top of page

Yozlaşmanın Sebepleri Üzerine...

Güncelleme tarihi: 9 Mar 2025




Bunu söylediğim için çok üzgünüm ama malesef ahlaksızlık bu diyarda, -dört bir yana nüfus eden salgın bir illet gibi- dillerde övgüyle dolaşır olmuş, gönüllerde ve ruhlarda iltifat gören bir yer tutmuş.

Evet! Adalet, hakkaniyet, özgürlük ve eşitlik gibi kurucu değerler burada ölçüsünü tamamen yitirmiş; ne hakikati ifade eden söylemler ne de insan onurunu koruma amacına hizmet eden davranışlar, gönülleri ıslah edebilmiş.

Rahatsız edici her şeye kulak tıkama ve büyük bir duyarsızlıkla kenara çekilme ahlaksızlığı yüzünden, sonunda herkes “sorunun faili olarak başkalarını işaret etme ve bir kurtarıcıyı bekleme” hastalığına kapılmış.

...

Neden mi şikayet ettikleri sorunlara çözüm bulamıyorlar?

Sorunlara çözüm bulmadaki beceriksizlikleri, olumsuzluklara duyarsızlaşma ve birbirini ötekileştirme ahlaksızlığından kaynaklanıyor da ondan.

Evet! Topu taca atma, faili dışarıda arama veya üçüncü şahısları sorumlu tutma alışkanlığı yüzünden, “kendi varlıklarının değerlerle olan ilişkisini kaybetme ve doğruları fark etmeme” cezasını yaşıyorlar!

Evet, evet! Kendilerinden beklenen sorumlulukları yerine getirmedikleri için gam, keder ve hüznün üzerlerini sessizce örttüğünü bilemeden, -sürekli artan bir huzursuzluk duygusuyla- yavaş yavaş helak olma cezasını yaşıyorlar!

..

Ama bugün şirketi uçurumun kenarına sürükleyen, sadece zalim erk sahiplerinin yıkıcı tasarrufları değildir.

Mevcut düzenin bekçileri olarak görev yapan yöneticiler de aynı şekilde kusurludur. Zalime payandalık eden bu ahmak yöneticiler, -ellerindeki gücü bir değişim hikâyesi kurgulamak için değil- kendi çıkarlarını maksimize etmek için kullanmaktadır.

Evet! Onlar, bugün ve idealler arasında derin uçurumlar yaratır; adaleti bir köşeye iter, kibrin ve tahakkümün gölgesinde keyifle hüküm sürerler. Ama bilmezler ki bu düzenin ömrü, çoğunluğun birer figüran olarak kalmayı kabullenmesiyle sınırlı olacaktır.

Başkalarını göz ardı ederek kendi menfaatlerini düşünme alışkanlığına sahip olan ve diğerlerini ötekileştirerek nemalanacağı bir sonraki fırsatı kollayan, bu zorba yöneticilere buradan şöyle seslenmek istiyorum:

Ey yoksunlukları kendi değerleri olan! Ne zamandan beri buralarda ‘bencillik’ bir marifet, adaleti örseleyen ‘gözü açıklık’ bir meziyet oldu! Hiç kendinizden utanmıyor musunuz?

...

Ama malesef mevcut sistemin ahlaksızlıkla yoğrulması, sadece erk sahipleri ve düzene gardiyanlık yapan yöneticilerin suçu da değildir. Bugün, ahlaksızlığın kök salmasının başlıca nedenlerinden biri de çoğunluğa sahip insanların kendi haklarını unutup, bir avuç kuru ekmek uğruna insanca yaşam hakkından vazgeçmeyi ve sömürülmeyi kabullenmesidir.

Bu özgüvenini kaybetmiş köle ruhlu tavır, etik değerleri yalnızca kendine yabancılaştırmaz; aynı zamanda, güzel geleceğe olan ümit dolu inancı da kemirip yok eder.

Evet! Muhtaç, çaresiz olduğunu düşünerek ve-yitik özgüven duygusuyla- gidecek hiçbir yeri olmadığına inanarak, zalimlerin gölgesine sığınan bu köle ruhlu çoğunluk, ne yazık ki en az onlar kadar suçludur. Evet! Onlar da bu zulüm çarkını döndüren ellerdir.

Tam da bulunduğum yerden, bu yıkıcı düzenin yakıcı ateşini, nefesleriyle körükleyen o köle ruhlu kalabalıklara seslenmek istiyorum:

Ey kendini uçuruma sürükleyenler! Yanılmayı arzu eden bir kritikle konuşacağım: Eğer ki bilgiye kaynaklık eden, faydalı olma arzusunu koruyan ve ahlaki sorumluluk duygusuyla hareket eden bireyler olsaydınız, bugün bu kadar yılgınlık, bıkkınlık ve tükenmişlik yaşamazdınız!

Ey cehaletle yoldaş olanlar! -Hak ve özgürlükleri kısıtlayan, değerleri dejenere eden, örgütü çürümüş bir hale getiren- bu zalimlerin himayesinde yaşama gayretiniz, malesef hepinizi yok olmaya mahkûm ediyor. Ama unutmayın ki, zulme razı olan suskun kalabalıkların sonu, her zaman hüsrandır. Budalalık etmeyin, kendinize gelin!

...

Evet! Hiyerarşik olarak üstün konumlara gelmiş ama adaleti çiğneyen bu zalimlerin hüküm sürdüğü bir şirkette, bugün insanlığın onurunu hiçe sayan düzenler inşa ediliyor.


Ama onların peşinden salyaları akarak ahlaksızlığa payandalık yapan yöneticiler ile avuçları patlayana kadar adaletsizliği alkışlayan cahil kalabalıklarla birlikte...


07 Aralık 2024

Ankara


Yorumlar


bottom of page