top of page

Çünkü Kovulan Sen Değilsin, Hakikatle Geri Alınan Benim!

I.

Bilgi bir kandildir de

Hakikat onunla görünür.

Evet! İnsan için tek gerçek miras:

Hakikattir!

Ama söyle bana:

Ey konuşan! Ey iddia sahibi!

Akıl tartmazsa,

Hangi bilgi hakikatin yolunu bulur?

Evet, sorgulanmamış,

Ahlâkla yoğrulmamış

Her bilgi zulme dönüşmez mi?

II.

Ama unutma:

Ardımızda miras bıraktığımız tek şey

Aktardığımız bilgilerse,

Hayatta bize ezberletilenleri

Yoklamak gerek!

Ben yoklarım, ha!

Bana doğru diye sunulan her şeyi

Önce aklımın terazisine koyarım,

Sonra da vicdanımın önüne çıkarırım.

Çünkü bilirim:

Taşınan her bilgi miras değildir;

Bazısı yük olur,

Bazısı karanlıkta bırakır.

İşte bu yüzden, ben:

Doğruluk iddiasıyla sunulan her şeyi,

Aklım ve vicdanımla tahkik edip sorgularım!

III.

Ah! Ben değerleri

Kuru bir bilginin içine hapsetmem.

İnsanların insanları öğütmesine de

Razı olmam.

Ağızdan düşen her söz

Başkasının omzuna çöküyorsa,

Evet, orada susmam.

Evet bilenim:

Ezberlenmiş bilgi yük olur, insana.

IV.

O halde, ey bana ait olmayan tutunma!

Ayrıl! Ayrıl!

Düş zihnimden yanlışlarınla!

İn artık, üzerime çökmüş yabancı!

Ben senin yapmak istediğini de

Sessiz sabrını da bilirim.

Ah! Kim seni benden söküp atacak?

Düğümünü çöz, karanlık alışkanlık:

Ve fark et! Seni taşımıyorum artık

V.

Zalim olan

Bilgi ışığından nasibini almamış,

Karanlıkta kalmış insansa eğer;

Ben kendimi yoklamak

Ve kendimdeki karanlık tarafın

Farkında olmak isterim.

Duymuyor musun, ey karanlık?

Ayrıl! Ayrıl!

VI.

Bilmez misin?

Yüreğime çöken hiçbir yük saklı kalmaz;

Gizemli merakım, hepsini açığa çıkarır!

Evet: merak yağdır; kandil akıldır,

Ve onlarla tartılmayan bilgi yol göstermez.

Ha! Üzerimde durma!

Bir zamanlar katlanılırdın —

Evet, belki şüphem için gerekliydin!

Ama artık değilsin!

Hayır, değilsin!

VII.

Gayretle hakikate dönüşmeyen bilgi,

Vakti gelince zehir olur insana.

Evet! Vakti geçen her şey,

Kaldıkça zehir ister,

Ve ben o zehirli yanlışla yaşayamam!

Hakikat hazır verilmez ki insana;

Emek ister, irade ister.

Hayır!

Benim tarzım değildir o:

Birilerinin yuvarladığı

Küflenmiş ağırlıkları kutsamak,

“Alıştım” diye eğilmek,

“Böyle gelmiş” diye diz çökmek!

Ey çürük gerçeklik!

Bir kez koptuğunda bil ki,

Her yanlış bağ yeniden bağlanmaz.

VIII.

Ne! Taklit mi edeyim seni?

Ama akıl tartmazsa,

Doğru sanılan şey

Kötülüğe hizmet etmez mi?

Ah! Gayretsiz sahiplenilen her şey

Dogmadır bende!

Hayır, akla uygun olmayan söylentiler,

Yalnızca terk edilendir bende!

IX.

Ha! Ha!

Konuşuyor musun hâlâ?

Oyalanıyor, eski sesleri mi fısıldıyorsun?

Terk et beni! Düş yakamdan dedim.

Ayrıl! Ayrıl!

Ey yanlış bilgi!

Hileni bilmek bana yetmez —

Benden düşerek uzaklaşman gerek!

Çünkü bilmek yetmez üst insana;

O inanır: Hakikat savunulmadıkça

Zulüm ayakta kalır.

X.

Ama bu çağrı sana değil ki,

Üzerimdeki bilge inatçılığa ait!

Evet! Ben, neyin içimde yaşayıp

Neyin asalak olduğunu ayırt edenim —

Aklımla tartar, vicdanımla ayırırım.

Ve şimdi!

Seni kendimden ayırıyorum, adsız yük!

Hakikatten uzaklaştırıyorum!

Ha ha! — Üşüme, üşüme, üşüme!

Çünkü artık benden değilsin!

XI.

Bırak beni! Git!

Ne istiyorsun benden?

Neden bu kadar sıkı tutunursun?

Bırak beni! Yaklaşma — Ah! Dur!

Doğruluyorum — hissediyorum bunu!

İçimdeki eğrilik çözülüyor,

Son fazlalığımı koparıyorum!

Çünkü bilgi, hakikat ve ahlâk zinciri

Kurulduğunda insan doğrulur.

XII.

Ne! Dinlemiyor musun beni?

Ah! Hakikat neden istenmez biliyorum

Çünkü gücü elinde tutanlar için tehlikelidir.

Evet! Hakikat sevgiden yoksun değildir;

Ama yalana merhameti de yoktur.

Ama bekle… Kaçma öyle hemen!

Bütün izlerinle birlikte çekil!

Bütün ağırlığınla, bütün alışkanlıklarınla!

Git! Kaybol!

Saklanan hiçbir ağırlık karanlıkta kalmaz;

Akıl ve vicdan her şeyi açığa vurur!

O halde üzerimde durma artık!

Kovuldun!

Ama ben seni kovmuyorum ki yalnızca —

Kendimi, yanlıştan geri alıyorum!

XIII.

İn artık, üzerime çökmüş yabancı!

Bana ait değilsin.

Ayrıl! Ayrıl!

İrade, hakikatin eyleme geçmiş hâliyse

O seni benden söküp atacak!

Vakti geçen bilgi zehir olurmuş;

Ama ben zehirle yaşamam ki!

Hakikat arayışım

Elbette çoğul görüşlere tahammül ister;

Ama yanlışı mutlaklaştırmaz!

Ama bu hüküm sana değil ki!

Kendime!

Ey akıl!

Üzerimde tutunmaya kalkışan

Her bilgiyi doğru sorgularınla devir!

Ey kalp! Her doğruya,

Aynı zamanda iyi mi diye bak!

Çünkü doğru, vicdanla ısınmazsa

O artık İyi olan değildir.

Ey irade!

Doğru ve iyi olanı,

Güzel eyleme dönüştür!

De ki bana, ey yanlışın sahibi:

Vicdansız bir akıl,

Doğru olsa da kötüyü iyiden

Nasıl ayırt eder?

Hayır! Hayır! Üç kere hayır!

Üstün olma arayışı yalnız okuyarak olmaz.

Yürüyüşü akıl, yürek ve irade birlikte taşır.

Ağırlık eksilir onlarla.

Yaşamak hafiflik ister, ha!

Hayır! Dogmalar, uçmak isteyene zincirdir.

Düşündüm şimdi ve vicdanımla da tarttım.

Hah! Doğruldum işte!

Eğrilik çözüldü.

Fazlalık koptu.

Ey yanlış bilgi!

Üşüme, üşüme, üşüme!

Çünkü kovulan sen değilsin —

Hakikatle geri alınan benim.

04 Ocak 2026

ODTÜ, Ankara

Zihinsel Geviş Getirme Seansları XI


Yorumlar


bottom of page