdunuz!

Beğenmediniz mi?

Poetik dille ama lineer anlatım olmayan,

Tematik içsel yankımın sesini!

E2'nin çağrısını!


Yoksa P'mi konuşsun isterdiniz,

Ölümle hayatın anlamını hatırlamak yerine!


...

Ey çok sevilenler! Ey aykırı gençliklerim!

Siz yine de düşünün onun söylediklerini!

Olur ki hoşunuza gitmeyen şey,

Daha güzel ve daha iyidir!


Çünkü yanılabileceğini bilen her zihin,

Hakikate en yakın olandır!


14 Şubat 2026

ODTÜ, Ankara

Zihinsel Geviş Getirme Seansları XXVI


Yorumlar


bottom of page