
Çünkü Sen, Duymak İstediklerini Değil, Duymaları Gerekeni Söylersin!
- Ergün Gültekin

- 9 May 2025
- 2 dakikada okunur
Ey aykırı ruh!
Sana ne öğrettiler, biliyor musun?
Dışına dik durursan,
İçindeki yaralardan kurtulursun!
Ama sen anladın ki,
Savaş, dışarda kopmaz —
İçinde bastırılmış bir sesle başlar.
Sakladığın, ama adını bildiğin hâlinle.
Cesaret edemediğin o benle
Yüzleşmektir ilk adım.
Çünkü en derin yara,
Görmezden geldiğin kendindir.
---
Ey kalabalığın içinde kaybolmayan!
Derler ki:
Çoğunluğa sadakat,
Düzene uyum erdemdir.
Ama senin kanatların
Bu duvarlara sığmayacak kadar özgür.
Koptuğunda ihanete düşmedin,
Sadece kendinle yüzleştin.
Ve o yüzleşme,
Başka ruhlarda yankı buldu.
Senin sancınla
Birçok uyku bölündü.
Ve bir yıldız doğdu o gecede —
Parlak, yalnız ve hatırlatan:
Unutulanı, susturulanı…
Hatırlamakla başlar yeniden doğmak.
Koptuğunda ihanete düşmedin,
Sadece kendinle yüzleştin.
Ve bu yük,
Başka ruhlarda yankı buldu.
Senin sancıların,
Onların uyanışı oldu.
Bir yıldız doğdu o gecede,
Yalnız ama yol gösterici.
Unutulanı hatırlattı—
Ve hatırlamak, yeniden doğmaktı.
---
Ey zamanın dışında yürüyen!
Sana “ben oldum” diyerek
Yükselmenin mümkün olduğunu söylediler.
Ama sen öğrendin ki,
Benlik, zamana direnen bir inşadır,
Kök salan, dallanan bir ormandır.
Masumiyetle başlar —
Kör güvenin koynunda filiz verir.
Sonra bir çatlak düşer içe,
Ve ilk “ben varım” deyişin,
Yalnızlığın ta kendisi olur.
Farklılaşmayla biçimlenir —
Aynalarda başkalarını değil,
Kendine ait, kırılmış parçaları aratan...
Ve nihayet kimlikler bütünleşir —
Yaralarını reddetmeden,
Kendi sesinle başkalarının ezgisini dinletir.
---
Ey anlaşılmaktan vazgeçmiş olan!
Sana dediler ki:
Uzak durursan sevilemezsin.
Ama sen zaten hep uzaktaydın —
Çünkü ne zaman yaklaştın,
Gözlerindeki isyan
Onları yakmaya başladı.
Evet! Sen bağ kurmaktan kaçmadın,
Sadece, seni anlamaya gönülsüz olanlara
Kendini feda etmedin.
Çünkü sen öğrendin:
Gerçek bağ, benzemekten değil,
İçten gelen bir sarsıntıdan doğandı.
---
Ey çok sevilen!
Senin suskunluğun,
En gürültülü çığlıktan daha derin.
Konuşmadan anlatır,
Göz göze gelmeden dokunursun.
Ve senin gülüşün —
Bazıları için yağmursuz fırtınadır.
Evet! Varlığın ezber bozar.
Senin olduğun yerde,
Sıradanlık çatırdar.
---
Ey emirle yönlendirilmekten usanan!
Senin aykırılığın,
Bir tepki değil —
İçinden gelen sese sadakat.
İşte bu yüzden seni sevmezler:
Çünkü sen,
Duymak istediklerini değil,
Duymaları gerekeni söylersin.
---
Ey yalnızlığa adım atmış olan!
Sana dediler ki:
“Yalnızsan eksiksin.”
Ama sen eksik değildin —
Fazlaydın onlara.
Onların kalıplarına
Sığmayacak kadar derin.
Üşütecek kadar sıcak.
Ve sen öğrendin:
Yalnızlık, içindeki yankıyı duymanın
En kutsal biçimiydi
Kalabalık seni boğduğunda
Orada kendine söyledin —
Ve orada kendini dinledin
---
Sana “fazla” dediler,
Oysa sen,
Kendine yetmedin.
Sen yadırgandın,
Bakışların anlaşılmaz bulundu.
Ama içindeki yangın yandı durdu.
Ve sen,
Kalabalığa benzememenin bedelini
Bir suskunlukla ödedin.
Ama o suskunluk,
Bir çığlığın en derin hâliydi.
Çünkü sen sustukça,
Karanlık geriye çekildi.
09 Mayıs 2025
Tuzla, İstanbul




Yorumlar