
Yarım Elma (Yeni Bölüm #10)
- Ergün Gültekin

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Ey gönül, sana sevgiyi öğrettim; kendi bolluğunu uzak kıyıda tanımayı ve öteki kalpte kendi sırrını bulmayı.
Evet, sana kendi bütünlüğünü öteki yarım elmada tanımanın sevincini öğrettim.
...
Ey gönül, seni mevsimlerin hükmünden arındırdım, üzerinden tüm eskimeleri ve tüm solmaları sildim; sevgin artık günlerle çoğalmıyor ve gecelerle eksilmiyor.
Evet, Sevenin sevgisinin ne yorulduğunu ne de yaşlandığını öğrettim sana!
...
Ey gönül, arzuların beklentilerini temizledim üzerinden ve seni armağanının ardından dönüp bakmayan ellere benzettim.
Ve sahiden, “sevgim bir şey yapmana muhtaç olsaydı, kalbim seni sevgili yapmazdı!” demeyi öğrettim.
...
Ey gönül, sana güneşin huyunu verdim; vermekle eksilmeyen ve uzaklıkla soğumayan. Ah, sana ışığın yazgısını verdim!
Şimdi mesafelerin ve suskunlukların içinden eksilmeden geçiyorsun. Ve artık sevilenin varlığını bilmek sana yetiyor.
...
Ey gönül, seni güzelliklerin büyüsünden kurtardım; şimdi sevginin nedenlerini sayamıyorsun artık.
Ah! Senin bildiğin gibi kim bilebilir ki yalnız “O” diye sevmenin asil sırrını?
...
Ey gönül, senden bütün ölçüleri aldım; şimdi sevgilinin görünen yüzünü de, eksik sanılan yanını da aynı sevgiyle kucaklıyorsun. Ve her şeyini onun, hiçbir şeyinle seviyorsun.
...
Ey gönül, sevgilinin üzerine kapanan elleri aldım senden; bizzat ben verdim sana “benimsin, bana ait olmadan” adını.
Evet! Kafes kuran sevgileri aldım senden; bizzat ben verdim sana açık göklerin eşsiz sadakatini.
...
Ey gönül, sana tanımadan bilmeyi öğrettim; iki yankının birbirini dağlar aşmadan tanıması gibi.
Ah, sana o eski tanışıklığı öğrettim; ilk bakıştan önce birbirini bilen kalplerin yakınlığını.
Kalbinin bildiğine gözlerin sonradan yetişiyor şimdi. Evet! “Kalbinin bildiğinden başka bir bilgim yok” demeyi öğrettim sana.
...
Ey gönül, sana bütün uzak kıyıları ve onların bütün tatlı özlemlerini verdim içesin diye. Evet, her susuşu ve her bekleyişi ve her ayrılığı ve her kavuşmayı döktüm üzerine: geniş bir gök gibi büyüdün sen de.
...
Ey gönül, aşırı zengin ve yüklü duruyorsun şimdi, birbirini hiç görmeyen yıldızları aynı gecede taşıyan bir gök: taşkınlığınla ağırlaşmış, bolluktan bekleyen ve bekleyişinden utanan. Ve neyi sevdiğini sorana artık ellerin boş dönüyor.
...
Ey gönül, her şeyi verdim sana, ellerim sende boşaldı; ve şimdi! Şimdi soruyorsun gülümseyerek ve hüzünle: “Hangimiz borçlu? Seven mi sevilene borçlu, sevilen mi sevene?”
...
Ey gönül, anlıyorum hüznünün gülümseyişini: taşkınlığın uzatıyor şimdi özlem dolu ellerini!
Sen artık neyi sevdiğini sayıp dökemiyorsun. Sevdiğini bilinenleriyle de bilinmeyenleriyle de kucaklıyorsun. Ve bir neden aradığında yalnız onu, sevileni buluyorsun.
...
Ey gönül, istedim ya senden sevgiyi öğrenmeni; sevgiliyle birlikte bütün âlemi sevesin diye.
Varlığı onunla, yokluğu onsuz diye sevebilesin diye. Ve sevgiliyi bütün varlığıyla kucaklayasın diye.
...
Şimdi sus ey gönül; en iyi sözün sevmendir. Ama en iyisi: sev sevileni! Ve bırak ben de seni benzerliğimle seveyim.
29 Mayıs 2026
Lara, Antalya



Yorumlar