top of page

Şimdi Susuyorum — Çünkü Bazı Hakikatler, Kelimelerle Değil, Sezgiyle Keşfedilmelidir!

Ey insanlar, dinleyin beni, sessizliğin kıyısında! Çünkü bazı hakikatler vardır ki, sözle değil — suskunluğun derinliğinde çağlar. Ve şimdi bu çağrının içinden yükselen seslerle yüzleşin!

...

Ey iyiliği gösteri sananlar! Siz yardım ettiniz — ama özgür kılmadınız! Her uzattığınız elde, görünmeyen bir düğüm sakladınız. İyilik verdiniz, evet — ama bir takas ister gibi!

Ve sonra beklediniz… Minnet, teşekkür, bağlılık!

Ama ben gördüm: Karşılık beklenen bir iyilik, bağış değil — pazarlıktır! Ben yardım etmedim; sevgimi salıverdim! Çünkü gerçek iyilik, hatırlanınca kirlenir —çıkar ilişkisine döndüğünde değerini yitirir.

O hâlde şimdi: İyiliği bir zincir gibi sunma! Verdiğini unut — ve sonra dönüp yüze vurma! Çünkü iyilik, hatırlanırsa hüküm olur; ama unutulursa—özgürlük doğurur!

...

Ey sabırla övünenler! Adım atmaktan kaçtınız — ve bunu erdem sandınız! Ama ben gördüm: Sizin sabrınız, ümitle bekleyiş değil — korkudur! Bir adım atmaktan ürken bir kalbin, gölgelere sığınmasıdır!

Ben sabretmedim! Yandım, yürüdüm, yüzleştim! Çünkü sabır bazen, cesaretin cenazesidir — hakikatin boğazındaki düğümdür!

Şimdi sor kendine: Sustuğun için mi sağ kaldın — yoksa korktuğun için mi sustun?

...

Ey barışık olmayı meziyet bilenler! Siz, herkesle iyi geçindiniz diye kendinizi bilge sandınız. Fakat ben gördüm ki: Herkesle iyi geçinen, çoğu kez kendisiyle çatışır! Evet! Barışmadığınız tek şey — kendi hakikatinizdi. Ve siz, buna olgunluk dediniz!

Ama ben önce kendimle savaştım; neyi affedip neyi değiştirmem gerektiğini de orada öğrendim. Çünkü barışmak, kabullenmek değil — uyanmak ister! Ve barış, herkesle değil — hakikatle yapılır!

Evet! Güçlü olmak, sevilmemeyi göze almaktır. Üstünlük, alkış yerine yalnızlığı kucaklamaya hazır olmaktır!

Şimdi düşün: Uysallıkla karıştırdığın hangi barış, seni senden uzaklaştırdı?

...

Ey affetmeyi kolayca önerenler! Siz, affetmenin yücelik olduğunu sandınız. Ama çoğu zaman affetmediniz — sadece unuttunuz! Bir cümleyle susturdunuz kalbinizi; hiç bakmadan, hiç dokunmadan geçtiniz kendi acınızın yanından.

Fakat ben hemen affetmedim. Önce baktım, hissettim, sonra sustum — ve alabildiğine sevdim. Çünkü affetmek, unutmak değil — sevgiye dönüştürmekti.

Evet! Bazı suçlar, affetmek için değil — hatırlamak içindi. Ve unutmak değil; hatırlayıp sevmek bazen en büyük adaletti. Evet! Yaralar, unutarak değil — sevgiyle yüzleşerek iyileşirdi!

O hâlde şimdi sor kendine: Gerçekten affettin mi, yoksa sadece unuttun mu? Yoksa hâlâ aynı yerden yaran kanıyor mu?

...

Ey pişmanlığı dua sananlar! Siz, iç geçirmeyi içtenlik sandınız. Ama çoğu zaman pişman olmadınız — yalnızca utandınız! Birkaç damla gözyaşıyla örttünüz yanlışı; oysa içinizde hâlâ yanan şey, yanmışlık değil — bastırılmışlıktı!

Fakat ben hiç pişmanlık duymadım. Başımı öne eğmedim; hatanın karşısına dimdik çıktım. Evet! Geri döndüm, yüzleştim ve seslendim… İçimdeki yankıyla konuştum, gururu aştım, acıyı taşıdım. Çünkü gerçek pişmanlık, kaçışta değil — taşıyabildiğin yükte, adını koyabildiğin yaradaydı. Ve dua, sadece dilde değil — alın terindeydi. Evet! Yüzleşmek, kendine sırt çevirmemekti, acıya bakabilmekti.

Şimdi sor kendine: Gerçekten sorumluluk aldın mı, yoksa sadece hatanı derinlere mi gömdün? Utandığın için mi sustun, yoksa fark ettiğin için mi konuştun?


Evet bazı hatalar af değil, kefaret; suskunluk değil, cesaret ister!

...

Ey her doğruyu haykıranlar! Siz hakikati söylediniz — ama zamansız söylediniz! Ve sandınız ki her doğru, her yerde parlar… Ama ben gördüm: Zamanından önce söylenen her söz, bir hakikat değil — bir ihanetti!

Ben yaşadım: Gerçeği söylemek yalnızca söz değil — sorumluluktu. Doğru, sadece ne söylediğin değil; ne zaman ve nasıl söylediğindi! Evet, bazen sustum. Çünkü bazı yaralar, sese değil — sessizliğe ihtiyaç duyardı.


Ama susmak her zaman bilgelik değil; bazen yalnızca bir yenilgiydi. Ve her suskunluk soylu değil; bazıları bir teslimiyetti!

Şimdi sor kendine: Hangi doğruyla, bir kalbi onarmadan önce yaktın? Gerçek mi söyledin — yoksa öfkeni mi giydirip baktın?

...

Ey insanlar! Bugün yalnızca söylediklerimle değil — söylemediklerimle de konuştum. Çünkü bazen en derin çağrı, yarım kalan bir bakışta saklıdır!

Şimdi susuyorum — çünkü bazı hakikatler, kelimelerle değil, sezgiyle keşfedilmelidir.

O hâlde şimdi sor kendine ve diğerlerine: Duyduğun her söz mü seni büyüttü, yoksa sustuğum yerler mi içini sarstı? Ve gerçekten anladın mı beni — yoksa sadece duydun mu?


1 Haziran 2025

Çankaya, Ankara


Yorumlar


bottom of page