top of page

Yarım Elma (Yeni Bölüm #8)

I.

Sevgi üzerine söylediğim sözler

Erkendir çoğuna;

çünkü çoğu insan sevmek derken,

karşılıklı bağ kurmayı sanır.

Ve erdem taslamak isteyenler,

sözün başında bağlılıktan,

sadakatten, fedakârlıktan dem vurur;

Ama yaşamaya gelince

Karşılıklı “karşılıksızlık” bulunmaz.

Ah! sevgi adına konuşmak kolaydır.

Belki bu yüzden sevgi çok konuşulur;

ama yaşayan azdır!

II.

Bu ağırlığı dağıttım

ve şunu yüzlerine vurdum:

Yarım Elma’yı kimse bilmez —

aykırı zihnin yoluna düşmeyen dışında.

Ama o, insana sevgiyi tattıran bir hâldir;

çünkü yarım elmasına rastlayan,

sevdiğini kendine bağlamaz da

kendini beklentiden geri çeker.

Evet! Ona yol bırakır.

Ancak o ayırır,

sevgi olanı hevesten.

Sevgi ne artar ne eksilir;

sevgi, sevgilinin kendisi olarak kalır.

III.

Cahillerin arasında bilerek oturdum,

Kıskançlıkların ve karşılık hesabının yanında.

Evet, güldüm onlara;

Sadakat diye sunulan bağlarına,

Sevgiyi sahiplik sananlara.

Çünkü gerçek seven bilir:

En ağır bağlar, sevgi kılığıyla kurulur.

Konuştum kendimle:

Benim sevgim,

Kalabalığın öğrettiği sevgi anlayışını

Yanlışlamak için doğmuş!

Ve anlattım onu...

Tüm eski yanlışları sarsmalarını bekledim,

beni dinleyen siz aykırılardan;

o eski sahiplenme anlayışına,

“senin için” diye konuşanlara,

korumayı erdem sananlara,

sevgiyi zincirle,

boğucu kucaklarla bezeyenlere

kahkahalarla gülsünler diye.

IV.

Sahiden, bağırdım onlara,

o cahil sevenlere:

Çok sevenleriniz bile

ne kadar kendine dönük!

En fedakârlarınız bile ne kadar hesaplı!

Bak, işte yeni bir öğreti size:

Ama onu benimle birlikte

kalplere taşıyacak insanlar nerede?

Ah! Aykırı bir zihin,

yarım elmasını çok sever!

Ama arzularını tahta oturtmaz ki...

O ne sahiplenir

ne de sahip olunmak ister.

Sevileni bir güzellik için değil,

her şeyinden arınmış hâliyle

‘O’ olarak sever!

V.

Büyüten özlemim bağırdı içimden;

insanlar arasında doğan o çıplak bilgelik,

kendini geri çekebilen sevginin bilgeliği.

Ve sürükledi o beni

daha açık olana,

daha dürüst olana;

insanların arasına,

sevginin yük edilmediği,

zincire dönüşmediği yere.

Budur olgun ruhların isteği:

Yarım elmayı “aranan” sanmak istemezler.

Ah! Nerden bilsinler:

Git dediği için değil;

kal demediği için seveni.

Onun sevgisi uzaklıkla eksilmez ki:

Onu yok eden şey mesafe değil,

Sevgiliyi unutmaktır!

VI.

Ve orada yeniden gördüm

O eski düşmanımı:

“benim” diyen sesi,

sevgi diye titreyen doymayan korkuyu,

bırakamayan eli.

Ah! Bazı sevgiler,

sevmekten değil,

kendi boşluğunu

başkasına yükleme arzusundan doğarmış;

evet! sahip olmaktan beslenirmiş.

O zaman sorarım herkese:

Sevilenin,

eksik sanılanla bile

eksiksiz görülmesi gerekmez mi?

VII.

Ha! Sevgi, sevileni değil,

sevgiliyle her şeyi sevmektir.

Çünkü seven,

sevdiğinin bir özelliğine değil,

varlığına minnet duyar.

Evet! Sevinci, sevgilinin kendisidir.

Ve sahiden, seçkin bir sözdür şu:

“Sevgiliye yük olmadan sevmek isteriz.”

Ah! Böyledir bizim tarzımız;

ve severim karşılık istemeyenleri.

çünkü onların derdi,

sevilmek değil, sevmektir.

VIII.

“Çok iyi sevenler” vardır;

ama onlar asla gerçeği söylemez.

Evet! İyi görünmek, sevgide bir hastalıktır.

Ah, Kardeşlerim!

O kitabımı mı,

Çöl Tavşanını mı soruyorsunuz bana?

O vakit dinleyin benden,

Gizemli yarım elmayı

Ve ona ait tüm bilinmeyenleri!

Hayır! Hayır, kardeşlerim,

sevgi hakkında sadece kuruntu vardı;

bilgelik değil.

Ve bu yüzden benden önce:

sadece zan vardı; hakikat değil.

O halde kardeşlerim,

Düşmedi mi tüm hevesler,

Artık benimle suya?

Kim tutunur hâlâ

Sevgi adına arzuya?

25 Aralık 2025

Göztepe, İstanbul


Yorumlar


bottom of page