
Yüksek Doruklar Hep Yalnızdır, Ama En Çok Onlar Çeker Yıldırımı!
- Ergün Gültekin

- 26 May 2025
- 2 dakikada okunur
Ah! Sen, karanlıkta parlayan aykırı!
Bir bir döküldü üstündeki süslü anlamlar…
Sustu kalabalık, sustu aynalar—
Ve sen kaldın,
Kendine bile itiraf edemediğin
O çıplaklığınla baş başa.
Ey, kendi yansımasından ürken!
Ne kaldı geriye senden?
Bir benlik mi?
Yoksa başkalarının gözüyle yüceltilmiş,
Ama kendi kalbinde çoktan sönmüş
Bir hayal mi?
Sana soruyorum:
Hiç kendi içini aradın mı, kendi karanlığında?
“Sen… kimsin?” diye fısıldayan sesi
Her susturduğunda,
Aynan bir kat daha kararmadı mı?
---
Ey, içindeki zirveye hâlâ inanan!
Yücelik mi istiyorsun?
O hâlde bil ki:
Yücelik, gül bahçesinde değil—
Taşların, dikenlerin ve yalnızlığın yolundadır.
O, rüzgârla dövülmüş bir kayalıkta
Ayakta kalan bir sessizliktir:
Görünmez bir direniş gibi,
Kimse yokken de sarsılmadan duran.
Hayır!
Yücelik ışık vermez sana—önce yakar!
Ve sonra küllerinden sorar:
“Bu ateşi gerçekten sen mi istedin?”
Yücelik, aykırı ruhunla yaşamaktır—
Doğru bildiğin uğruna
Alkışsız yürümek,
Yanlış anlaşılsan bile susmamaktır.
Evet!
Yüksek doruklar hep yalnızdır,
Ama en çok onlar çeker yıldırımı!
---
Ey, yankı bırakmak isteyen gençliğim!
Zirveye çıkan çoktur—
Ama yürüyerek çıkan azdır,
Hem de yalınayak, hem de sessizce…
Sen zannettin ki farklı olmak,
Yeni kelimeler söylemekle olur.
Ama hayır!
Gerçek fark,
Suskunlukta yankı yaratmaktır.
Çünkü hakikat,
En çok sessiz kalanların içinde çığlık olur!
---
Ey, içinden bağıran ama suskunluk veren!
Sen adalet dedin—
Ama zalimin gölgesinde sessiz oturdun.
Sen özgürlük istedin—
Ama zincirlerini kutsallaştırdın.
Ve sonra… korktun.
Çünkü özgürlük, sorumluluk ister!
Ve sen, kendi ışığına gözlerini kapattın.
Unutma:
Kendi ışığından korkan,
Başkalarının gölgesine sığınır.
Ve bazen en sessiz görünenler—
İçlerinde en gürültülü karanlığı taşır.
---
Ey, adım atmadan gökyüzü isteyen!
Oturduğun yerde çiçek açmaz!
Sessizlik, tohum değildir—
Toprağın unuttuğu bir çürümedir!
Hadi, kalk!
Çünkü yerinde duranlar,
Göğe uzanamaz.
Evet!
Yalnız kalacaksın.
Çünkü hakikati sırtlanan,
Önce kalabalığı terk eder.
Ama unutma:
Kalabalıktan ayrılan her yolcu kaybolmaz—
Bazısı sadece
Kendi yıldızına yürür.
Ve sen—
Ey çok sevilen!
Eğer o yıldızı taşıyorsan içinde,
Gecenin karanlığından da korkma!
Çünkü yıldızlar,
Yalnız karanlıkta görünür.
---
Ne? Kendini aşmak mı istiyorsun?
O hâlde anla:
Aykırı olan yanmaz—
Kendini yakar ve küllerinden doğar.
Ve doğmak… acıtır.
Ama bil ki:
Yalnızca doğan, yaşam verebilir.
Bak şimdi!
Sana insanı değil—kendini öğretiyorum.
Ama o “kendilik”,
Öğretilmez…
Yaşanır, yanılır, yanar ve yeniden doğar.
O, yıldırımdır—
Kendi mutluluğunu bile çarpan bir ışık.
O, denizdir—
Kirli ırmakları içine alıp bozulmadan kalan.
O, aykırılıktır—
Yeryüzünü yadsımayan ama onu aşan.
Ve o...
O yalnız, sensin, ey sevilen!
Başkalarının doğrusuna başkaldıran,
Sürünün yolunu değil—
Uçurumun kenarını seçen!
26 Mayıs 2025
Sincan, Ankara




Yorumlar