
Şimdi Susuyorum — Çünkü Bazı Hakikatler, Kelimelerle Değil, Sezgiyle Keşfedilmelidir!
- Ergün Gültekin

- 1 Haz 2025
- 3 dakikada okunur
Ey insanlar, dinleyin beni, sessizliğin kıyısında! Çünkü bazı hakikatler vardır ki, sözle değil — suskunluğun derinliğinde çağlar. Ve şimdi bu çağrının içinden yükselen seslerle yüzleşin!
...
Ey iyiliği gösteri sananlar! Siz yardım ettiniz — ama özgür kılmadınız! Her uzattığınız elde, görünmeyen bir düğüm sakladınız. İyilik verdiniz, evet — ama bir takas ister gibi!
Ve sonra beklediniz… Minnet, teşekkür, bağlılık!
Ama ben gördüm: Karşılık beklenen bir iyilik, bağış değil — pazarlıktır! Ben yardım etmedim; sevgimi salıverdim! Çünkü gerçek iyilik, hatırlanınca kirlenir —çıkar ilişkisine döndüğünde değerini yitirir.
O hâlde şimdi: İyiliği bir zincir gibi sunma! Verdiğini unut — ve sonra dönüp yüze vurma! Çünkü iyilik, hatırlanırsa hüküm olur; ama unutulursa—özgürlük doğurur!
...
Ey sabırla övünenler! Adım atmaktan kaçtınız — ve bunu erdem sandınız! Ama ben gördüm: Sizin sabrınız, ümitle bekleyiş değil — korkudur! Bir adım atmaktan ürken bir kalbin, gölgelere sığınmasıdır!
Ben sabretmedim! Yandım, yürüdüm, yüzleştim! Çünkü sabır bazen, cesaretin cenazesidir — hakikatin boğazındaki düğümdür!
Şimdi sor kendine: Sustuğun için mi sağ kaldın — yoksa korktuğun için mi sustun?
...
Ey barışık olmayı meziyet bilenler! Siz, herkesle iyi geçindiniz diye kendinizi bilge sandınız. Fakat ben gördüm ki: Herkesle iyi geçinen, çoğu kez kendisiyle çatışır! Evet! Barışmadığınız tek şey — kendi hakikatinizdi. Ve siz, buna olgunluk dediniz!
Ama ben önce kendimle savaştım; neyi affedip neyi değiştirmem gerektiğini de orada öğrendim. Çünkü barışmak, kabullenmek değil — uyanmak ister! Ve barış, herkesle değil — hakikatle yapılır!
Evet! Güçlü olmak, sevilmemeyi göze almaktır. Üstünlük, alkış yerine yalnızlığı kucaklamaya hazır olmaktır!
Şimdi düşün: Uysallıkla karıştırdığın hangi barış, seni senden uzaklaştırdı?
...
Ey affetmeyi kolayca önerenler! Siz, affetmenin yücelik olduğunu sandınız. Ama çoğu zaman affetmediniz — sadece unuttunuz! Bir cümleyle susturdunuz kalbinizi; hiç bakmadan, hiç dokunmadan geçtiniz kendi acınızın yanından.
Fakat ben hemen affetmedim. Önce baktım, hissettim, sonra sustum — ve alabildiğine sevdim. Çünkü affetmek, unutmak değil — sevgiye dönüştürmekti.
Evet! Bazı suçlar, affetmek için değil — hatırlamak içindi. Ve unutmak değil; hatırlayıp sevmek bazen en büyük adaletti. Evet! Yaralar, unutarak değil — sevgiyle yüzleşerek iyileşirdi!
O hâlde şimdi sor kendine: Gerçekten affettin mi, yoksa sadece unuttun mu? Yoksa hâlâ aynı yerden yaran kanıyor mu?
...
Ey pişmanlığı dua sananlar! Siz, iç geçirmeyi içtenlik sandınız. Ama çoğu zaman pişman olmadınız — yalnızca utandınız! Birkaç damla gözyaşıyla örttünüz yanlışı; oysa içinizde hâlâ yanan şey, yanmışlık değil — bastırılmışlıktı!
Fakat ben hiç pişmanlık duymadım. Başımı öne eğmedim; hatanın karşısına dimdik çıktım. Evet! Geri döndüm, yüzleştim ve seslendim… İçimdeki yankıyla konuştum, gururu aştım, acıyı taşıdım. Çünkü gerçek pişmanlık, kaçışta değil — taşıyabildiğin yükte, adını koyabildiğin yaradaydı. Ve dua, sadece dilde değil — alın terindeydi. Evet! Yüzleşmek, kendine sırt çevirmemekti, acıya bakabilmekti.
Şimdi sor kendine: Gerçekten sorumluluk aldın mı, yoksa sadece hatanı derinlere mi gömdün? Utandığın için mi sustun, yoksa fark ettiğin için mi konuştun?
Evet bazı hatalar af değil, kefaret; suskunluk değil, cesaret ister!
...
Ey her doğruyu haykıranlar! Siz hakikati söylediniz — ama zamansız söylediniz! Ve sandınız ki her doğru, her yerde parlar… Ama ben gördüm: Zamanından önce söylenen her söz, bir hakikat değil — bir ihanetti!
Ben yaşadım: Gerçeği söylemek yalnızca söz değil — sorumluluktu. Doğru, sadece ne söylediğin değil; ne zaman ve nasıl söylediğindi! Evet, bazen sustum. Çünkü bazı yaralar, sese değil — sessizliğe ihtiyaç duyardı.
Ama susmak her zaman bilgelik değil; bazen yalnızca bir yenilgiydi. Ve her suskunluk soylu değil; bazıları bir teslimiyetti!
Şimdi sor kendine: Hangi doğruyla, bir kalbi onarmadan önce yaktın? Gerçek mi söyledin — yoksa öfkeni mi giydirip baktın?
...
Ey insanlar! Bugün yalnızca söylediklerimle değil — söylemediklerimle de konuştum. Çünkü bazen en derin çağrı, yarım kalan bir bakışta saklıdır!
Şimdi susuyorum — çünkü bazı hakikatler, kelimelerle değil, sezgiyle keşfedilmelidir.
O hâlde şimdi sor kendine ve diğerlerine: Duyduğun her söz mü seni büyüttü, yoksa sustuğum yerler mi içini sarstı? Ve gerçekten anladın mı beni — yoksa sadece duydun mu?
1 Haziran 2025
Çankaya, Ankara




Yorumlar